HATA!

26 3 4
                                        

BÖLÜM - 1

"Milena ve Burak bölümün en sonunda."

Hayatta birçok kez hata yapar insan. Büyük hatalar, küçük hatalar. Bu yaptığı ilk hatası değildi. Sonuncu da değildi. Ama bu yaptığı en büyük hatasıydı. Aşık olmak..

O kasvetli ortamdan uzaklaşıp biraz nefes almaya ihtiyacı vardı. Çünkü daha fazla o feryatlara, ağlama seslerine, en yakın arkadaşının haykırıp, kendini yerden yere atmasına, fazla dayanamıyor gibiydi.

Canından can gidiyordu. Bi köşeye çekilip, bacaklarını kendine çekip, yüzünü tırnaklarıyla sıkıyor ve sessizce çığlıklar atıyordu o gördüğü iç karartıcı manzaraya bakarak..

Evet işte zamanı geldi.. Toprağa giriyor o beyaz şey. Ama toprağa giren tek şey kefenin içindeki değil. Hayatı, umutları, gençliği, ailesi, geride bıraktığı herşey.. Ve bende girdim o toprağın içine..

Kafasının içinde çığlıklar atıyordu, kimsenin duymayacağını biliyordu, Burağında..

Yağmurun yağması bile onun gözyaşlarını gizlemeye yetmiyordu. Topraklar beyazlığı kaplamıştı bile. Artık dayanamıyordu o feryatlara daha fazla. Ayağa kalktı sessizce.

Hiç birşey yapmadan durdu biraz. O son atılan toprak, gözüken son beyazlığı da örtmüştü. İşte o an kendini yere savurup bağıra bağıra ağladı. Bu seferki sessiz değil, yeri göğü inletirdi.

Dizlerinin üstünde, elleriyle yerdeki ıslak toprağı sıkıyordu bi yandan da "ölüyorum" diye bağrırken. Bi kuvvetle ayağa kalkıp, koşarak mezarın yanına gitti. Ve yine ıslak toprağa atıverdi kendisini.

Onu kaldırmaya çalışan Azra' yı azarlarlayıp geri savurdu. Elleriyle kefenin üzerine atılan toprakları temizledi. Azra ve ordakiler onu kaldırmaya çalışıyorken, "bırakın! Bırakın dedim. Dokunma! Burak... Burak kalk! Dokunma! Uyan Burak gitme bırakma beni nolur gitme Burak nolur uyan kalk Burak hadi nolursun.."

Sonunda onu kaldırmayı başarmışlardı "o ölmedi! Ölmedi biliyorum uyancak o kalkcak ordan soğuk orası. Ölmedi o!"

...

Milena gözlerini açtığında tavandan gelen parlak florasan rahatsız edici ışığı görünce, tekrar kapattı gözlerini. Birden aklına bişeyler geldi ve bir hışımla yataktan kalktı. Önce nerde olduğunu kavramaya çalıştı. Karşıda ki kahverengi koltukta üstüne paltosunu örtmüş, dört büklüm uyuyan Azra' yı gördü. Daha sonra kolundaki o zımbırtıları. Yukardan şıp şıp akan seruma bağlı olduğunu görünce hemen çekti kolundan o zımbırtıları.

"Burak!" Diye bağırıp telaşla odadan çıkmaya yöneldi.

Onun bu sesine uyanan Azra onu durdurup sakinlemesine çalışırken, hemşirelerden biri de odaya geldi. "Hanfendi lütfen sakin olun. Burda bağırmamalısınız. Diğer hastaları rahatsız ediyorsunuz."

Hemşirenin bu sözünü duymayan Milena Azra' ya dönüp, " Burak? Burak nerde? Çok kötü bi kâbus gördüm Azra Burak nerde?" Deyip ağlamaya başladı. Hemşirenin ve Azra' nın kollarından kendini yavaş yavaş bırakırken.

Hemşire odadan çıktıktan sonra Azra Milena' ya şöyle dedi; "Ne Burağı Milena? Hâlâ onu mu görüyorsun rüyalarında? Unutmaya çalış artık abi! Öldü o. Öldü anlıyor musun? Burak yok artık! Olmayacakta. Kendine gel artık. Bir ay oldu unutmaya çalış. Olan sana oluyor bak hastanelerde sürünüyorsun. Lütfen yapma bunu kendine." Deyip, yere oturdu ve Milenanın ellerini tuttu.

Milena ağlıyordu. Baş parmaklarıyla Milena' nın gözyaşlarını sildi usulca. Daha sonra yüzünü okşadı. "Ağlama Milena. Bak biz dayanamıyoruz buna. Sen sevgilisiydin onun sadece. Tusem' in abisi olmasına rağmen o senin kadar acı çekmedi. Belki saçma konuşuyorum. Çünkü senin ne hissettiğini bilmiyorum ama giden gitti bir daha dönmeyecek. Yapma böyle Tusem ile senin için endişelenmeye başlıyoruz. Hem o seni bu halde görünce daha çok üzülüyor, aklına geliyor abisi tam unutmaya yüz tutmuşken."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Dec 20, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

HATAWhere stories live. Discover now