Odamda ki rutubet gibi nefesim.Küllüğümde ki küller gibi ciğerlerim.Masanın üzerinde ki vantilatör gibi beynim.Saksıda ki toprak gibi dudaklarım.Vitrinde ki bilyeler gibi göz bebeklerim.
Saat 11.30 mahalleye girdim.Yavaş adımlarla , parmaklarımla çiçeklere dokuna dokuna ilerliyorum.Bugün hava yağmurlu ve soğuk.Cebimde dünden kalma son sigaram.Kuru ve kalın dudaklarımın arasına koydum sigarayı bi yandan da gökyüzüne bakıyorum havanın rengi kırmızı.Aralardan geçerken köşelere bakıyorum bizim çocuklar hâlâ mesai yapıyorlar.Selam vererek ilerlerim hep bu sokaklardan hiç boş geçmem , geçemem.Evin önüne yaklaştığımda bir ıslık geldi.Kendi kendime "Şimdi sıçtın oğlum" diyorum.Usul usul bi yandan da tedirgin bir şekilde kafamı çevirdim ne göreyim? Çıkmasını en son umduğum kişi , Naci.Geçen geceden kalma borcum var cebimde tek kuruş param yok ve Naci'nin parasını geciktirmek azrail ile dans etmek demektir.Hızlı adımlarla yanıma doğru gelirken bi yandan da söyleniyor kendi kendine Allah'ın manyağı.Aslında Naci iyi çocuktur hoş çocuktur muhabbeti güzeldir ama parasını verince.Aramız da 10 adım kalmıştı bu soğuk hava da terletecek kadar seri adım atıyordu ve beklediğimden az bir tepki vererek yanıma gelir gelmez yakamdan tuttu.
"Lan olum sana parayı getir demedim mi lan ben?"
"Naci sakin ol lan tamam yarın vericem paranı"
"Çiko seni severim bilirsin ama işle arkadaşlık başka yarın getir parayı kötü olmayalım" dedi ve geldiği hız da sinirli bir şekilde geri gitti.
Dün gece fenaydı.Naci'den yüklü alışveriş yaptım.Normalde bi geceye bu kadar yüklenemezdim ama Tuncay'ın doğum günüydü ve benden tek istediği şey içmediği şeyler içmek , götü başı dağıtmak , eğlenip dans etmek.Tuncay hayatı boyunca böyle şeylere hiç bulaşmamış sadece alkolle kafa bulan temiz bi çocuktur ama harbi delikanlıdır.Bende onu kırmak istemedim.Tek arkadaşı bendim tek bana güvenir en çok beni severdi.
İlk önce ben gidip Naci'den param olmadığını ama yarın ödeyeceğimi söyleyerek alışveriş yaptım.Yaklaşık 10 şeker 30'luk ta sigara çözdüm.Tuncay ev kiralamış beni evde bekliyor sürekli arıyor heyecanlı bir şekilde "Noldu hallettin mi" , "Hadi oğlum nerede kaldın?" gibi cümlelerle heyecanını belli ediyordu.Eve gittim Tuncay'a ilk önce son kez bunu yapmak isteyip istemediğini sordum.Çok istekli bir şekilde yapacağını söyledi.Ben bütün gerekli malzemeleri yanımda taşırım ; pet şişe , boru , teneke.Masaya oturup Tuncay'a iyi seyretmesini söyledim.İlk önce tenekeyi kesip dondurma küllahı şekli verdim bunu ilk başlarda yaparken elimi çok keserdim tabi sonra oturduğum yerde elime bi teneke geçince istemsiz yüzük yapmaya başladım.Neyse yüzüğü yaptım borum zaten hazırdır metalden, sanayi yapımı , geniş.Sonra şişeyi deldim boruyu taktım yüzüğü de boruya yerlestirdim Tuncay'a uzattım.En başta herşeyi anlattım nasıl yapacağını, nefesini nasıl ayarlayacağını hatta nasıl tutacağını bile.İlk seferde öksüreceğini söylemedim ama çünkü biraz gülmek istedim.Tuncay heyecanlı ve stresli bir sekilde ilk kapağını vurdu ve öksürükten yerlere yattı bende gülmekten...Sonra ciğerleri ve boğazı açıldıktan sonra 6-7 kapak daha vurdu.Yavaş yavaş kafasına girmişti esrar.Yüzünde ki mutluluk ifadesi beni çok memnun ediyordu.İlginç bir zevk alıyordum.Sıra şekerlere geldi.Poşetten çıkardım hepsini.4 çeşit vardı zaten ; Kırmızı Mitsibushi , Sarı Kelebek , Kırmızı Boğa , Mavi Praga.En etkilisi boğaydı direk onları eledim zaten ilk seferde bu kadar yüklenemezdim ona.Tekrar emin misin diye sordum "eminim" dedi.Bende o zaman "Seç birini dedim".Gerizekalı gitti aralarında en etkili olan pragayı seçti hatta çocuğuymuş gibi elinde tutup uzun uzun baktı bende birşey demedim.İçerden sodaları getirmesini söyledim.Bana "Neden soda?" diye sordu.Çünkü soda asitli olduğu için hapı attıktan sonra midede daha kısa bir sürede patlatıyordu.Bunu duyduktan sonra Tuncay bana dahi gözüyle bakmaya başladı açıkçası biraz rahatsız oldum beni babasını sevmediği kadar seviyordu.Sodaları getirdi ardından şekerleri yuttuk şuan yapmamız gereken 2 şey vardı.Beklemek ve kendimizi sıcak tutmak.Çünkü soğuk havada etkisi gelmez patlayamazdık.20 dakika gectikten sonra Tuncay patladı.Artık göz bebekleri bir bilye kadar büyümüştü ve pinpon topu gibi titriyordu.Çenesi kasılıyor çok hızlı konuşuyor ve herşeyi anlayabiliyordu.Yani artık kulaklık takıp televizyon izleyebilir ayrıca bunları yaparken benimle muhabbet edebilirdi.Bu sıçtığımın şeyi sanki sana özel bir güç veriyordu.Aşırı öz güvenli , fazla zeki , fazla hızlı ve fazla mutluydu.Ama bunlar bir yere kadardı.Tuncay şuan yükselişteydi ancak bunun düşüşüde vardı.Bunu ona söylemedim kendi tatsın bu hissi düşüşte ki hislerini , kötü anılarını , alınganlıklarını kendi görsün istedim. Artık bana da gelmişti artık muhteşemdim uçuyordum , hiçbirşey moralimi bozamazdı sadece dans edip eğlenmek sohbet etmek istiyordum ve benim sonum ölüm olmayacaktı hep mutlu olarak yaşayacaktım...
YOU ARE READING
Penceremde Ki Ejderha
Non-FictionYarım kalmak mı acı olan yoksa diğer yarından vazgeçmek mi? Küçük bir pet şişenin içinde balık olmak mı tutsaklık yoksa şişenin içinde ki su olmak mı? Gözünün altında ki morluklar mı yaşanmışlık yoksa gözlerinin içinde ki kahverengi mi? Dudaklarına...
