Şah

934 100 55
                                        

Yirmi birinci yüzyılda akıl almaz teknolojisiyle yetiştirilen, dahi ve üstün el becerisiyle tanınmış iki adam yaşadı. Birisi bu üstün yeteneklerine rağmen karar verme konusunda hiçbir zaman iyi olmamıştı. Öyle ki yaptığı tonla yanlış seçim yüzünden hayatı kararma noktasına gelmişti. Ve şu an tüm ülke için oldukça önemli bir konuda karar vermesi gerekiyordu. Ahşap kokusunun hakim olduğu çatı katındaki dairesinin küçük salonunda duran büyük silah koleksiyonundan sadece bir tek silah seçmek zorundaydı. Abartılı derecede gösterişli olan döner namlulu Pepper box silahtan gelecek ölüm, kurbanı için ne derece kutsal olurdu? Ya da barut ve saçmayla namludan doldurulan çakmaklı silahtan gelecek ölüm daha mı asil dururdu? Düşündü. Demir Aslanyürek bu kez doğru karar vermek zorundaydı çünkü karanlık geçmişini yok etmek için artık hata yapma şansı yoktu.

Diğeri ise üstün zekasını kirli ticaret mafyasına katılarak kullanmayı seçmişti. Düşüncesiz ve ahlaksız davranışlarını o kadar iyi kamufle etmişti ki, uzun yıllar boyunca kimse onun dürüstlüğünden şüphe etmemişti. Onun bu kamufle ettiği davranışların altında yatan mesajı kimsenin anlayabileceğini sanmıyordu. En büyük emeli şu an bulunduğu ülkenin başına geçip kaçakçılığını yaptığı zehirli elmasları rahatça Avrupa pazarına sunmaktı. Afyonlarla yatırılmış elmaslar, büyük paraların döndüğü Avrupa pazarında oldukça önemli bir konumdaydı. Ve bu büyük oyunun en önemli ticaret yolu ise bu ülkeden geçiyordu. Seçkin Altan yakasındaki broşu düzeltirken, ilk kez yüzündeki sinsi gülüşünü saklamadan gerçekten güldü aynadaki aksine. Ne hakkında çıkan dedikodular ne de onun peşine düşen azılı katiller umurunda değildi. Bu yılki seçimleri kazandığında düşmanın yüzünde belirecek nefret ifadesini hayal etmek onun için yeterli bir sebepti.

"Babam olsa hangi silahı seçerdi?" diye geçirdi içinden Demir. "Gösterişli Pepper box mı? Barut ve saçma ile harmanlamış çakmaklı silahı mı? Yoksa tek seferde ölüme kucak açan Colt'u mu?"

"Colt. Gösteriş her zaman işe yaramaz." Kendi kendine sorduğu soruyu arkadan yanıtlayan sesin sahibini onu izlediği andan beri hissetmişti genç adam, bu yaklaşık yedi saniye yirmi sekiz salise öncesine tekabül ediyordu. Soğuk bir gülümseme yerleştirdi yüzüne, ardından arkasındaki vücuda omuzunun üzerinden bir bakış attı, "Haklısın." dedikten sonra tekrar önüne döndü ve bir mücevherin en değerli parçaları gibi özenle dizilmiş silahlarından, belirlediği Colt'una elini uzattı. Avucunun içine yerleştirdiği siyah kabzalı silahını büyük bir gurur ile inceledi.

Bu silah, bugün dünyanın biraz daha temizlenmesini sağlayacaktı.

Bu silah, bugün binlerce çocuğun,  binlerce annenin, binlerce babanın, binlerce gencin hatta daha hiç doğmamışların intikamını alacaktı.

"Seçkin Altan, miting alanına yaklaşıyor." Duyduğu bu sesle, arkasını dönmeden silahının şarjörünü çıkarıp kontrol etti. Dolu olduğuna emin olduğunda şarjörü tekrar eski yerine taktı. Altında çelik yeleğin saklı olduğu deri ceketinin sol uç kısmını kaldırarak silahını yerleştirdi, ardından ceketini düzeltip, birlikte çalıştığı iki arkadaşına döndü.

"Ben hazırım."  dedi ve kapının önünde bekleyen Poyraz'ın kendisine attığı araba anahtarını kusursuz refleksleriyle tek hamlede tuttu.

"Dostum elinde tuttuğun anahtar 57 model Chevy'ye giriş anahtarın. Görevden sonra kullanmak için can atıyorum,  bunun için... Fazla hasar getirmemeye çalışsan iyi olur." Demir, bu cümleye karşın başını varla yok arasında sallayarak ağır adımlarla kapıya doğru yürürken, takımın bir diğer ismi Helen gözlerini devirmekle yetindi.

Cephanesinin saklı olduğu odanın kapısından çıktı Demir, adımlarında ne bir korkaklık ne bir suçluluk  ne de bir acizlik vardı. Sadece cesurdu, cesur ve kendinden emin. Çelik çıkış kapısının kulpunu büyük ellerinden biriyle kavradı ve açmaya yeltendi.

Şah Stories to obsess over. Discover now