HEDİYELİK KILIÇ

68 2 0
                                        

Kılıcın ağırlığı ve yağmurun sertliği Passenger kasabasının caddesinde yürümemi giderek zorlaştırıyordu. Caddedeki tek insan olmam beni biraz ürkütse de ustamın verdiği görevi yerine getirmek için ilerlemek zorundaydım. Caddenin sonuna geldiğimde o ihtişamlı sarayın önündeki muhafızların yanına yaklaştım bu yağmurda dışarıda nöbet tutmaktan şikâyetçi bir halleri vardı. Önlerine geldiğimde ikisi birden beni baştan aşağı gözleriyle süzdükten sonra kapıyı iki yana doğru açtılar kapının açılmasıyla birlikte dışarı çıkan sıcak hava yüzüme çarpınca içimin ısınmaya başladığını hissettim ve ağır hareketlerle içeri girdim. Oldukça büyük bir girişi vardı. Girişin hemen yanında bulunan merdivenler üst kata çıkıyordu. Akşam olmaya yakın olduğu için etraftaki hizmetçiler ellerindeki mumları etrafa yerleştirerek ortamın aydınlanmasını sağlamaya çalışıyorlardı. Karşıdan uzun boylu iri yapılı ve tam teçhizat kuşanmış bir asker bana doğru yaklaştı ve hemen yanımda durarak yanıma geçti onun peşinden beyaz ipekten elbisesi ile prenses olduğunu tahmin ettiğim oldukça güzel bir kadın yanıma geldi ve 'hoş geldiniz eminim yolda üşümüşsünüzdür gelin benimle üstünüzdekileri değiştirip size sıcak bir çorba ikram edeyim' dedi ve arkasını dönerek onu takip etmemi bekledi. Bu nazik teklif karşısında hiçbir şey söylemeden arkasına takılarak ilerlemeye başladım ben her adım attığımda yanımda duran asker de benimle birlikte ilerlemekteydi. Üst kata çıktık uzun bir koridora girdik sağlı sollu olarak dizilmiş kapılar birbirinin aynı görünümündeydi. Prenses önümde asker yanımda ilerlemekteydik. Daha sonra prenses en sonda sağ taraftaki kapıyı açarak içeri girdi bende peşinden içeri girmek için adım attığım sırada asker daha büyük bir adım atarak benim ile odanın arasına girdi ve bana doğru dönerek 'içeri girme' dedi. Bende kapıdan uzaklaşarak beklemeye başladım asker kapıyı kapattı ve kapının yan tarafına geçerek beklemeye koyuldu. Biraz sonra koridorun başından bir hizmetçi bize doğru yaklaştı ve bana prensesin girdiği kapının tam karşısındaki kapıyı işaret ederek 'buyurun lütfen' dedi. Kapıyı açarak içeri girdim. İçeriyi aydınlatması için koyulan mum odanın büyüklüğüne yeterli olmadığı için oda karanlıktı ve biraz soğuk olduğunu hissettim. Benim ardımdan hizmetçi içeriye girdi ve şöminenin başına geçti yatak ile şömine karşılıklı duruyordu. Kapıdan girer girmez sol tarafta bulunan yatağın baş tarafı kapıya alt tarafı ise karşıdaki pencereye bakıyordu pencere ile yatak arasında ise ufak bir dolap dolabın karşısında ise bir çalışma masası bulunuyordu. Kılıcı kutusu ile birlikte masanın üzerine bıraktım. Çantamı da kılıcın yanına koydum ve masa ile şömine arasındaki kapıdan geçerek kendimi banyoya attım elimi ve yüzümü sabun ile birlikte yıkadıktan sonra kurulanmak için havluyu alarak tekrar odaya geldiğimde hizmetçinin şömineyi yakıp odadan çıktığını fark ettim. Oda ısınmaya başlamıştı ki sert bir gürültü ile pencere ağzına kadar açıldı çıkan ses ile birlikte havluyu düşürdüm ve kendimi kapıya doğru attım. Kapının sertçe açılması ile birlikte kapı kafamın arkasına çarparak beni yere yığdı ve ardından içeri giren asker bana oldukça sert bir şekilde bakarken prenses arkasından gelip askere dönerek 'Dikkat etsene misafirimizin odasına bu şekilde girilir mi? Çabuk dışarı çık ve bana Elizabeth'i gönder hemen' diye bağırdı. Bana dönerek elini uzattı ve 'İyi misiniz? Bir yeriniz acıyor mu?' diye sordu. Elini tutarak ayağa kalktım ve 'İyiyim teşekkürler' dedim. Yatağı işaret ederek 'Buyurun oturun' dedi. Yavaşça yatağa oturdum ve kafamı ovuşturarak acısını dindirmeye çalıştım. Biraz sonra kapı çaldı ve prenses 'Gel ' dedi. Kapıyı yavaşça açarak içeri girdi hizmetçi. Esmer saçlarını arkadan toplamış ve hizmetçi şapkasının arasından geçirerek arkaya doğru uzatmıştı. Kafası önde bir şekilde 'Buyurun efendim beni çağırtmışsınız' dedi. Prenses ona dönerek 'Bu beyefendiye biraz yemek getir Elizabeth karnı acıkmış olmalı. Bir de temiz kıyafetler getir ki duştan sonra giyebilsin. Yere düşen havluyu da al ve onunda yenisini getir.' Dedi. Elizabeth,'peki efendim' diyerek kafasını hiç kaldırmadan geri geri yürüyerek kapıdan çıktı. Prenses bana dönerek 'Elizabeth buralarda olacak bir isteğiniz bir arzunuz olduğu takdirde ona bildirirsiniz iyi geceler size' dedi ve kapıya doğru yürümeye başladı 'Peki efendim size de iyi geceler ' dedim ve çıkmasını bekledim. Kapıdan çıkınca bende tekrar banyoya dönerek üzerimdeki kıyafetlerden kurtulduktan sonra kendimi sıcak suyun altına attım.

Demirci ÇırağıLa tua prossima ossessione. Scoprilo ora