-1-

1.4K 27 23
                                        

'Dudaklarına minik bir öpücük bırakıp örtüyü üstümüze çektim.' Son cümlemi yazıp bilgisayarımı kapattım. Saat yediye geliyordu. Babam az sonra evde olurdu.

Sandalyemi geriye itip ayağa kalktım ve banyoya doğru ilerledim. Bir yandan matematik sınavında ne halt yiyeceğimi düşünüyordum. Matematiğim, kendimi bildiğimden beri berbattı ve berbat olmaya devam edecekti.

Dişlerimi fırçalayıp odama geri dönerken kapının açılma sesini duydum. Hızlı adımlarla odama girdim. Tuvalet masamın üstündeki parfümü elime alıp birkaç fıs sıktım ve geri yerine bıraktım. Koşarak odamdan çıktım ve salona ilerledim.

Ancak tek gelen babam değildi. İş arkadaşı -her ne kadar iş arkadaşı olsa da sanat eserinden farksızdı- Andrew de yanındaydı.

"Hoşgeldin Baba." Kollarımı babamın boynuna sarıp yanağına minik bir öpücük kondurdum. Sarılma seansından sonra çekinerek kollarımı Andrew'in boynuna sardım. Mükemmel kokuyordu.

"Siz de hoşgeldiniz.. Bay Andrew."

Ona nasıl hitap edeceğimi bilmiyordum. Karşısında elim ayağım birbirine giriyor, beynim çalışmayı bırakıyordu. Benden her ne kadar 18 yaş büyük olsa da genç mankenlere bile taş çıkarırdı.

"Ben üstümü değiştirip geleceğim. Andrew, dostum sana da rahat birşeyler getirmemi ister misin?" Andrew, üstündeki ceketi çıkartıp koltuğun kenarına koydu.

"Olur Kev." Babam başını sallayıp salondan çıktı. Yalnız kalmıştık. İçimden lanet ederek koltukta rahatsızca kıpırdandım.

"Dersler nasıl gidiyor, küçük hanım?" Gelen soruyla mal gibi gözlerine baktım. "İ-iyi gidiyor Bay An-" "Andrew veya Andrew Abi de lütfen. Rahat olabilirsin güzelim."

Eriyordum.

"Peki Andrew Abi." Ona abi demek ne kadar garip olsa da sadece ismiyle hitap etmekten bin kat daha iyiydi.

"Eğer zorlandığın bir konu varsa sormaktan çekinme. Matematiğim iyidir." Nazikçe gülümsedi. Saatlerce karşısına oturup onu izleyebilirdim. "Matematiğim pek iyi değil. Aslında hiç iyi değil." "Bu akşam çalışabiliriz istersen?"

Ellerim terliyordu.

Yüzüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdım. "Eğer size de uyarsa benim için tamam."

"Ne yiyelim?" Babamın sesiyle kafamı ona çevirdim. Andrew iyice arkasına yaslanıp kolunu koltuğun kenarına koydu. "Sana bırakıyorum dostum."

Babam elindeki kıyafetleri ona uzatıp tekrar salondan çıktı. "Kitaplarını getir. Yemek hazır olana kadar bakalım zorlandıklarına." Başımla onaylayıp yerimden kalktım. Hızlı adımlarla odama gidip kitaplarımı aldım ve geri salona döndüm.

Andrew üstünü değiştirmişti bile. Giydiği siyah V yaka tişört, eminim ki yapmak için çok uğraştığı göğüs kaslarını ortaya çıkarmıştı.

Yanına oturup kitaplarımı sehpanın üstüne koydum. Gerekli olanı elime alıp kaldığım sayfayı açtım.

Boynumda hissettiğim nefes ile alt dudağımı ısırdım. Yakınımdaydı. Her ne kadar benimle birlikte kitabı baksa da yakınlığı dikkatimi dağıtıyordu.

Sayfadaki kısmı parmağımla gösterdim. "Bu-burası." Kalçasını kaydırıp iyice yaklaştı. Şimdi bacaklarımız değiyordu.

O kitaba bakarak birşeyler anlatırken gözlerim kitap ve onun arasında gidip geliyordu. Sadece bakıyordum. Anlattıkları kulaklarımdan içeri girmiyordu. Sadece anlıyormuş gibi yapıp kafamı sallıyordum.

Koluma hissettiğim baskıyla transtan çıktım. "Hey! Ivy, anladın mı?" Gözlerimi 1-2 saniyeliğine kapatıp açtım. "E-evet anladım."

Tabii ki anlamamıştım.

Diğer sayfayı çevirip konunun devamını anlatırken benim tek yaptığım onu izlemekti. Sanki Tanrı onu yaratırken tüm zamanını onun üstünde harcamış, diğerlerini unutmuş gibiydi. Andrew'in yanında babam bile -benim gözümde- sönük kalıyordu.

Anlatmayı bırakıp bana gülümseyerek bakarken zar zor teşekkür ettim. Boğazım kurumuştu. Kitabımı kapatıp oturduğum yerden kalkarken ayağım lanet olası halıya takıldı ve düşmeme belimdeki devasa eller engel oldu. Ellerini vücudumda hissettmek -her ne kadar yardım amaçlı olsa da- kasıklarımdaki tatlı sızının açığa çıkmasına neden oluyordu.

"Biraz daha dikkatli ol." Kendimi toparlamaya çalışırken minik bir kıkırtı çıktı ağzından.

Benden ne bekliyorsunuz? En nihayetinde 15 yaşında, hormonlu, bakire bir ergendim.

Euhehe

Petite Stories to obsess over. Discover now