Uzun ve boş bir düzlükteyim, her yer çok karanlık. Kilometrelerce koşuyorum önümü görmeden, sonumu bilmeden koşuyorum. Soluksuz kalıyorum, çığlıklarımı kimse duymuyor. Nereye gitmiş güneş ? O da mı terk etmiş beni. Peki ya yıldızlar, onlarda mı küsmüş geceye ? Feryat ettiğimi duyan yok mu ?
Nerede bu insanlar ?
Onlar da mı terk etmiş geceyi ?
KELEBEĞİN KALBİ KIRILMIŞ
Tuz misali dağılmış dört bir yana ama dağılmakla yetinmemiş düştüğü her bir yeri yakıvermiş.
LAKİN GERÇEĞİ GÖREMEMİŞ KELEBEK, ATEŞİN EN DİBİNDE O VARMIŞ...
Derlerki " Ölenler bir gün dirilecektir. " bu kadar kutsal bir gücün varolduğu şu dünya da inançların bir sınırı olabilir miydi ? Benim inançlarım bana kalmıştır lakin bu kadar yargılanmak neden ? Bu kadar ayrı tutulmak, ötekileştirilmek nedendir ? Her birimiz aynı değil miyiz ? Aynı güneşe hatta aynı gökyüzüne bakmıyor muyuz ? Doğduğum günden beri hep itildim, onların dünyasından sürüldüm hep. Yaklaşmama izin vermediler. Beni kaderime ve bu lanet yere terk ettiler. Herşeyin bir kılıfı vardı bu hayatta herşeyin bir sebebi vardı, yaratılışımızın bile bir nedeni vardır. Her ne kadar yok olmaya mahkum olsakta her birimiz bir iz bırakırız bu koca evrene. Peki ya ben kimin iziydim ? Kim bırakmıştı beni ? Hep sorguladım durdum ama bir yanıt bulamadım.
Yıllar önce kimdir nedir bilinmez biri bırakmış beni yetimhaneye, sonra bir daha ne gelen olmuş ne de giden. Daha birkaç günlük bir bebekken terk edilmişim ben. Ne acı, ne yazık biliyorum hepiniz böyle düşünüyorsunuz. Haklısınız da bende acırdım bir zamanlar kendime ama birşey öğrendim kendine acırsan eğer acınacak hâle düşersin.
On Üç Yıl Önce
Hikayem hep acıklı devam etmedi tabiki, henüz beş yaşımdayken evlat edinildim. Çocuğu olmayan bir çift gelmişti o gün yetimhaneye sanki bir katalogtan seçermiş gibi çocuk seçmeye gelmişlerdi. Beni görür görmez bayılmışlardı özellikle de kadın. Kızıl kahve şaçlarım, kimi zaman yeşil kimi zamanda maviye dönen gözlerim tıpatıp o kadını anımsatıyordu. Lakin gamzelerim ve bembeyaz tenim haricindeki herşeyde bir o kadar benzerdi ki kadına. Kadın beni görür görmez sahiplenmişti sanki gerçekten kızıymışım gibi sımsıkı sarılmıştı bana. Ömrümde ilk kez sevgiyi hissetmiştim o an.
- Merhaba güzelim, seni buradan götürmemizi ve bizim kızımız olmayı ister misin ? Dedi kadın.
Önce çocuk beynim idrak edemedi bir süre ama orada çektiğim acıları ve yediğim dayakları düşündüm bir an, kurtulmam gerekiyordu hem bir ailem olması ne kadar kötü olabilirdi ki ? Hiç vakit kaybetmeden sarıldım kadına sımsıkı sarıldım, sanki beni hiç bırakma dercesine.
Beni alıp kocaman bahçeli ve havuzlu bir villaya getirdiler. Ferah ve geniş bir oda verdiler, ilerleyen günlerde odayı oyuncak ve kıyafetlerle doldurdular. Zaman geçtikçe daha çok bağlanıyorduk kadınla hatta anne diyordum ona artık. Efsun Annem, adı gibi sihirliydi o da. Yaklaşık 1.73 boylarındaydı muazzam bir fiziği vardı. Giydiği her kıyafeti harikulade taşırdı. Girdiği her ortama ışık saçar, kızılın tonlarının parladığı kahverengi o bukle bukle saçları insanda hayranlık uyandırırdı. Gözlerinin rengi ortama ve kıyafetine göre yeşil ya da mavi olurdu, hafif buğday tenliydi kısaca aşık olunacak bir kadındı o. Lakin eşine alışamıyordum bir türlü, ürkütüyordu beni hani derler ya çocuklar hisseder diye hissediyordum başka birşey vardı o adamda. 1.80 boylarında hoş fizikli yakışıklı hatlara sahip tatlı bir adamdı o ama yinede çok korkutuyordu beni. Ara sıra özellikle de geceleri bağırışmalarını duyardım. Birşeyleri paylaşamıyor gibiydiler. O zamanlar anlayamıyordum tabiki ama büyüdükçe anlamıştım nedenini. Efsun Annem çok varlıklı bir ailenin tek kızıymış, ailesi ne kadar istemesede evlenmiş o adamla. Babası ölünce de tüm miras Efsun Anneme kalmış. Şirketler, arsalar her ne varsa ona kalmış lakin o bunlarla uğraşmayı sevmediğinden şirket yönetimini eşine devretmiş ancak onun izni olmadan hiçbir işin yapılmaması şartıyla. Fuat Baba yani Efsun Annemin eşi bu durumdan şikayetçi olmaya başlamış, karısına bu kadar bağımlı kalmak onu bir hayli öfkelendirir olmuş. Bazen şarhoş gelirdi eve, bazende hiç gelmezdi ama Efsun Annem çok dert etmezdi bunu. Her gece bana masal okurdu sonra da beraber uyurduk. Herşeyimle bizzat kendisi ilgilenirdi, bakıcıya pek iş kalmazdı. Yardım kuruluşları ve dernekler için dudak uçuklatan bağışlarda bulunurdu. Bir gece yine masal okuyup yatırmıştı beni yatağıma, bir süre sonra Fuat Baba geldi. Bu sefer sesleri çok daha yüksek çıkıyordu, dayanamayıp aşağıya indim. Efsun Annem yakasına yapışmış avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Bir köşeye saklanıp onları izlemeye başladım.
E- Sen ne hakla benim şerefimi hiçe sayıp kadınlık gururumu ayaklar altına alırsın ? Der demez eline geçen vazoyu fırlatıverdi.
Vazonun ıskaladığı Fuat Baba iyice deliye dönmüştü.
F- Sen yıllardır bana kadınlık yaptın mı ki ? Dernekler, partiler derken umrunda mıydım ?
E- Asıl sen başka kadınlarla fingirdediğin yetmezmiş gibi nasıl çocuk yapabilirsin ? Nasıl bizi tüm cemiyete maskara edersin ?
F- Bak Efsun sandığın gibi değil çok sarhoştum anla beni, çok pişmanım.
E- Böyle bir durumda nasıl seni anlamamı beklersin ? Çıldırmak üzereyim, gazetelerde manşet olduk !!!
F- Sevgilim sankinleş yoksa ben sakinleştirmeyi bilirim, henüz çocuğun benden olduğu bile belli değilken bu kadar gerilim yaratmayalım lütfen !
E- Bu şoförün kızıyla seviştiğin gerçeğini değiştiriyor mu ? Bu kadar ucuz musun sen ? Benim iş verdiğim insanlarla nasıl böyle bir ilişki yaşarsın ?
F- Aylardır sevişmiyorsun benimle yüzüme bile bakmıyorsun, hep senin emrindeki bir köpekmişim gibi hissettirdin bana.
E- Çıldırmışsın sen böyle mi intikam alıyorsun benden ? Senin hiç gururun yok mu ?
Bunları izlerken titrememe engel olamıyordum. İkisinin de öfkeden gözü dönmüş gibiydi.
F- Sen intikam görmemişsin ! Ömrünce bana sahip oldun ama artık sahip olma sırası bende !!!
E- Ne saçmalıyorsun Fuat...
Daha fazla konuşmasına izin vermeden Efsun Annemin üzerine atıldı. Koltuğa doğru fırlattı onu ve çabucak üzerindeki kırmızı geceliği yırtıverdi, kusursuz vücut hatları çıkmıştı ortaya. Durmadan çığlıklar atıp bağırıyordu, hakaret ediyordu. Çırpındıkça daha sıkı kavrıyordu onu Fuat. Gördüklerimle birlikte şoka girmiştim kıpırdayamıyor ses çıkartamıyordum. Fuat kemerini çıkartıp ellerini güçlüce sıkıştırdı, kravatıyla da ağzını bağladı. Efsun Annem artık karşı koyamıyordu, Fuat pantolonundan ve üstündekilerden kurtuldu. Yıllar geçmiş olmasına rağmen bu an o kadar gerçek ve net kaldı ki beynimde hatta ara sıra kabuslarımda görürüm. Fuat o gün Efsun Anneme defalarca gözümün önünde sahip oldu, bir süre sonra Efsun Annem kas katı kesilmişti artık hiç hareket etmiyordu. Canını yakıyordu Fuat bilerek, gitgide daha da sertleşiyordu.
Olduğum yerde korkudan ve şoktan dolayı bayılmıştım. Uyandığımda kimse yoktu, daha çok korkmaya başladım ağlayarak yukarı koştum.
" SELAM, OLABİLDİĞİNCE HİSSEDEREK YAZMAYA ÇALIŞTIĞIMI VURGULAMAK İSTERİM. İLK BÖLÜMLER GEÇMİŞ ANLATIMLI OLACAK BİRAZ. HEPİNİZDE BİR FLASHBACK ETKİSİ YARATSIN İSTEDİM, BİR TECAVÜZ OLAYI VAR. +18 OLMADAN AKTARMAYA ÇALIŞTIM, İLK BÖLÜMLER BİRAZ DRAM YÜKLÜ AMA ÇOK SÜRPRİZLİ BİR KİTAP OLDUĞUNU TEMİN EDEBİLİRİM. UMARIM BEĞENİRSİNİZ KUSUR OLURSA AFFOLA... "
YOU ARE READING
KELEBEĞİN KALBİ
Teen FictionBuz gibiydi kelebek, donuk ve bir o kadarda sessiz... Yıkılmış yanları vardı paramparça bir kalbi... Çok korkmuştu zaten ürkekti biraz kelebek... Biri onu bulsun istiyordu düştüğü yerden çıkarsın diye bekliyordu... Savaşmıştı ama yılmamıştı henüz ha...
