Merhabalar,
Öncelikle belirtmek isterim ki bu hikaye yalnızca bu bölümden ibarettir. Bölümü yazmama ilham olan da eksikdizeler'in kısa hikayesi, Hoşça Kal Adam'ım 'dır. Dün o hikayeyi okuduktan sonra farkında olmadan bir kalem ve defter aradı ellerim ve ortaya böyle bir sonuç çıktı... O yüzden ilham perim Nur'uma gönülden teşekkür ederim...
Bu satırları sizlerden önce okuyan ve paylaşmam konusunda beni yüreklendiren çok canım @mrvnr1905 ve @Daydreamer_Pumpkin 'e de kocaman teşekkürler.
Ayrılık ve hüzün sizlerden uzak olsun...
Keyifli okumalar ~~
***
Bir gece yarısı ansızın aldım sana yazma kararını. Yıllar sonra ilk defa cesaret etti yüreğim içinden geçenleri, biriktirdiklerini haykırmaya...
Sahi, seneler geçti öyle değil mi, gidenim?
Mutlusun artık, biliyorum.
Bir başkasının elleri var ellerinde.
Yüreğin bambaşka bir yüreğe ait.
Gözlerinin elası bambaşka kahvelere misafir...
Gülüşün, başka çehrelere armağan.
Sahi, ne çok severdim gülüşünü anımsıyor musun?
Manasız bir mutluluk sarardı ruhumu.
Gülüşün can bulurdu yüreğimde de farkında olamadan kıvrılırdı dudaklarım...
Senden sonra da çok güldüm, biliyor musun?
Unuttum tüm geçmişi.
Her sabah umutla açtım gözlerimi, sevgi dolu bir merhaba gönderdim yeni doğan güne. Olabilecek en içten tebessümlerimi sundum herkese. Güldüm hem de çok güldüm, ama gel gör ki hiçbir şey gülüşün kadar mutlu edemedi beni...
Sahi, sen mutlusun öyle değil mi?
Bensizlik yakmıyor elbette canını. Hatta belki farkında bile değilsin yokluğumun! Ne de olsa giden sendin, hiçbir şey yaşanmamış gibi. Bir kez olsun ardına bakmadan giden...
Giden olmak kolay olandı en nihayetinde. Terk etmek en kolay...
Geride kalıp da anılarla savaşmaktı zor olan.
Geçtiğin sokaklarda el ele atılan adımları anımsamak, ilklerini hatırlamaya dayanmaktı, zor olan. Önce tatlı bir tebessüm belirir dudaklarında hemen ardından acı, zehirli bir hançer gibi saplanır yüreğine...
Sahi, hatırlıyor musun parmaklarının, parmaklarımla mühürlendiği o ilk anı? Yoksa çoktan unuttun mu?
Peki ya dudakların? Onlar da unuttular mı beni başka tenlerde?
İlk öpücüğümdü bir an olsun tereddüt etmeden dudaklarına armağan ettiğim hatta belki de bu aşk uğruna verdiğim ilk kurban...
Söylesene sonrasında öptüğün dudaklar kime aitti?
Onlarla ilk temasında da heyecanla çarptı mı yüreğin, yerinden sökülecekmişçesine?
Tüm gün, "Gerçek miydi şimdi bu? Sen, beni mi öptün?" diye sordun mu onlara da, tatlı bir şaşkınlıkla?
Yoksa biz aşkın tüm saflığını tüketmiş miydik ayrılıkla?
'Sahi, hiç yanmadı mı yüreğin?' diyeceğim de gözlerin geliyor ya aklıma susuveriyor yüreğim...
Yıllarca aşkı gördüğüme yeminler edeceğim, elasında mutluluğu bulduğum gözlerinin son bakışı canlanıyor da zihnimde, son sözlerin çınlıyor da kulaklarımda yüreğim, can veriyor ellerinde...
Sahi, bir anda nasıl silebildin ki yüreğindeki aşkımı? Nasıl söküp atabildin içinden, beni?
Ben...
Ah! Ben hala aşka tövbeli, ayrılığa yenik bir zavallı... Ardında bıraktığın yitik, güvensiz bir zavallı...
Söylesene zaman zaman da olsa anıyor musun beni? Birinin sesinde, kim bilir belki de kokusunda buluyor musun benden herhangi bir iz?
YOU ARE READING
~~Gidenim~~
Short StoryAyrılığın ardından söylenecek ne çok söz vardır oysa, dile düşse yakan, yüreğe gömülse talan eden... Bunlar benim sana son sözlerim Gidenim. Gidişinin ardından yıllar sonra dilimden dökülen son isyanım, belki de son itirafım... 25/07/2016 gecesinde...
