Tek başına bırakılmış bir banktayım, manzarayı izliyorum. Geride bıraktığım bir hayat var belki ya da geride bıraktığım insanlar, duygular, anılar... Ben yılları geride bıraktım, mevsimleri geride bıraktım. Sadece izledim güneşi, ayı, karı, yağmuru, yıldızları, alel acele uçan kuşları, imrenerek izledim. Tek umudum onlardan biri olmakmışcasına masumiyetle arzuladım onları üşürken de terlerken de belki yalnızlıktan geberirken de arzuladım deli gibi. Ama bakıyorum, bakıyorum saatlerdir neden mutlu değilim, neden göremiyorum? İnsan huzur bulmalı derler yeşil akan çerçerveyi izlerken, belki gözünü kapatmalı kendini orada uçsuz bucaksız huzurun kucağına bırakıp arınırken hayal etmeli ama ben gözümü kapamayalı yıllar oldu. Kendimi kendimden korumaya başlayalı yıllar oldu, bitmeyecek yıllar oldu, geçti, yüreğimi paramparça edip. Hikayemin masal olmasını isterdim en çok da, hayallerle süslü pespembe bir masal. Öyle ki insanın yüreğini ezip paramparça eden, okursan gözlerin yanar gözyaşların dinmez, yaşarsan nefesin tükenir kalbin tuz buz olur... Şimdi oturdum bu banktan dünyayı izliyorum, sizi izliyorum ve biliyorum ki birazdan kapanacak olan gözlerim hiç açılmayacağını bilirmişcesine ezberliyor her karesini bu tablonun ve beynim haykırıyor: Bu bir son.
YOU ARE READING
ZİFİR AHİR
General FictionSessiz adımlarla yürüdüğü sokağın ucundan gelen tiz ışıklı çıkış... Mucizeler, belki beklenmeyen en kötü şeyler hiç düşünmeden gelir başına. Zerre fikrin yokken tutar seni kolundan kelepçeler hayatın en ıssız köşesine bırakmaz yakanı ne kadar çırpın...
