Ocak 1978

3 0 0
                                        

Hızlı adımlar ile kalacağım eve doğru ilerliyordum. Hava Soğuk ve kararmak üzereydi. Ellerim üşümüştü.
Kadıköy'de eski bir oda tutmuştum kendime, duvarları şiş rutubetli. Ne önemi vardı ki zaten kalıcı değildim burda.
Silahımı belimden çıkarıp komidinin üzerine koydum. Bir fotoğraf ve bir kaç not ile beraber. Sobada demlediğim çayı yudumlarken notları kurcalıyordum. Yarın öğle vakti işimi bitirip eve dönmem gerekiyordu.
   Uyandığımda saat 11:43'tü hazırlanıp çıktım kadıköy iskelesine doğru. Gazeteci çocuğa seslendim.
- Aslan parçası bir milliyet
01.01.1978 ocak  İnsan Umut Ettiği Sürece Yaşar Türkiye
Üsküdar dolmuşuna atlayıp yola koyuldum. Radyoda Ferdi Tayfur derbeder şarkısı çalıyordu. 1977'nin en iyi albümlerinden.
- Kaptan ağır ol !
Diye seslendim. Üryanizade cami önünde indim karnım açtı bir simit aldım. Bakırcı Seyit ustaya gidiyordum işin açıkçası iş oydu zabıtlardan korkarak ilerliyordum. Daha yirmi beş yaşındaydım. Seyit ustanın dükkanına vardım. Dizlerimin bağı çözülüyordu korkuyordum kendimden !

- Seyit usta diye seslendim ?

-söyle yeğen  ! Dedi.

-Ben bir emanet almaya geldim. Dedim soğuk kanlı bir şekilde , yavaşça belimdeki silahı çekip ona doğrulttum.

-Sakın yapma dedi ! Korkarak . Dağ gibi adam çocuk gibi ağlar oldu namlunun ucunda o an kendi içimde o kadar büyüdüm ki elimdeki bir parça Demir ile barutla .

Silah patlamadan önce gözlerimi kapadım, açtığımda ise kulağımdaki çınlama sesi ve barut kokusu yerde kanlar içersinde yatan bir adam.
   ilk cinayetimi işlemiştim !
Farklı bir duygu ile karşı karşıya kalmıştım. Umursamadım üstünden adım atarak geçtim ve kalabalığa karıştım. Siren sesleri meraklı gözler beni teşhis etmeye çalışanlar ! Kimi uzun kimi kısa dedi . Kimi yaşlı kimi genç dedi. Bir çığlık sesi duydum kulaklarımda çınlayan parçalayan bir ses gözü yaşlı gencecik yirmilerinde bir kız. Kalabalığın içinde fısıltılar dolaştı.

- Kimsesiz kaldı.
- Annesi de yoktu bu kızın on yıl evvel ölmüş.
- Akrabası da yok genç kız bir başına ne eder.

Vicdanım beni kurşun yağmuruna tutmuştu, içim yanıyordu tamam. Kızı olduğunu bilmiyordum ki.
Herkesler dağıldıktan sonra köşe bucak saklanarak evlerine kadar gittim cenaze evine izledim yıkık dökük bir ev iki tabak bir kaşık kuru da ekmek.

Akşam vakitlerine kadar evde oturdum.  En son ben kalmıştım artık. Geldi yanıma. 

- Adın ne dedim.

- Türkan. Dedi ağlamaktan solmuş sesi ile.

- Kimin kimsen yok mu? Dedim.

-  Yok. Dedi boğuk sesi ile. 

Gözlerim doldu. Cebimden çıkarıp 100 milyon parayı verdim eline ısrarla.

-  İhtiyaçların için uğrarım yanına. Başın sağolsun dedim utanarak.

Bana belki çok kızacaksın. Babanı ben öldürdüm diyemedim diyemezsin de bilmiyordu belki de görmüyordu. Ne kadar kötü olduğunu. Masum canları yakmıştı. Benim de ondan bir farkım kalmışmıydı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 08, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

KABA DAYILARStories to obsess over. Discover now