Ayrılık

23 2 1
                                        

İşte geldi. Beklediğim otobüs.. Bana hiç bilmediğim, tanımadığım yerlere kadar eşlik edecek olan otobüs. Babama döndüm. Alışık olmadığım şekilde gözleri yaşlı. Ağladığını hiç hatırlamıyorum. Gözlerini yaşlı olarak hatırladığım ise sadece birkaç anım var.
Dayanamayıp boynuna sarılıyorum. Kokusunu ezberlemek istercesine içime çekiyorum. İstemeyerek ayrılıyorum. Yüzüne bakıyorum. Ve babama sürekli söylediğim o kelimeleri söylüyorum.
"Seni seviyorum baba"
Babam gözlerimin icine bakıyor. Anlatmaya başlıyor.
"Kızım.. Canım kızım. Seni şimdi hic ayrılmak istemesem de uğurluyorum. Belki 3-4 ay yüz yüze görüşemeyeceğiz. Belki sen geldiğinde ben burada olmayacağım." Hiç duymak istemediğim sözler.. Ama yine de hiç ses çıkarmadan devam etmesine izin veriyorum. Devam ediyor. "Biliyorsun ki etrafındaki hiç kimse eğitimini tamamlayamadı. Ama ben senin okuyup işte buralarda bizim halimizde kalmaman için dişimden tırnağımdan artırarak okuttum seni. Sen de bunun farkındaydın. Hep çok çalışıp benim de kendinin de emeklerini boşa çıkarmadın. Bu ânın geleceğini hep biliyordum. Yanımdan bir gün bile ayıramadığım kızımın ilerde bi gün benden ayrılacağını biliyordum. Sana o kadar minnettarım ki kızım. Sen bu küçük köyde, küçücük okullarda yapabileceğinin en iyisini yaptın. Şimdi ise en iyi okullardan birini kazandın. Seni gidip kendi ellerimle teslim etmeyi her baba gibi ben de isterdim. Ama durumumuz ortada kızım. Oralarda kendini sakın yalnız hissetme. Bizi istersen günde 20 kez ara. Kendini çok kötü hissedersen bin gel. Ben her zaman senin yanında olacağım. Ama biliyorum, benim kızım öyle hafif bi rüzgarda yıkılmaz. Sabırlıdîr, inatçıdır benim kızım." yüzündeki en başından beri olan gülümsemesi büyüdü. "Oraya git, güzelce yerleş, derslerini aksatma. Orda tanıdığım bi ahbâbım var. Rüstem amcan. O sana her konuda yardımcı olucak. Ha bu arada nelerden hoşlanmadığımı biliyorsun. Söylememe gerek yok değil mi? " Masmavi gözlerini kocaman açıp bana istediği cevabı vermem için baktı.
"Bilmez olur muyum baba. Adımı unuturum onları unutmam."
İkimizde güldük. Bir kez daha sarıldık. Bu seferkinin son olacağını bildiğimizden sımsıkı sarıldık birbirimize.
Babam benim tek varlığımdı. Annemi 3 yasında bi hastalıktan dolayı kaybettim. Simasını pek hatırlamıyorum. Ama babam sürekli ona benzediğimi söyler. Saçlarım, kaşlarım, burnum, ağzım hepsini annemden almışım. Bir tek gözlerim. Masmavi kocaman gözlerim babamdan. Ben çocukken, beni ilk görenler hemen anlardı. 'Sen şu tatlıcı Ahmet Usta'nın kızı mısın ? ' Evet ben o tatlıcı Ahmet Usta'nın kızı Reyhan. İsmimi annem koymuş. Annem çiçekleri çok severmiş. Bu yüzden de evimizim bahçesi renk renk çiçeklerle dolu. Annem ölünce babam çiçeklere onun anısına bakmaya devam etmiş.
Babamın uğraştığı da dükkan ve bahçe dışında bir şey yok zaten. Tatlıcı dükkanımız var. Bizi bu zamanlara kadar geçindiren ekmek teknemiz. Orda büyüdüm denebilir.
Annem öldükten sonra babamla birlikte dükkana gittim her gün. Babam beni kimseye bırakmazdı. Birkaç yıl sonra da okula başladım işte. Sabah babamla birlikte kalkar, önce birlikte dükkana uğrar, onun hazırlık yapmasına yardım ederdim. Okul saati gelince de dükkanın hemen yakınındaki okuluma, boynumda babamın tıka basa doldurduğu beslenme çantam asılı, koşarak giderdim. Babam her seferinde el sallardı bana. Arkamdan da bağırırdı ' O çantadakilerin hepsi yenecek ona göre '
Yemek yemekten kücüklüğümden beri nefret ederim. Çantamdakilerin çoğunu da sınıfa dağıtıverirdim.

Okulda dersleri güzelce dinlerdim. Ama tenefüslerde sınıfın en muzırı ben olurdum hep. Elimden çekmeyen kalmadı desem yeridir. Babama bu yüzden öğretmenlerden şikayet gelirdi ara sıra. Babam gelen öğretmenleri başını sallayarak dikkatle dinler, onaylar, bir tatlı ikram ederek gönderirdi hep. Ben de onları yan masadan sessizce dinlerdim. Öğretmen gidince babam bana hafif çatık kaşlarla bakar. Kızmış gibi yapar, sonra ben babamın bu komik haline gülünce hep birlikte kahkahalarla gülerdik. Babam beni hayatım boyunca hiç incitmedi. Annem ölünce sırtımızı birbirimize yasladık, hayattan zevk almaya, neşeli olmaya çalıştık.
Ve başardık da.
Babama o kadar bağlıydım ki; babamdan az sonra ayrılacağım fikri sanki bir yanımı burda bırakmam isteniyormuş gibi hissettiriyordu.
Son sarılışımızdan sonra gözümden yaşların süzüldüğünü hissediyordum. Otobüs kalkmak üzereydi. Mavi bavulumu bagaja koyması için muavine verdim ve otobüse doğru yöneldim. Hiç durmadan ağlıyordum. Arkamı dönmeden öylece yürüyordum. Dönersem vazgeçeceğimden korkuyordum çünkü. Otobüse bindim ve elimdeki bilette yazılı olan koltuk numarasını bulup oturdum. Babam küçüklüğümdeki gibi elime tıka basa yiyecek dolu bir çanta tutuşturmuştu. Çantayı kucağıma aldım. Hâlâ ağlıyordum. Babama baktım. Bana hiç durmadan el sallıyordu. Yanağından süzülen bir damla yaşı saklamak istercesine sildi. Ben de ona el salladım. İşte ayrılıyorduk.
Elveda Trabzon...

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 14, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

REYHANStories to obsess over. Discover now