Bir

210 38 71
                                        

Playlist: Manga-Dünyanın Sonuna Doğmuşum

Annem üçüncü defa arayınca can güvenliğimi düşünerek e artık açayım dedim malum o telefonu boşa mı taşıyosun başlıklı konuşma pek de iç açıcı geçmiyor.
"Efendim anne?"
"Saat on oldu biliyosun dimi?"
"Evet, nolmuş yani merak etme sitenin sınırlarını aşmadım." dedim kendi çapımda laf sokarak. Tamam on beş yaş çok da büyük değildi ama en azından sitenin sınırlarından geçebilirdim dimi?
"Yarın okul var artık gelin Arzu teyzen bizde İlaydayıda çağırıyo sonra sabah kalkmıyosunuz hadi çabuk."
"Tamam." deyip kapattım Arzu-Derya koalisyonu karşısında ne kadar dirensekte olumlu sonuç alamayacaktık nasılsa.
Hayır yani yarın okulun ilk günüydü, lisenin ilk günü zaten bundan sonra sıkı tempo başlıyodu bari son gün rahat bıraksanız nolur? Zaten sitenin bahçesindeyiz ama yok. İlkerle Yaman neyseki durumu hemen anlamışlardı da lafa tutmadan kısaca vedalaştık ne de olsa yarın yine görücektik birbirimizi. Yamanın dahiyane fikriyle hepimizin puanının yettiği Kutay Anadolu Lisesini ilk sıraya yazmıştık çok şükür geldi de, sonuçlar açıklanır açıklanmaz her gün soluğu okulda aldık ve kendimizi aynı sınıflarada koydurduk ama yinede bir lise heyecanı sarıyodu insanı. İlker son anda,
"Yarın sucuklu tost getirip karizmamı çizmeyin ha!" demeyi ihmal etmedi tabii. İkinci sınıftayken siteye özel bir servis vardı hepimiz ona biniyoduk, daha o zamanlar İlker ve Yamanla samimi değildik onlar karşı blokta oturuyodu İlaydanın babasıyla benimki aynı birimde polis olduklarından ailece tanışıyoduk ve kendimi bildim bileli en yakınımdı, o gün de annem sucuklu tost yapıp beslenme çantama koymuştu servise biner binmez etrafı koku sardı herkes oflayıp kimden geliyo bu koku diye çemkirirken İlker yanımda oturduğundan fark edip "Ya tostunu bana verirsin yada herkese kokunun senin çantandan geldiğini söylerim." demişti. En yakın arkadaşlarımdan biriyle ilk dialoğum buydu ne harika ama, her fırsatta o gün bana şantaj yapmadığını hatta okuldaki namımı koruduğunu söylesede bir kafeye oturduğumuzda kendime sucuklu tost ısmarlatmaktan asla vazgeçmeyeceğim.

Gülerek yanlarından ayrılıp eve giderken yarın ne giyeceğimizi, okuldaki kezban ve güzel kızlarla ne gibi sorunlar yaşayacağımızı, yakışıklı erkekleri İlker ve Yaman faktörü varken nasıl tavlayacağımızı ve daha bir sürü şeyi alaya alarak konuştuk. Sonunda kapıya geldiğimizde bugün bizde kalması için nasıl izin alabileceğimizi düşünüyoduk, malum yazın hepimiz gündüz uyuyup gece çılgınlar gibi dizi izliyoduk ve gram uykumuz yoktu. Nihayet abim kapıyı açtığında salona gidip en sevimli halimizi takındık ama annemler dizilerine öyle bir dalmışlardı ki geldiğimizden haberleri var mı emin değildim. Ya el insaf madem böyle dizi izleyip bizle ilgilenmeyeceksiniz ne diye çağırıyosunuz ki? Baktık sevimli olmak bir işe yaramıyo kaş göz hareketleri devreye girdi ve suskunluğu bozan İlayda oldu,
"Anne biz Gazelle yarın giyeceğim kıyafetlerimi alıp geliyoruz bugün burda kalıcam bu arada fragmanda gördüm merak etme adam anlıyor sonunda karısının ne mal olduğunu." İşte benim kızım! Arzu teyzeyi can damarından vurmuştu son dediğine odaklandıklarından bizi önemsemeyip,
"Tamam ne yapıyorsanız yapın yeter ki şu televizyonun önünden çekilin." dediler bizde memnuniyetle anahtarı alıp iki kat yukarının yolunu tuttuk.
"Bu olmaz çok sıradan sanki giyinmesini bilmiyomuşum gibi."
"Iıh bu hiç olmaz gelinin kız kardeşi konumuna düşmek istemem." İlayda yarım saattir kıyafet seçmekle debelenirken suratına iki tane çarpıp
Sanki başıma Victoria Secret al işte birini gerizekalı! diye bağırmamak için kendimi zor tutuyodum. Onun yerine daha mantıklı bir şey dedim,
"Yalnız elini çabuk tutmazsan annemlerin dizisi bitecek ve o rüyadan uyanacaklar kanka." bu cümlem beyninde şok etkisi yaratmış olmalı ki beyaz v yaka bir bluzla kot pantolunu aldığı gibi kapıya koşup sporlarınıda eline aldı.
Neyse ki daha son reklam girmeden odama kavuşabilmiştik. Abim odamı işgal edip lise şöyle kötü böyle fena diye günlük pislik kotasını doldurarak bizi çöm diye ezdikten sonra kendi odasına gitti, tabi koluna atılan tırnak darbelerinin de etkisi büyük. O gidince telefonumu elime alıp heyecanlandıran bir bildirim var mı diye baktım tabii ki yoktu. Diğerlerini okuma zahmetine girmeden bildirimlerden silerek whatsappa girdim 16 sohbetten 428 mesaj. Hepsini tek tek okumaya hiç halim yoktu ortaokuldan mezun olunca açılan otuz tane grup ve bir sürü gereksiz insan hayır çıkıyosun ısrarla geri alıyolar O kadar şey paylaştık unutmayalım birbirimizi, kopmayalım muhabbetleri. Lan gerizekalı ben istesem zaten senle bağımı koparmam seni ortaokulda bırakmışım kal orda, ama nerde bunu anlayacak kafa. Neyseleyerek iki yeni mesaj olan bizim gruba girdim;
GİYİ
Tanyücem(İlker): Ee hanımlar yarın ne renk sim döküyoruz kararlar verildi mi?
Yamişim(Yaman): Bakın son kez söylüyorum gümüş altın sarısından daha elit tamam mı?
Onlara bir sürü ciyakladığımız ses kaydı atmak çenelerini kapatmaya yetti. Her gün hatta her saat beraber olduğumuz halde biriken dedikodularımızı anlattık, beraber kaldığımızı belli eden beşyüz tane snap attık ve uyumaya hazırlandık.

Tam dalmıştım ki annemler kapıma anadolunun kapılarını türklere açıyormuşcasına abanarak noluyo diye bağırışlarımıza neden oldular. İlaydanın burda kaldığını daha yeni fark eden Arzu teyze göbeğimizin yapışık olmadığına dair bir nutuk çekmeye başladı, baktım susacağı yok telefonuma uzanıp dizilerinin gelecek haftaki fragmanını açtım,
"Eğer İlaydanın bizde kalmasına ve odamdan çıkıp uyumamıza müsade ederseniz izletirim." dedim. Demez olaydım, bu sefer annem ben sana o kadar analık yapayım sen utanmadan anneye rüşvet teklif et pü sana diye çemkiriyodu. Az önce esip gürleyen kendi değilmiş gibi annemi sakinleştirip teklifimi kabul eden fanatik Arzu teyzemin yanaklarına en sulusundan öpücükler bırakıp onları da gönderdik. Ama gel görelim ki uyku tutmadı, sağa dönüyorum olmuyo sola dönüyorum hiç olmuyo çünkü İlaydanın ağız salyalarını görüyorum. En son dürterek onuda uyandırdım ilk,
"Uykum var, yarın okulda ruh gibi dolanmak istemiyosan sende uyu." dese de kulağına korku hikayeleri fısıldayıp filmlerdeki üç harflilerin olduğu sahnelerde söylenen saçma cümlelerle iyice korkutunca pes etti. Saat daha on ikiydi ve şuan ikimizde sıfır uykuyla ayaktaydık.
"Ee o kadar uyandırdın mükemmel bi fikrin vardır umarım."
"Hıhı yan odadaki babamın horultuları eşliğinde twerk yapalım nasıl fikir?"
"Cihan abi bacaklarımızdan tavana asıp bizi dün İlkerin kırdığı avize işlevinde kullanmak istiyosa neden olmasın?"
"..."
Belki bizimkiler uyumamıştır diye telefonlara saldırdık;
GİYİ
İlaydAM❤: En sevdiğim iki insan parçası uyumadı dimi?
İlaydAM❤: Ya uyumadık desenize hazreti İlayda konuşuyo burda!!
Mesajın iletildiği tek kişi ben olunca ilk beş dakika birbirimize rakip firmanın çalışanları bakışından atıp neyseleyerek The Flash'ı yeniden hatmetmeye başladık. Sayamadığım kadar bölüm izledikten sonra, okulun ilk gününden zaten dokuz güncük olan devamsızlık hakkımızı kullanmanın mantıklı bir fikir olmadığı yeni aklımıza gelmişti ve bölüm sonunda ikimizde bu konuda hemfikir olup bilgisayarı kapattık. Saate bakıp 05.48'i görünce kan beynime sıçradı, ne yani sadece bir saat mi uyuyacaktım? Hemde bir saat uykuyla dokuz derse girecektim öyle mi? Ben bunları düşünüp içimden ağla kalbim ağla fon müziği verirken birden bacağımda sağlam bir tekme hissettim.
"Allah belanı versin Gazel al uyumadık aynı bölümleri otuzuncu kez izledik ne geçti şimdi eline? Yarın semelek gibi gidecez okula! Hem de.. hemde.." bir kez sinirle inledikten sonra devam edebildi
"O ortama ilk kez giricez ve herkesin aklında bu şekilde yer edicez gitti güzelim çocuklar kaşar seni!" deyip bir kez daha üstüme abandı bende ona yaklaşık on dakika boyunca bu kadar şikayetçiyse bizde kalmasaydı, diziyi izleyip kolayı götürürken halinden gayet memnun olduğunu ve o kolalar yüzünden yatağıma işerse çantasına sucuklu tost koyup onu ihbar edeceğimi belirten kezban tripleri attım. Daha sonra birbirimize bakıp kader ortağı olduğumuzu anlayınca efkarlı bir iki türkü eşliğinde bacı kucaklaşması yapıp daha fazla vakit kaybetmeden uyuma kararı aldık. Eminim onun aidat parasını çalarak aldığı çok değerli makyaj malzemeleri yarınki ölü sıfatını düzeltmeye yeterdi ama ben asla makyaj yapmadığımdan durumum daha vahimdi..

Hepsi ManyakStories to obsess over. Discover now