Keyifli Okumalar!
❁ ❁ ❁
Kapana sıkışmış bir halde bana doğru yaklaşan avcının ayak seslerini dinliyorum. Etraf karanlık. Avcı görünmüyor ama ayak seslerinden yaklaştığını seziyorum.
Avcının kurduğu tuzağa düşen bir av ve kitabın son sayfasında kaybolan bir cümleyim ben. Kimsesizliğimin vurduğu darbelerle dolu kalbimin üzeri. Sessizliğimin haykırışlarına sağır kulaklarım. Tüm lezzetlere lanetli dudaklarım. Çürüyorum. Ölümü düşündüğüm her an bir kez daha istiyorum ölmeyi fakat ayak sesleri gelen avcı uzak sanki bedenime. Beni umutla vuruyor ve bir bıçak darbesinden daha fazla yakıyor canımı.
Tek bildiğim şey az sonra hayallerimin elimden alınacak olması. Bu kadar basit işte hikayem. Hayatım bu kadar trajedi değil lakin öyle olmaya yakın.
Ben baştan sona bir yıkımım.
O kapan benim bakış açım. O kapan benim dünyamda var ama senin dünyanda yok. Çünkü ben, bana kapandan daha tehlikeli gelen bir konağın içindeyim. Beni takip eden bir avcı yok. Yanımda olan, avcıdan daha tehlikeli bir adam var. Ve işittiğim ayak sesleri hayallerim. Onların gerçekleşeceğini hissedemesem de düşlemekten vazgeçmiyorum.
Yardım isteyebileceğim kimse yok etrafta. Kendi başımın çaresine her zaman olduğu gibi yine kendim bakıyordum. Emin olduğum tek şey ise vazgeçmeyecek olmamdı.
Güneşin benim için doğacağı anı beklemek zorundaydım.
Kendim için ilk defa bir şey yapmak istedim. Hayallerime sahip çıkmak, onları yarı yolda bırakmamak, hayatın bana sunacaklarını beklemek yerine onlara adım adım yaklaşmak lakin izin vermediler.
Urfa'nın kan kokan topraklarına sindi tüm çığlıklarım. Yalvardım, duymadılar. Anlatmaya çalıştığım dertlerimi örtbas ederek; içimde ki sönmek bilmeyen ateşi alevlendirdiler.
Yol ayrımı yakınken şimdiki zamana; gelecek körpe bir alay geçti yaşanmışlıklara.
Burası, doğunun şehirlerinden biri olan, Şanlıurfa. Sokakları,
geceleri ölüm sessizliğiyle harmanlanıp, gündüzleri kıyamet yerine döner ve hayat tam da o an başlar. Acı verir çoğu zaman insana. Kadın olmanın yaşattığı o yurtsuz hissi tattırır.
Ve hayat, çıkmazlarla doludur. Aynı, her adımda yeni bir çıkmaz olan benim hayatım gibi.
Bende bu şehrin bir parçasıydım.
Diğer acı hayatlar gibi beni de hayata gözlerimi açar açmaz buldu sorunlar. Zorun ne olduğunu çocuk yaşta kavradım.
Okula başladım, liseyi bitirdim ve üniversiteye gitmek istedim. İşte asıl hikaye burada başladı.
Eğitim hakkımı aramak sorun değildi. Sorun, kadın olmamdı. Okuyamaz, meslek sahibi olamazdım. Kör bir düşüncenin, başka bir kurbanıydım. Belki de benim gibi yüzlerce kadın bu düşüncenin etkisinde kalıp, daha filiz tutmamış hayallerini kurutmuştu.
Bir damla suya aç büyüyen nesiller gözyaşlarından oluşan büyük taşkınlarda can verdi. Ben de onlara göre bunları yaşayacak olan bir başkasıydım.
Fakat bana göre hakikat böyle değildi. Ben hayallerimi kurutamazdım. Hayallerimi yeşillendirip koca bir çınara dönüştürmeli ve günlerdir dur durak bilmeyen tartışmaları okumama izin verecekleri güne kadar sürdürmeliydim. Belki de, ilk defa kendim için bir şey yapacaktım.
YOU ARE READING
Nazîn
General FictionBir adam tanıdım. O benim aydınlığım oldu. En çaresiz anımda, geçmişin gölgesi altında ezilen ruhumu oradan kurtardı. Yürek acıdan başka tüm hislere yabancıyken, yaşayan bir ölü yeniden canlandı. Gülümsemeyi öğrendim. Çekilen onca acıya rağmen gülü...
