Selam arkadaşlar:)
Yeni bir hikaye yazıyorum. Bu hikayenin içinden bir bölüm. Tanitim amacli yazdim. insallah ilginizi çeker ve begenirsiniz canlarim :):)
Hayatımın meçhule açılan ıssız kapılarına sürüne sürüne tutunmaya çalışmak, henüz çocuk kalbimi yüklenmeyecek acılarla tanıştırmak, okyanus ortasında sessiz çığlıklarımla boğuşmak alın yazımın en net betimlemeleri olarak ifade edebileceğim bir durumdu.
Yalnızdım. Yapayalnız...
Herşeyin bitmesini istiyordum.
Acılarımın, mutsuzluklarımın, en önemliside HAYATIMIN...
Daha önce hiç bu kadar boktan hissetmemiştim. itilmek, kakılmak, aşağılanmak, dayak yemek...
hepsi başıma gelmiş ve alıştığım şeylerdi. Ama kalbim acıyordu.
Dün gece yaşadıklarım gözümün önünden gitmiyordu. Dağılmıştım.
Sanki canavarın biri kalbimi paramparca bölmüş vahşice kemiriyordu.
Ağaran gökyüzünün ufuklarinda can bulan kızıllık, kimsesizce yürüdügüm yolumu aydınlatıyordu.
çıplak ayak ve üstümdeki yırtık pırtık gecelikle nereye gittiğimi bilmeden umarsızca yürüyordum.
Bu zihin bulanikligi ile dağılmış beynimin aciz karanlıgından çıkıp yanımda duran arabayı farketmesi ile ani bi irkinti yaşadım.
Fakat yüz ifadem aynıydı . Donuk ve tepkisiz...
Arabadan çıkan kişi hızla üzerime doğru yürümeye başladı. Onun üzerime geldiğini görmemle bir iki adım gerilemeye calısma cabam sonuçsuz kaldi. Malesefki iki omzumu güclü bir sekilde kavrayıverdi.
Ben ise küçük bir kız cocugu gibi aglayarak çırpınıyordum.
"Bırak beni! Dokunma bir daha!"
"Azra dur nolur dur! Özür dilerim. Sarhoştum. Ne yaptığımın farkında degildim"
Hıckiriklara karisan gözyaşlarım arasından hiddetle açılan gözlerim nefret kusan ses tonumunda habercisiydi adeta
"Özür dilemeeee!!!"
diye yeri göğü yırtan bir sesle bağırdım.
"Özür dileme Kerem. Hiçbiseyi geri getiremezsin. Dün beni acımasızca yargıladın. Cezamıda ağır ödettin. Neden yaptın. Neden dinlemedin?"
Ben bunları söylerken Kereminde yaşlara boğulan gözleri pişmanlığını ifade ediyordu adeta. Onu ilk kez ağlarken görüyordum. Bu bi nebze bana değer verdiğini düşündürtsede bana zorla sahip olduğu gerceğini değiştirmiyordu.
"Azra dur sakin ol. Herşeyi telafi edicem söz veriyorum."
Bu söz sinirden yüzümdeki damarları patlatabilirdi.
Yine avuçlarının arasında çırpınan bedenimi zaptetmeye çalışan Taylan'ın ağzından çıkan sözler hamsi gibi deliren vücudumu kaskatı kesmişti
"Seninle evleneceğim Azra"
Birden durulmuştum. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Bir evlilik teklifi mi, bi emrivaki mi, yoksa mecburiyet mi?
Beynimde dağılan cümleler acı gerçekleri haykırmak için birer birer yerini bulmaya başlamıştı.
"Ben babanın çalıştırdığı bir fahişeyim Taylan Bey! Unuttuysanız hatırlatıyım! Evlenemeyiz!"
"Hayır! Benimsin! Hem karım olacaksın hem de babam sana gelinim diyecek!"
Gözlerim hayretle açılmış Taylan'ın yüzüne bakıyordum. Sanırım sarhoşluğunun etkisi hala sürüyordu.
Bu sefer daha sakin bi ses tonu kullanmayı denemeye karar verdim.
"Taylan ağzın..."
Daha sözümü tamalayamadan Taylan bilegimi zorla kavrayıp beni arabaya binmek üzere sürükledi. Nihayetinde de kapiyi acıp beni arabanın içine attı.
Beden dili hiddetle kasıp kavrulan yüreğinin 3. boyutta hayat bulan en somut göstergesiydi.
Öyle ki beni arabanın ön koltuğuna attıktan sonra kendi koltuğuna gitmek üzere arabanın önünü dolanirkenki yuruyusu yeri titretir gibiydi adeta.
Nihayet kapiyi açıp arabaya yerleştikten sonra kapiyi sertce kapatmiş olması "o kapi nasil kirilmadi?" diye akillara durgunluk veren soruyuda getirtmeden duramiyordu.
YOU ARE READING
Buz ve Ateş#VYM_2016
Teen FictionO hayatımda tanıdığım en korkunç insandı. Bir katil... Bir psikopat... Bir gangster.. Gözlerinin ateşindeki korkusuzluk yeryüzündeki her canlıyı yakıp küle çevirebilirdi. Hayatta kimsesi kalmamış biri olarak yüreğimi kaskatı kesen buzlarını bile eri...
