Merhaba arkadaşlar öncelikle hikayemi okuyor olduğunuz için teşekkür ederim.
Biraz ergenlikten uzak bir hikaye olacak daha fazla yetişkin tarzı oy ve yorumlarınızı bekliyorum umarım beğenirsiniz iyi okumalar...
"Hayatın bize armağanı ne? Aile, arkadaş, sevgili, eş belkide bir hayvan. İllaki birine sahibizdir öyle değil mi? Eğer şuan içinizden hayır öyle değil diyorsanız SON noktadasınız demektir. Ama gerçek şuki hayatın size olan armağanı sizsiniz kendiniz. Arkadaş edinmek için çok mu geç? Veya sevgili yapmak, evlenmek için bana soracak olursanız hayat siz istediğiniz sürece güzel gider. Düz bir yolda yürürken önünüze baktıkça düşme ihtimalinizde azalır ama bir taşa göz göre göre takılma riskini almak ve o taşı tekmelemekte aslında bir seçimdir.
İşte tamda bu yüzden kararlarınızı verirken korkmayın, çünkü kendi ipiniz sizin elinizde ve hiç kimse size tasma takıp sizi yönetemez buna asla izin vermeyin. "
" Aferin Pera çok güzel bir piskolojik destek"
" Teşekkür ederim hocam."
Yerime geçip arkama yaslandım. Tamamdır bu senede babamı fazla mutlu edecek ders notlarım olacak.
" Ders saatimiz bitti arkadaşlar çıka bilirsiniz." kitaplarımı toplayıp bahçeye indim. Bugün mutlu olmam için yeterince sebeplerim var. Size kendimi tanıtayım.
Ben İris Pera Soyden üniversite üçüncü sınıf piskoloji bölümüne gidiyorum. 20 yaşındayım ve babam ile yaşıyorum. Annemi hiç hatırlamıyorum bile bizi yıllar önce terk edip gitmiş traji komik bir türk filmi evet alay ediyorum çünkü alıştım ve bu bana hiç acı vermiyor.
Babamın bana sunduğu sevgi hem anne hemde baba sevgisini kapatacak kadar yetiyor ve son olarak babam kalp cerrahisi burdan anlıyacağınız üzere meslek seçimimde örnek aldığım kişiler arasında başı çekiyor.
Çimlere uzanıp kulaklıklarımı taktım klasik müzik ve huzur, çimlerin kokusu, esen rüzgarın tenimi okşayışı işte mutluluk bu aslında mutluluk tadını çıkarmayı bildiğimiz sevdiğimiz herşey.
Pozitif olmayı seviyorum, güne mutlu başlıyorum ve hep mutlu devam ediyor. Eee tabi istisnalar kaideyi bozmaz öyle değil mi? Neyse bu temiz havanın tadını çıkartıp eve gitmeliğim. Çimlere iyice yayılıp klasik müziğin tadını çıkardım. Yanımda hissettiğim kıpırdama ile sağıma döndüm. Yağmur otuziki dişini göstermiş bana bakıyordu. Var olan tebessümüm koca bir gülümsemeye dönüştü, kulaklıklarımdan birini çıkartıp Yağmura uzattım, kulaklığı takıp gökyüzüne çevirdi gözlerini ona eşlik edip bulutları seyretmeye başladım.
" Kendince mutlu olan insanlar tebessüm eder ama sen sırıtıyorsun yani sen mutlu edilmişsin yanılıyormuyum? "
Yüzünü bana çevirdi.
" Bazen senden ürküyorum."
" Sadece hissettiğim şeyleri söylüyorum. "
Yağmur başını tekrar gökyüzüne çevirdi.
" Bunu biliyorum ama hiç yanılmıyorsun seni kıskanıyorum insanların ne düşündüklerini tahmin edebilmek çok güzel birşey." kahkaha attım.
" Delirme lütfen hadi anlat yüzündeki güllerin sebebi ne?" uzandığı yerden kalkıp bağdaş kurdu.
" Bugün Özcan bana beraber açık hava sinemasına gitmeği teklif etti." uzandığım yerden kalkıp bende bağdaş kurdum ve Yağmurun ellerini tuttum.
" Çok sevindim, gördün mü sana onunda senden hoşlandığını söylemiştim."
Yağmur başı ile onayladı.
" Haklısın ama henüz ortada hiçbirşey yok."
Yağmurun saçlarını karıştırıp kıkırdadım.
" Sana çıkma teklifi etmiş. " Yağmur saçlarını kurtarmaya çalışırken bir yandan da kahkaha atıyordu. Onu çimlere yatırıp gıdıklamaya başladım. Biz kahkahalar ile gülerken zaman akıp geçti.
YOU ARE READING
SON
General FictionHer sevgilim birşeylerimi değiştirmek istedi ama değiştirdiğim tek şey, sevgililerim oldu, fakat sen eşsizsin Pera...
