Yansımalar (Bölüm 1)

27 0 2
                                        


Önünde buharı kalmamış ılık kahvesinin bardağı bile ona rahatsızlık veriyordu. Kafasını çevirse yine aynı haykırışları duyacakmış gibi hissediyordu. "Buradayım Lyna! Kurtar beni buradayım görmüyor musun?"

Uzun kirpikleri birbirine kenetlenecek kadar sıkı yumdu gözlerini. Bir eli hırkasını sımsıkı tutmuştu, diğer eli ise kafasındaki sesi bastırmak için masaya vurmakla meşguldü. Yansıması olan her şey ona bir zindanın kapısını ve kapıdan çıkamayan birinin varlığını haykırıyordu. Nerede kalmıştı bu doktor?!

Buraya gelmek için kendisini ikna etmesi tam bir haftasını almıştı. Ona inanan bir kişinin olma ihtimali götürmüştü belki onu oraya.

Parmaklarıyla saçlarını avuçladı. Çok fazla yansıma vardı. Tam kalkmıştı ki içeri kırkbeş yaşlarında hoş bir kadın girdi. Üzerinde önceden beyaz olan sararmış önlüğü vardı. Derin çizgileri güzelliğini gölgelemesi gerekirken yüz hatlarını daha çok ortaya çıkarmıştı. Lyna, keşke biraz gülümseyebilseydi, daha güzel görünürdü diye düşündü.

Doktor koltuğuna kurulduktan sonra kedninden emin bir biçimde ellerini masanın üzerinde birleştirdi.

"Evet, şikayetin nedir?"

Şikayetin nedir mi?! Lyna bir an yanlış bölüme müracaat etmiş olabileceğini düşündü. Acaba doktor onun grip olduğunu mu düşünüyordu? Her türlü açılışı bekliyordu ama bu kadar tekdüze bir giriş beklemiyordu. Kadın onu daha çok germişti. Gerçekten onu anlayan birinin olma ihtimalleri arasına bu doktor sonuncu bile olamazdı. Oradan kaçmak istedi. Boğazı kurumuştu. neredeyse soğumuş olan kahvesinden büyük bir yudum aldı. Ona iyi gelmesi şöyle dursun midesini kaldırmıştı.

"Sosyal çevrem yok sıkıntım bu." diyeverdi. Kadının hevesli olmadığı aşikardı. Bu yüzden kolay kurtulabileceğini umarak bu bahaneyi atmıştı ortaya. "Ah gençler... Bayılıyorsunuz gösterişi ilgiye değil mi? Tatlım sen terkedilmişsin sanırım. Uzun ilişki sonrası sorunsalları bunlar. Al şu ilacı bir hafta düzenli kullan bakalım."

Terkedilmek mi? Bir falcıya gitse daha çok derman olacağına inandı. Zorlayıcı biçimde gülümsedi ve reçeteyi alıp kendini odanın dışına attı. Uzun süredir ilk defa dışarı çıkmıştı ve buna değmemişti.

Havanın kapalı olmasına rağmen koyu renk gözlüklerini taktı. Arabasını kullanamıyor otobüslere binemiyordu. Her yer camdı her yer yansıyordu her yerde o vardı. "Gör beni, duy beni Lyna!"

En güvenli olanı yürümekti.

Etrafı alacakaranlığa bürüyen kara bulutlar şimdi kavga ediyor gibiydi. Gök gürlemesiyle irkilen Lyna önünü kapattı ve yakasını kaldırdı. İlk damla sağ yanağından aşağı süzüldü. Yağmur başlamıştı. Bir an önce eve gitmezse biriken her su çukuru ona işkence olacaktı.

Sahi; kimdi onunla konuşmaya çalışan gölgelerde yansımalarda yaşayan bu adam, kimdi ve ne istiyordu ondan bir aydır her gece her gün nedençağırıyordu onu ve neden bir tek o görüyordu? Ona bunları sorsa onun varlığını kabul etmiş mi olacaktı?

Bir an "Max... ona gitmeliyim, o inanır bana. Görmese de inanır." diye düşündü. Onun son ihtimali oydu. Birbirlerini daha çocukken tanırlardı. Aralarındaki yaş farkı Lyna'yı Maxin ailesinden deli gibi istediği ama bir türlü kavuşamadığı kız kardeşi yapıyordu.

Yürüdü. Aralıksız yarım saat boyunca o yağmur altında yürüdü.

Maxin bahçesine geldiğinde kapıyı çalıp çalmama konusunda büyük çelişki yaşamıştı. Burun kıvrımından aşağı inen yağmur damlası onu rahatsız etti. Bir eliyle yüzünü sildi diğer eliyle kapıyı çaldı. Üç kez vurdu kapıya. Çoğu zaman Maxin hayranları kapısında yattığından evde yokmuş gibi yapardı. Bir tek lyna üç kez vururdu.

Kapıyı kimse açmayınca seslendi, vücuduyla beraber sesi de titriyordu.

"Max benim!"

Kapı açıldığında Max şaşkınlıktan çenesini sarkıtmıştı.

"Lyna bu halin ne!"

Yaklaşık iki haftadır ondan haber alamıyordu. Onu karşısında görünce hem şaşkındı hem korkmuştu.

Lyna sırılsıklam olmuş paltosuna daha sıkı sarıldı ve içeri girdi. Tanrım, burası gerçekten sıcaktı. Kızaran kıvrık burnu sızlamıştı. Kendini şöminenin önüne attı ve alnına yapışan ıslak saçlarını arkaya attı.

Max olayın şokunda Lyna'nı konuşmasını bekliyordu. İlk çoku atlattıktan sonra bir kaç havlu ve bir takım pijamasıyla yanına geldi.

"Al şunları yukarda kurulan değiştir üzerini. Konuşacaklarımız var."

Azarlayıcı bir ses tonu vardı. Normal bir durum olsa muzip bir tavırla onu dalgaya alır "Abilik damarı tuttu yine" diye kıkırdardı. Ama hiç itiraz etmeden yukarı çıktı. Saçlarını kuruttu ve kendisine beş beden büyük omuzlarından aşağı sarkan pijamaları üzerine geçirdi. Hala kararsızdı. Ama başka anlatacak kimsesi de yoktu.

Gözlerini sıkıca kapattı ve banyoya, aynanın karşısına geçti. Gözlerini açar açmaz onu görmüştü.

Kıvırcık saçlarından bir tutam alnına düşmüştü. Gözleri tatlı bir maviydi. Yuvarlak yüzünü gizleyen kirli sakalı onu daha olgun gösteriyordu. Her zamankinin aksine bu kez haykırmıyordu sakince Lyna'ya bakıyordu. Çünkü bu ilk yüzyüze gelmeleriydi. Günlerdir duyduğu sesin sahibiyle ilk kez bakışıyordu.

Lyna şaşkınlıktan gözünü kırpmayı unutmuştu. İki kelime bir fısıltı şekilinde döküldü dudaklarından. "Kimsin sen?"

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Mar 10, 2019 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SONStories to obsess over. Discover now