Gözlerimi açtım. Başımda fena bir ağrı vardı. Biri kafama tokmakla vuruyor gibiydi. Gözlerimi açmak için zorladım kendimi. Siyah beyaz bir odada mavi kelebek desenli tavana bakıyordum. Rahatladım. Odamdaydım. Dün geceden sonra burada olmak mucize gibiydi. Uyuyabilirdim. Sonunda rahat bir uyku çekebil-
"ZRR"
Uyuyamazdım. Şu lanet saat çalarken olmazdı.
"ZRR"
"Ahh, hadi ama! Şaka mı bu?!"
Okula gitmeliydim. İçimdeki çocuk okulu ekmemi, otoriter iç sesim ise geç kalmamak için kalkmamı emretti. Ani bir hareketle yataktan kalktım. İlk işim eldivenlerime ilerlemek oldu. Kırmızı, siyah, deri, parmak uçları açık... Favorime gözüm takıldı sonunda. İnce, kırmızı siyah bir eldiven. Elime takar takmaz okul üniformamı üstüme geçirdim ve aynaya ilerledim. Saçımı taramadan topladım. Aşağıya indim. İki katlı bir evde oturmanın dezavantajı merdivenlerdi. Bendeki ayı uykusu yüzünden dikkatim dağınık olurdu ve kendi ayağıma takılıp düşmüşlüğüm de çoktu. Fakat bu sefer merdivenlerdeki cam kırıkları ve içki şişelerine inat düşmemiştim. Mutfağa daldım ve tost hazırlamaya başladım. İçerideki sigara kokusu midemi alt üst etmişti sabah sabah. Camı açtım. salona geçtim. Adamın kapısı açılmıştı. Durur muyum;
- Neredesin sen ha! Senden küçüğüm sana bakıyorum resmen evi leşe çevirmişsin zaten. Geçen günkü rezillikleri topladım bir arkadaşı davet ettim. Evi bıraktığım gibi bulsam şaşardım. Kız içki kokusunu alınca kötüleşti. Kızı zar zor mutfağa aldım. Yüzüme bile bakmıyor. senin derdini ben çekiyorum, okulda bütün gözler benim üstümde. Anahtarlarını ver hemen. Dışarı çık! seni evde istemiyorum. Anahtarlarını ver bana.
kapıyı açtım, onu ittim ve kapıyı kapattım. şimdi sıyrılmıştım sıyrılmasına ama umarım ayılınca söylediklerimi hatırlamazdı. Pis ayyaş. çantamı sırtıma attım. Girişteki aynaya baktım Kendime çeki düzen verip kocaman yalandan bir sırıtma takıştırdım suratıma. bir zamanlar mutluydum. bir annem ve babam vardı. bir köpeğim ve arkadaşlarım. iki kişinin öldüğü, birden 20 yaş yaşlandığım, gözlerimi kapattığımda gözlerini gördüğüm o kaza gecesine kadar. Ama üstünden çok vakit geçmişti.
Artık ayaktaydım. Güçlüydüm. Adama mesaj atarken bir yandan ayakkabımla kavga ediyordum.
'Ayık mısın?'
'Evet. Anahtarlarımı bulamıyorum'
'Eve girme diye almıştım. Tabi sen hatırlamazsın'
'Evde silahın kaldı. Dün gece kendini kanıtladın. O yüzden sana aldım. Odama girip ilk çekmeceden al'
Her zaman olduğu gibi bisikletime binip manzarayı seyrederek ilerledim. sağ tarafımda canım sıkıldıkça gittiğim uçurum vardı. yolu çalılarla kapalı olduğundan kimse orada bir uçurum olduğunu fark etmezdi.
Ben etmiştim, çünkü arkadaşım olmadığından dışarıda dolanmayı seviyordum. Tek başıma.
Vitesi arttırdım ve pedallara asıldım. Adamla evimiz kazanın olduğu sokaktaydı. bunun beni güçlü kılacağı gibi şeyler gevelemişti ağzında. yani her gün annemin ve sevgilimin bana yalvarışlarını, kanlı yüzlerini ve patlayan arabayı hayal ediyordum. tam o noktada. okulumun yoluna dönen o noktada. okulum karşımdaydı. bisikletimi park edip içeri girdim. Sırama oturdum ve öğretmenin gelmesini bekledim. Saate baktım.
7.00
işte mükemmel olmam gereken bir yarış daha başlıyordu. uzun bir günden sonra saate baktım.
18.00
okuldan çıkış vakti. derin bir nefes alıp verdim fakat rahatlamadım. çünkü işim bitmemişti. önce eve gidip silahımı, sonra işe gidip görevimi almalıydım. bisiklete bindim ve 3 dakikalık rekorumu kırmaya çalıştım. eve gittim silahı aldım ve uçurumun kenarına kadar yürüdüm. telefonumu elime aldım ve Adamı aradım.
'Nereye geleceğim?'
'Ben seni aldırtacağım. Gözünü bağlayacaklar ve seni bana getirecekler.'
'Bana güvenmiyor musun?'
'Kimseye güvenme.'
telefonu suratına kapattım ve beni almalarını bekledim.
ВЫ ЧИТАЕТЕ
Uçurumun Kenarında
Научная фантастикаAnıları katletmek zordu. Hele de onları görebiliyorsan. Hem de onları kullanabiliyor ve onlarla nefes alıyorsan. Nankörlüktü bu. Kitapları sevmeye, ama okumak yerine yakmaya benziyordu. Zorundaydım. Zorlamasalar yapmazdım. Annem ve babam gerçek deği...
