Ben ölmek istemiyorum

617 8 1
                                        

Medyada Bade Ilgaz var.

Merhaba bu hikayeyi sadece sıkıldım ve kendime bir uğraş aradığım için yazıyorum . Kurguda hatalar olursa affola. Sadece eğlence amaçlı bu yazım .

****************

Neden kulaklarım kopup yerinden ayrılmıyor .Neden her sabah aynı rutin kavga ile ayrılmak zorundayım ki . Sabah Sare Ilgaz 'in kızı olduguma bir kez daha nefret ettim. Annemin derdi neydi bunu hiç bilmiyordum . Her sabah babam ile kavga ediyor. Evliliğine lanetler okuyarak evden çıkar giderdi .
Beş dakikalık bir sessizliğin ardından dış kapının sesi ile bu günlük kavganın bittiğine inandım .Üzerime geçirdiğim forma ile aşağı kata inmek için odamdan disari ciktim .

Merdivenleri sessiz adimlarla inip aşağıda sinirden kendine hakim olmaya çalışan babam salonun içinde bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu .
Beni gördüğünde ise sadece gülümsemeyle yetindi .

- Günaydın baba.

- Günaydın canım diyen babam alnima bir buse bırakıp benden uzaklaştı.

- Okuluna git baban iş dönüşü seninle hastanede buluşacak balim dedi ve dış kapıdan çıktı gitti.

Babam artık yorulmuştu bu onun gözlerine kadar işlemişti .Annemin bu davranışları onu uzuyordu . Annem şımarık bir kadındı her zaman istedigini alırdı . Beni hiçbir zaman sevmedi . Kerem doğduğunda onu kucağına bile almak istemedi . Babam ile daha büyük kavganın içine girdiler . Babam evi terk etti . Annem de kendini odaya kapatmıştı .

Evden çıkıp bahçedeki arabaya bindim ve 15 yıldır gittiğim Isviçre 'nin en iyi okullarından biri olan koleje doğru yola çıktık .

Babam egitimim için elinden geleni yapıyordu. Bizler için herşeyi göze alıyordu .

*********

Derslerin sıkıcı bir şekilde ilerlemesi sonucunda sınıfın camından dışarıdaki ormanı izlemeye basladim. Tedavim devam ediyordu kimse hasta oldugumu bilmiyordu . Annem tedavi surecim boyunca beni takmadi. Ben de annemin artık beni önemsemediğini anladım . Anneme ne kadar seni seviyorum desem de benden hep nefret etti . Sevgisini ulaşılmaz kıldı . Diğer insanlardan ayrı bir yörünge oluşturdu .

Dusuncelerime son veren zil sesi ile çantamı alıp disari ciktim . Otoparkta beni bekleyen arabaya doğru yönelip ağır adımlar ile yurumeye basladim. Büyük beyaz range rover 'a binip hastaneye dedim . Uzun yolun ardından araba durmuştu .

Büyük hastaneye geldiğimizde camdan disari bakıp hiç girmek istemediğim o hastaneye bir adım attım .

Bu hastalığı ilk öğrendiğimde babama ölmek istemediğimi söylemiştim . Babam gözlerinden akan yaşları onleyemeden sadece sarılmıştı .

Sadece korkmamam gerektiğini söylemişti . Sadece beni çok sevdiğini söylemişti.

Uzun beyaz koridorda titrek adımlarla ilerliyordum. Bu koridorlar insanların acılarına mutluluklarina şahitlik eden bir yerdi .

Doktorum olan İsra abiyi görünce sevindim . Burada tanıştığım türk olan vatandaşlardan birisiydi o . Hastaligim ile ilgilenen uzman doktorlardan da birisiydi .

- Merhaba İsra abi dedim sıkıntı ile .

- Nerdesin sen diyen İsra abi birazcık sitemle beni kolunun altına alıp odasına doğru yurumeye başladı . Ama beni de cekistirmekten geri kalmıyordu .
Odaya girdiğimizde karşılıklı oturup biraz sohbet ettik ardından da son durumum için dışarıdan çağırdığı hemşire ile son testleri yapmaya başladık .

Girdiğim cihazlar ve yapılan testler ile bedenimi taşıyamaz hale geldim. Ayakta durmakta zorlaniyordum.

- Yoruldun galiba sarı kafa diyen İsra abi elinde çıkan testleri inceliyordu .

- Yoruldum ya . Ne zaman bu hastaneye gelmeyecegim ben dedim sıkıntı ile .
Bu hastaneye gelmekten çok sıkılmıştım. Bu hastanede ölümü de mutluluğu da yeterince görmüştüm .
Kapının açılması ile yarim kalan konuşmamız babam tarafından bozulmuştu .

- Nasıl sonuçlar İsra gelişme var mi diyen babam gözlerini üzerimde gezdirip karşıma oturdu .

İsra abi elindeki kağıtlara ve kafa grafilerime bakarak derin bir nefes aldı .

- Sonuçlar dedi ve durakladı .

- İsra abi söyle hadi ne kadar kötü olabilir ki diye sinirle soylendim.

- Fuat abi Bade 'nin durumu gittikçe kötüye gidiyor diyen İsra abi elindeki kağıtları yere sert bir şekilde koyup

- Özür dilerim dedi .

Onların bu halini görmek . Bana acıyarak bakan gözlerini görmek daha cok canımı yakiyordu . Sinirlenmeme neden oluyordu.

- Ne kadar zamanım kaldı ?

- Bade diyen İsra abi .

- Ne zaman ölücem cok basit bir soru dedim.

- Bilemiyorum . Bu hastalıkta belirsiz bir durum diyen İsra abi çaresiz bir şekilde babama bakıyordu .

- Saatli bir bomba gibi ortalıkta dolaşıp ne zaman öleceğimi mi bekleyeceğim ben diye yerimden kalktim .

- Bade diye ayağa kalkan babam dolu gözlerle yüzüme bakıyordu.

- Ben ölmek istemiyorum .

Ben ölmek istemiyorum.

MUTLU SON Where stories live. Discover now