Adsız Bölüm 1

29 4 2
                                        

Rüzgarın uğultusu kulaklarımda ve öyle sert ki üzerimdeki montumun hiçte yararı olmadığını hissettim.Yaz günü giyse yine de etki etmeyecek gibi geldi.Ufak taşlar ayakkabımı delip geçiyor gibiydi galiba ayakkabılarımın da faydası yoktu.Kafamı kaldırdım ay geceyi aydınlatan tek şeydi.Sesler duydum rüzgarın uğultusuna karışıp kayboluyordu.İnsan mıydı ya da bir hayvan,burası orman mıydı acaba ya ada bir kasaba,köyde olabilir.Aslında gözlerim de bulanık görüyordu hiçbir şey seçemiyordum.Sonra seslerin bana yaklaştığını hissettim.Kaç,dedi o an içimden bir ses ama ayağıma batan o taşlar?Rüzgarın estiği yöne doğru koşmaya başladım,havadaki nem göz kapaklarımı ağırlaştırıyordu.Anlayamadım neydi mevsimlerden günlerden neydi?Seslerin çok yakından geldiğini farkettim,bana yaklaştı,bir insan mıydı?Hey!Kimsin?Kim var orada?Ne yapıyor sesim,sesime ne oldu?Söylüyorum ama içimden mi konuşuyorum?Boğuluyormuşum gibi hissettim.Nem,nem nefes almamı zorlaştırdı.Titriyordum.Gözlerim kamaştı,yanıyor sanki.Beyaz her taraf bembeyaz,o ışık da ne?

Uyandım.Rüya mıydı?Yine o kabuslardan biri...Tekrar uyusam o sesin kime,neye ait olduğunu görürmüydüm acaba.Saçmalama,ısmarlama hiç rüya olur mu?

Kalktım ve yüzümü yıkadım.Sıcaktı yüzüm yoksa su mu çok soğuktu,anlayamadım.Rüyanın etkisi galiba.Nerede olduğumu unuttum.Doğru ya geçen hafta bir alt sokağa gelip ev tutmuştum.Bu ev çok yabancıydı bana.İçindekş masa ve iki tabure de yanlızlığımın belirtisi gibi beni izleyip ne kadar yanlız olduğumu söyleyen sinir bozucu eşyalar gbiydiler.Tabureyi diğeriyle masayı da bir şekilde kırıp parçalamak istedim.Bakmayın yeter,diye bağırmak geldi içimden.Hey!Ne yapıyorum?Aklını topla sıradan eşyalar işte.Yine de çok kızdım.

Dışarı çıktım.Bu imsanlar nereye giderler ki bu saatte?Ya da ben nereye gidiyorum?Onlar da mı kızmıştı eşyalarına?Yok canım onlara kızacak aileleri vardır heralde.

Köşeyi döndüm.simitçi yine o taş gibi hamurları taze diye yutturmaya çalışıyordu.Yanında da su satan çocuk ve az ilerde bir sokak...Hey yine o sinir bozucu sokak.Bu kez cesaretimi topladım.Orada,uzakta bir adam vardı.Aksi,şeytan.Oradan ne zaman geçsem dükkanın içinden bakar yan yan.Sinsi herif sanki benden sinirini çıkarmak istiyor gibiydi.Onunla konuşmak vardı aklımda,derdi neymiş merak ediyorum.Paraya sıkışmıştır,belki de ailesiyle sorunları vardır yada benden hoşlanmadı bu kadar basit.Durdum.Gitmedim oraya.Ne gideceğim zaten berbat bir gündü.Su satan çocukla konuşmak istedim.O,tanırmıydı onu?

Hiç susamamıştım.Bu soğukta da zaten işlerinin yolunda gitmediği belliydi.Şuradan bir su ver bakalım dedim.Gülümsedi hava soğuktu ama çocuk o kadar sıcak gülümsediki.Ben de gülümsedim biraz sohbet ettik.Üzerindeki kıyafet çok inceydi.Rüyamda o üzerimde olan şey gibiydi.Aklıma geldi nasıl ısınırki onunla.Baktım ayakkabısı da ağabeyinden(varsa eğer)kalma eski bir şeydi.Baktım etrafta taş yoktu,batar mıydı ayaklarına olsaydı?Her şeye rağmen mutlu olmayı gülümsemeyi başarmıştı çocuk.Konuşmadan sonra neşem yerime gedli.Biraz yürüdüm.O sokak...Evet,topladım cesaretimi,girdim o sokağa,ne olabilir ki ne yapabilirdi bana?Ama yanlızdım yine de.Yürüdüm yürüdüm...Karların ayağımın altındaki o gıcırtısı işte bunu seviyordum.O dükkana yaklaştım.Allah'ım içerde yine o adam vardı.Baktım.Çekingen tavırla bana bakıyordu.Bu kez o yüzündeki soğukluk gitmiş,gülümsüyor muydu tam seçemedim.Geçen ay kaybettiğim gözlüklerimin yenisini almaya fırsatım olmadı işte ya da param mı yoktu.Adamın yüzünü tam seçemedim ama yine de donuk gibiydi.Bu kez korkmadım ondan.Sinsi adam,rüyalarımdaki o huzursuzluğum sebebi o olmalıydı.Geçtim oradan da sokakta yürümeye devam ettim.Ara da saate bakıyordum.İnsanlar bir yere yetişceğimi sansınlar diye.Yoktu,hiçbir amacım yoktu.Evime gidecektim.Taburelerim ve masam yine söylenir geç kalırsam.Bu espiriye güldüm.Kendi kendime konuşan bir adam oldum onu da oldum ya sonun da ne diyeyim.

Akşam oldu,yine masamla babaşaydım.Yemeğim nerede?Bakıyorsun ancak nieye yemek yok üzerinde zaten aç da değildim.Yattım.Saatin tik tak sesi vardı sadece evde.Duvarkardan yankılanıp yanıma geliyordu sanki.Yoksa o da mı söyleniyordu bana?Uyumam için söylenen bir anne gibiydi.Belki de ben yokken masayla tartışmıştır.Bak yine güldüm.

Ertesi gün yine çıktım sokağa.Meşgulmüşüm gibi gösteren kol saatim de yanımdaydı.Karlar erimişti biraz.Yürüdüm,hayret soldaki simitçi sağ tarafa geçmiş.Bu ayrıntılar ne kadar da sıradan,hatta sıradanında altında bir hayatım olduğunu gösteriyor sanırım.

O çocuk yine orada.Yüzü kızarmış,üşümüşte sanırım.Yanına gittim,yine bana gülümsedi.Bu kez daha çok konuştuk onunla.Sanki kendi yaşımda bir insandı.Hayat onu hemen olgunlaştırmış.O da yanlızdı fakat ben neden onun kadar mutlu değildim.Su satarak kazanacağım üç beş kuruşa da ihtiyacım yoktu.Belki de o çocuktu o yüzden.Peki neden ben hiç çocuk olmamış gibiydim?

Yine bana gülümseyerek baktı ardımdan.Biraz daha yürüdüm.O sokağa yaklaştığım için yine tedirgindim.O aksi adam dünkü gibi olmayacaktı yine sinirli suratsız birşey çıkacaktı karşıma Allah bilir.Bu kez yanıma o çocuğu da aldım.

Giderken öğrendim çocuk bu karda kışta penceresi bile olmayan harabe bir yerde kalıyormuş.Benim o soğuk masam o söylenen saatim kadar değeri yok muydu bu çocuğunda?Ona bende kalmayı teklif ettim.Yine bana gülümsedi ona şaka yaptğımı mı düşündü acaba?Ama ben onun bende kalmasını istiyordum.Hem çocuk okula da gitmiyordu her gün oradaydı.Onu okuturdum.İlerde su satmasına ihtiyacı kalmazdı.Hem onu tanıdığım günden beri üzerimdeki o huysuzluğun gittiğini hissediyordum.Masa,tabure kavgalarımda bitmiş gibiydi.Neredeyse sadece o çocukla konuşmak için erken uyanır olmuştum.Hem aklımdaki o adam da gitmişti.Onu düşünmüyordum,uykularımı kaçırmıyordu.Yine de o adamın kim olduğunu merak ediyordum.Bnei tanıyor muydu acaba?

Düşüncelerimden sıyrıldım.Çocuk diğer çocuklar gibi her şeye mızmızlanan hiçbir şeyden memnun olmayan bir çocuk değildi.Onu şımartan kimse yoktu o yüzden sanıırım.Bir şeyler anlattı komik değildi aslında yine de anlamsızca değildi.Şakalaşıyorduk.Çok sıcak kanlı bir çocuktu.

Yine o dükkanı gördüm.O huysuz adam içerde miydi?Yanımdaki çocuk bana az da olsa cesaret veriyordu.Evet yaklaştık.Yine o adam ama bu kez yüzüne renk gelmiş gibiydi.Bulanık görsem de gülümseyen yüzünü farkedebilmiştim.Durdum.Çok merak etmiştim beni hep gören,sanki kafayı bana takmış gibi hep beni izleyen o adam kimdi?

Biraz tereddütte kalsam da çocuğa anlattım.Beni izleyen biri vardı.Bunu birine anlatsam artık kafayı yerdim herhalde.

Çocuk bu kadar panik yapmama anlam verememiş gibi bana yine gülümsedi.Acaba gerçekten boşuna mı panik olmuştum.Ya da kafamdan kurmuştum adamın benimle bir alakası yoktu belki de.Acaba eski bir tanıdık mıydı?Öyle olsaydı yanıma gelip konuşurdu belki o da benim gibi cesaret edememişti.Yoksa ben de mi onun gibi huysuz bir adamdım.Adam belki de huysuz değildi.Başta öylelydi ama sonra düzeldiğini mutlu bir adam olduğunu farketmiştim.Ama yine de belli olmaz.Acaba bir alacaklı mıydı ya da bir zamanlar kalbini kırdığım beni terk eden o insanlardan biridir belkide.

Çocuğa usulca gidip sormasını istedim.Ben köşede bekleyecektim onu.Yine gülümsedi bana ve hiç itiraz etmeden dükkana gitti.

Bekliyordum.Acaba o adam çocuğu incitecek bir şey der miydi?Neden desin onun sorunu benimle.Huysuz adam...Ya da sonradan huyu değişen bi zamanlar huysuz adam mı demeliydim.Onunla da dost olabilirdim.

Ve çıktı çocuk dükkandan biraz önce hemencecik gittiği yol gözümde büyümüştü.Yürüdü yürüdü...Yine de çok uzaktaydı.Çok merak etmiştim ne diyeceğini.

Geldi.Akşam siizde mi kalacağım diye sordu.Tabi ki bende kalacaksın artık orası seninde evin ama söyle bakalım kimmiş o adam,diye sordum.Çocuk cevap verdi,amca orası bir ayna dükkanı ve içerde kimse yok.

..

düşOù les histoires vivent. Découvrez maintenant