Multimedya da Derin DEMİR, BERSU ATASOY, Rüzgâr AK...
Bulutlara Esir Olduk...
Diğer bölümden hatırlatma;
Gözlerimi açtım ve karşımdaki resmi inceledim. Uraz bizi çizmişti. Ne kadar iyi çizememiş olsada karşımdaki resim hayatımda gördüğüm en güzel resim. Yaşına göre çok güzel bir resim çizmiş. Aslında Uraz görmek istediği tabloyu çizmiş. Bizim ona gösteremedigimiz tabloyu.
Uraz'ın sesiyle kendime geldim.
-Beğenmedin mi abla?
Yüzü düşen ve başını öne eğmiş Uraz'ıma döndüm,elimle çenesinden tutarak kafasını yukarıya kaldırdım. Gözlerine bakarak gülümsedim ve sıkıca sarıldım. Gözümden akan yaşa engel olamadım.
-Çok beğendim ablacım. Çok güzel olmuş. Hadi bunu en güzel yere asalım.
Gözyaşlarımı sildim hemen, Uraz görüp üzülmesin. Resmi elime aldım ve oda da en çok görünen yere astım.
-Beğendin mi yerini?
-Evet abla çok güzel oldu. Abla senden birşey isteyebilir miyim?
-Tabiki, ne istersen söyle ablacım.
-İleride resim sergisi yaparsan bu tabloyu en başa koyar mısın?
Dedi ve gülümsedi. Uraz'ın benden böyle birşey istemesi onun yaşından büyük düşündüğünün bir kanıtı. Diz çökerek kardeşimle aynı boya geldim ve o minik insanı ısıtan ellerinden tuttum.
-İleride o sergiyi seninle birlikte açacağız ve bu tabloyu en başa birlikte koyacağız. Tamam mı?
-Tamam, abla çok teşekkür ederim. Seni çok seviyorum.
-Ben de seni çok seviyorum ablacım. Ben bunları söylerken yine telefonum çalmaya başladı. Uraz'ın elini bıraktım ve çalan telefonumu alıp kim olduğuna bakmadan açtım.
-Nere de kaldınız Derin? Saaitin farkında mısın sen? Uraz nerede,oğluma birşey olmadı de... Annemi daha fazla dinlemeden sözünü kestim.
-Atölyedeyiz. Saatin farkında değilim ve Uraz benim yanımda ona birşey olmasına ben izin vermem ama söylesene anne beni kim koruyacak? Uraz 'ı ben koruyorum, beni kim koruyacak ?Anne.
Kendimi kaybetmiş bir şekilde bağırıyordum. Annem halâ birşeyler söylüyordu. Daha fazla dinlemeden telefonu annemin yüzüne kapattım. Uraz'ın ağladığını görünce sakinleşmem gerektiğinin farkına vardım ve kardeşimin yanına gidip kendisine sıkıca sarıldım. Kokusunu içime çekerek sakinleşmeye başladım. Onu nasıl korkuttuysam bana sıkıca sarılmış hıçkırarak ağlıyordu. Onun ağlamasına dayanamıyorum. O ağladıkça ben de ağladım. Kardeşimi teselli etmem gerekirken onunla oturmuş ağlıyorum. İkimizde biraz sakinleştiğimiz zaman onu kendimden ayırdım. Yüzünü avcumun içine aldım, halâ akmakta olan, canımı yakan o gözyaşlarını başparmaklarım ile sildim.
-Korkma ablacım. Özür dilerim, seni korkutmak istemedim. Uraz söylediklerim üzerine bana gülümsedi.
-Annem seni sevmese bile ben seni ölene kadar seveceğim abla. Ben o boşluğu sevgimle boş bırakmam.
Uraz'ın böyle konuşması bendeki tüm kelimelerin bitmesine yol açtı. O da farkındaydı, annemin beni sevmediğinin. Bir kez daha gurur duydum kardeşimle, beni anladığı için.
-Senin gibi biri asla ölüm demeyecek Uraz. Hadi bakalım artık eve gidelim.
-Gidelim ama sende üzülme abla lütfen.
-Tamam birtanem benim. Hadi gidelim.
Telefonumu elime aldım ve saatin 18:10 olduğunu gördüm. Gerçekten zaman çok çabuk geçiyor. Daha fazla oyalanmadan atölyeden çıktık. Biraz trafik olduğu için saat 19:21 de anca eve geldik. Kapıyı açmak için anahtarlarımı ararken kapı annem tarafından açıldı. Hemen Uraz'ı kucaklayarak sarıldı. Bana hiçbirşey demeden içeriye geçtiler. Ben de daha fazla bu sahneyi görmemek için odama çıkıp kapıyı kilitledim. Yatağıma oturarak hayatımı düşünmeye başladım. Annemin neden beni sevmediğini,babamın neden bizimle vakit geçirmediğini,geleceğimi. Hepsinden çıkardığım tek bir sonuç var, o da hiçbir zaman mutlu olmayacağım. Hep önüme başka bir engel çıkacak. Istediğim gibi bir hayat yaşayamayacağım, hayallerimi gerçekleştiremeyecek ve belki de aşık olamam. Düşüncelerimin daha fazla beynimi kemirmesine izin vermemek için Rüzgar'ı aradım. Rüzgar, Bersu ile benim dert ortağım, bizi koruyan, bizimle çeşitli şakrabanlık yapan, dostluğa önem veren sırdaşım. Biraz da telefona geç cevap veren birisi.
-Efendim güzelim? Sonun da açabildi.
-Ne yapıyorsun Gamzelim? Gamzelim kelimesini bastırarak söylüyorum. Pek hoşlanmaz kendisi.
-Deme şöyle, bir gün bunun yüzünden seninle konuşmam.
-Tamam, tamam birşey demedim.
-Bir şey mi oldu? Sesin iyi gelmiyor.
-Her zamanki konular.
-Lale teyzemi yine? Evet. Annemin beni sevmediğini Rüzgar'da biliyor. Ben cevap vermeyince Rüzgar tekrar konuştu.
-Takma güzelim. Istersen yanına gelebilirim? Rüzgar böyle deyince ne zaman dolduğunu anlamadığım gözlerimden damlalar yatağıma düştü.
-Yok. Yatarım zaten ben de şimdi.
-Ağlama güzelim. Ben de çok üzülüyorum. Insanın kendini anlayan,dinleyen bir dostu olması çok güzel. Rüzgar gibi bir dostum olduğu için çok şanslıyım.
-Teşekkür ederim Rüzgar. Her zaman yanımda olduğun için. Ve özür dilerim benim yüzümden üzüldüğün için.
-Saçmalama. Benim sizden başka kardeşim mi var? Tabiki de her zaman sizin yanınızda olacağım.
-Tamam Gamzelim, ben kapatıyorum sonra yine görüşürüz.
-Bu defalık bir şey demiyorum. Tamam güzelim görüşürüz. Telefonu kapattıktan sonra kapı çaldı. Kalkıp kapıyı açtım. Gelen kişi yardımcımız Emine teyze.
-Derin kuzum annen seni yemeğe çağırıyor.
-Yemeyecekmiş dersin Emine teyze.
-Tamam kuzum derim.
Emine teyze onbeş yıldır bu evde bizimle yaşıyor. Üzerimde annemden daha fazla emeği vardır. Telefonumdan sevdiğim müziklerden Kalben Haydi Söyle şarkısını açtım. Kalkıp pembe panterli şortlu pijamalarımı giyerek tekrar yatağa gittim. Şarkı değişmişti. Telefonumu şarza takarak Oğuzhan Koç'un Bulutlara Esir Olduk şarkısını açtım. Şarkıyı dinleyerek uykunun beni esir almasına izin verdim.
Diğer bölümde görüşmek üzere... (Puan vermeyi unutmayalım)
Kitabın resmi instagram sayfası: kalbimdekisiziwattpad
YOU ARE READING
Kalbimdeki Sızı (Ara Verildi )
Teen FictionBak sen de diyorsun Arel. Zaten uğruna ölümü almazsan o nasıl aşk olsun? Gerçek aşk bu değil midir Arel? Uğruna ölmek. Ben bile göze almışken sen de göze alamaz mısın? Bir umutla gözlerine baktım. -Uzak dur benden gece yıldızı. Gündüz kaybolacağını...
