Koray..
Burada, doğup büyüdüğüm bu şehrde, kendimi o kadar yabancı hissediyorum ki.. Bu mahalle, bu sokaklar bana inanılmaz acı veriyor. Ama yine de buradan kaçıp kurtulamıyorum. Bir şeyler beni buraya çekiyor. Çocukluğum.. Barış..
Çocukluğumdan arta kalan bir avuç -hatırlarken acı çektiğim- anı. Barış'tan arta kalan ise bir avuç toprak ve bir mermer parçası.. Her yalnız hissettiğimde kendimi burada buluyorum.
Turneden dönüşte de buraya geldim..Şimdi ne turnesi diye soracaksınız. Dans turnesii..
Grupla hâyâl ettiğimiz bu turnelere tek başıma gitmek. Iyi ki arada sırada Defne yanımda oluyor.
Yol boyunca düşünmekten ne zaman yetiştiğimi anlayamadım. Mezarlıkta bir kız yatıyordu? Bu mezarın Barış'a ait olduğuna eminim. Bu kız? yanına yaklaştığımda iyice toprağa sarılmıştı. Sayıklıyordu. Yanına yaklaşip yüzüne baktığımda? Ah ? Bu o. Su..
"Su uyan. Su.. Hadi kalk artık geç oldu." onu sarsarken Barış'ı sayıklıyordu. Ahh.. Onu yalnız bırakmanın suçluluğu tüm vücudumu sardı. Sonunda uyanmıştı.
"Iyi misin?"
"İyiyim." soğuk ses tonuyla cevaplarken yüzüme bakmıyordu. Yavaşça bana doğru döndü. Yüzünde şaşkın ama heyecanlı bir ifade belirdi.
"Koray?"
"Burdayım prenses, yanındayım."
Elini tutup ayağa kaldırdığımda kollarını açıp sıkıca sarıldı. Bir an duraksadım. Bu çok.. bu çok güzeldi.. Eski bir dostun sarılışı.. Boş duran ellerimi hemen beline doladım, sıkıca sarıldım. Onu bırakmayacakmışçasına.. Sahi onu bir daha nasıl bırakabilirim ?
Motorlarımıza atlayıp Su'nun evine gittik. Hâlâ aynı evde tek başına kalıyordu. Barış çoğu zaman onunla kalırdı. O olmadığı zamanlardada biz.. Burası hiç değişmemişti.. Sadece duvardaki resimler? Onlara ne olmuş? Hergün yenisi eklenen duvardan inmeyin o resimler yok olmuş? Boş duvara bakakaldığımı gören Su düşüncelerimi okumuşçasına dolu gözlerle bana baktı.
"Yukarıdalar odalardan birinde.. Ben.. onları görünce pek iyi hissetmiyordum. Görenlerin 'aa resimdekiler kim' gibi soruları.." yüzü asıldı yukarı bakıp rahatlamaya çalışıyordu. Zorla gülümsemeye çalışarak konuştu.
" Otursana.. Bir şey içer misin? Aç mısın, yoldan geldin? sana bir şeyler hazırlayım mı?" Cümlesini bitirir bitirmez derin bir nefes aldı. Bir çırpıda konuşmuş nefes almayı unutmuştu.
"Hayır Su otur. Sende pek iyi gözükmüyorsun. Bir şey mi oldu?" Yanıma oturdu. Onunla dertleşmeyeli bayağı olmuştu.
" Ben.. Bugün ilk defa.. ilk defa Barış'ın yanına gittim. O kadar garip hissettim ki.. Koray ben.. ben çok üzgünüm. Her şey için. " Devam etmek için ağzını açtı ama söylemekten vazgeçip kapattı. Bir an duraksadı. Ve devam etti.
" Dışarı çıksak? Biraz hava alsam iyi olacak. Tabi eğer işin yoksa? Sahi tek başına mı geldin? Ah doğru ya Defne ile turneye çıktığını söylemişti Yiğit. O buralarda mı?"
"Hayır Defne gelmedi. Ben tek başımayım. Buraya geldiğimde Yiğit te kalıyorum bazen."
"Seni bekliyorsa? yani istersen..."
"Hayır. Haberi yok geldiğimden. Bugün seninleyim hanımefendi. Bana katlanmak zorundasın. "
"İyi ki geldin. Her şey o kadar kötü olmuştu kii..Neyse dışarıda konuşuruz. Çıkalım mı?"
"Olur ." Su Barış'tan sonra bizimle hiç konuşmamıştı. Bizden uzak durup kendini dış dünyaya kapatmıştı. Bunun için kendisine ne kadar kızsam da onu görünce tüm kızgınlığım gidiyordu. Dışarıdan ne kadar güçlü bir kız gibi gözükse de içinde kırılgan bir çocuk vardı.
Motorla cafe&bar bir gibi bir yere geldik. Sakin bir yere benziyor. Insanlar masalarında içkisini içip sohbet ediyorlar. Iceride köşede bir masada oturduk. Su çalan telefonunu bulmakla ilgileniyordu ve buldu. Ah bu kadınların çantaları...
"Efendim?"
"Dışardayım."
"Aslında biraz işim var Erdem. Belki sonra uğrarım."
"Merak etme iyiyim."
"Tamam. Kapatmam gerekiyor sonra görüşürüz. "
kapatıp masanın üzerine koydu. Erdem'i hatırlıyorum. Su'nun yakın arkadaşlarından biri.
"Dargın mısınız?"
"Hayır. Yani.. aslında biraz. Sonra anlatırım."
"Bugün anlatacağın pek çok şey var anlaşılan. Başla bakalım."
Garsonu çağırıp içecek birkaç bir şeyler söyledik. Su, içkisinden birkaç yudum alarak bana döndü. Söyleyecekleri için cesaret alması gerekiyordu sanırım.
Su....
Içkiyi yudumladım. Nasıl başlayacağımı pek bilemiyirum açıkçası..
"Öncelikle bilmen gereken bir konu var.Yardımına çok ihtiyacım var. Bu konuda ne yapacağımı bilemiyorum."
"Barış ile mi ilgili?"
"Hayır. Yiğit.. Off.. Yiğit eski alışkanlıklarına geri dönmüş. Şeye.. yani işte.. uyuşturucu"
"Su ben.. Ben biliyorum."
"Nasıl? Ahh tabi ki sen sürekli onun yanındasın ve ben size uzağım, uzaktım. Ama artık böyle olmayacak. Ne kadardır kullanıyor?"
" Barış.. Barış'tan sonra.. Sana ulaşamadık. Yiğit aradı ve sen.. sen bizi reddedince.. Barda onu öyle yakaladım. Hiçbir şey yapamadım."
"Benim yüzümden? lütfen bu doğru olmasın."
"Öyle değil sadece her şey üst üste gelince.. Su lütfen.. senin yüzünden değil.. Hem bırak şimdi onu.. Artık buradasın ve bundan sonrası iyi olacak.. Herkes için.."
Ve gözlerim yine dolmuştu. Lanet olsun ben bu değilim. Sulu göz olmaktan karşımdaki insanları üzmekten bıktım. Zaten onları yeterince üzdüm. Şimdi ise onları iyileştirmek zorundayım. Her şeyi düzeltmekk.. Koray haklı.. bundan sonrası iyi olacak.. En azından bunun için uğraşıcam.
"Ben üzgünüm Koray. Ama bunu düzeltmek için her şeyi yapıcağım söz veriyorum. Lütfen sadece yanımda olun.."
"Hep yanında olacağım sulu göz. Gel buraya.."
Sıkıca sarıldı. Onun yanında kendimi o kadar güvenli hissediyorum ki.
"Seni çok seviyorum."
"Sizi hiç bırakmayacağım Söz.
