Yolda öyle sessizce yürüyordum. Çok geç kalmıştım. Otobüsü kaçırmıştım. Bir süre sonra sıkıldım ve koşmaya başladım.
Sınıfın kapısını tıklayıp, içeri girdim. Şerefsiz piçin dersiydi.
"Özür dilerim"
Ellerim titremeye başladı. Nefesim kesik kesik çıkıyordu.
"Şimdilik otur yerine, çıkışta görüşücez seninle."
Ve yine o pis sırıtış.
Yüzüm asık bir şekilde yerime oturdum. Hâlâ titriyordum. Her gün şu saçma otobüs yüzünden geç kalıyordum. İlk kalkan otobüs oydu ve benim başka seçeneğim yoktu. Lisenin sahibi amcam olduğu için buraya gidiyordum. Gitmek zorundaydım, diğer liseler beni, puanım iyi olduğu halde almamıştı.
Matematik kitaplarını çıkartırken düşünüyordum, neden hep böyle oluyordu ki? Yani suç teknik olarak benim değil, otobüsün ve cezasını ben çekiyorum. Bu adaletsizlik, artık dayanamıyorum şu herife. Amcama söylemeliyim artık, sustum ama daha fazla dayanamıyorum.
Teneffüs zili çaldı. Sınıftakiler çıkmaya başlamıştı çoktan. Şükrü hocayı kapıdan çıkarken gördüm. Göz kırptı. Midem cidden kalkmıştı, çok iğrenç değil mi o adam? Adam 40'ına gelmiş oyun arıyor. Kim bilir karısına neler çektiriyordur.
Kolumdan tutup çekiştirmeye başladı. Gözlerim doldu. Bundan nefret ediyorum. Aslında ben çoğu şeyden nefret ederim.
Alt kata indiğimizde Şükrü hoca sırıtmaya başladı. İğrenç, yaşlı moruk.
"Ee Alperen. Nasılsın?"
Korkuyla bakıyordum ona. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Bağırmalı mıydım? Bağırsam gider miydi? Keşke gitseydi, ben bağırmadan da gitseydi.
Sinirlendi ve bağırdı.
"CEVAP VERSENE!"
İğrenç varlık. Ondan nefret ediyorum. Bir insan nasıl bu kadar kötü olabilirdi ki? Sanırım ekstra bir çaba sarfediyordu. Kim bilir, belki?
"İ-iyim."
Sesim titrek çıkmıştı. Bu sefer daha çok korkuyordum.
Hoca bana yaklaşıp o iğrenç sırıtmasını yolladı. Gerçekten iğrençti.
"H-hocam nolur yapmayın." Yalvarıyordum. Gerçekten bıktım. Yoruldum.
"Ağzını açayım deme. Daha fena yaparım seni."
Yapamazdı. Yapmamalıydı. Korkuyorum.
Tam bana dokunucakken çığlık attım.
"YARDIM EDİN!"
Sanırım bu çığlık hayatım boyunca attığım en iyi çığlıktı.
Durkan*
Sınıfa doğru çıkarken alt kattan bir ses geldi. Çığlık mıydı o?
Herkes sınıflara dağılmıştı ve şu an alt katta kimse yoktu yani olmamalıydı.
Dersim vardı ama şu an onu düşünmemeliydim.
Alt kata koştum. Sesin geldiği yer boş sınıftı yani normalde boştu. Oraya doğru koştum. Kapıyı açtım. Şok oldum.
Bir çocuk, bu okulun çocuklarından biri. Bir hoca... dur o Şükrü hoca değil mi?
Ve en kötüsü o çocuğu mu elliyor? Ben yanlış görüyor olmalıyım. Daha dikkatli baktım. Yok cidden elliyor. Lan ben ne bekliyorum!
Donup, kalmıştım.
YOU ARE READING
Küçük Bir Çocuk
Teen Fictionİnsanlar bir engeldi yaşama; halbuki yaşayanlar onlardı. İnsanlar hayatı kendileri zorlaştırıyordu. Yaşamı, nefesi. Herkes birbirine yapıyordu. Sadece atacağın adımı kimseye güvenmeden, kimseye bağlanmadan atman lazımdı. Kendine bile güvenme, bazen...
