İflah olmaz kıvırcık saçlarım stresle geriye ittim. Zaten karışık olan hayatım, son bir aydır iyice rayından çıkmıştı.Bu yüzden de bugüne olan en önemli sözlüyü unuttum. Şimdi karşımda bana sinirle bakan hocama verecek cevabım yoktu.Allah'ım ne olur bir şey olsun da kurtulayım.
''Kızım cevap vermeyi düşünmüyorsun herhalde!''
Evet hocam, düşünmüyorum. Bilsem cevap vereceğim herhalde! Bende meraklı değilim böyle ayakta beklemeye! Kapının tıklatılmasıyla kısa süreli kurtarıcım(!) nöbetçi içeriye girdi.
''Hocam, Sarya Deniz'i müdür çağırıyor.''
Kısa süreli mi demiştim?Ay ben bu çocuğu yerim !Tam zamanında.
''Şimdi sözlü yapıyorum.Sonra gelsin .''
Ne demek sonra gelsin hocam? Çok ayıp ,müdüre karşı gelinir mi hiç!
''Önemliymiş, hemen gelsin dedi.'' Hay, ağzını öpeyim be! ''Hocam ben gideyim, sözlüye geldiğimde devam edelim.Olur mu?''
''Kurtuldun sanma geldiğinde devam edeceğim.'' Kafamı sallayarak hızla sınıftan çıktım.
''Müdür beni neden çağırıyor?''
''Bilmiyorum ama yüzünden pek iyi bir şey olmadığı belliydi.''
Panikle hemen son zamanlarda yaptıklarımı gözden geçirdim. Bir kızla kavga etmiş, kapı kulunu yerinden söküp; öğretmen ile sınıfta kalmamızı sağlamıştım ve telefonumu alan öğretmenden telefonumu gizlice almıştım. Bence bunlar müdürün odasına çağırılmama sebep değil. Müdürün kapısına gelene kadar onlarca olay kurgulamıştım. Kapıya geldiğimde üstümü bir kez daha düzelttim ve boğazımı temizleyip ,kapıyı çaldım.'Gel komutu geldiğinde yavaşça içeri girdim. Gelmemle ayağı kalkan adamı gördüğümde gözlerim kocaman açıldı, taş kesildim. Ne işi vardı bunun burada? Son bir aydır her gün eve gelip rahatsız ettiği yetmiyormuş gibi şimdide okuluma mı gelmiş! Herkes onu öldü bilirken olur olmadık zamanda ortaya çıkması beni deli ediyordu. On sene önce bir kez bile düşünmeden giden adam ,şimdi hangi yüzle gelir? Vücuduma saran öfke ve nefretle üzerine ilerledim.
''Ne işin var senin burada?''
Yetişemeden ona müdür önüme geçmişti.
''Sarya sakinleş ve otur lütfen.''
Ne sakinliğinden bahsediyordu bu Allah aşkına! Adını dahi duymaya katlanamadığım insan buraya kadar gelmiş!
''Ne sakin olması hocam! Lütfen bu adam buradan gidebilir mi?''
'Gidebilir m' sorusu benimim için öylesine söylenmiş bir sözdü.Bu adam buradan hemen gidecekti.
''Kızım-''
''Bana kızım deme, ben senin kızın değilim!'' Ah birde kızım demiyor muydu!
''Niye geldin buraya? Eğer Can için geldiysen sana daha öncede söyledim-söyledik; onu asla sana vermeyeceğiz.'' Can'ı yanına alacakmış! Daha kırkı çıkmamışken bizi bir başımıza bırakmıştı, o zaman aklı neredeydi?
''Onun babaya ihtiyacı var. Biliyorum senin için çok geç kaldım ama onun için hala vaktim varken bunu benden de ondan da esirgeme.'' Geçmiş aklıma gelirken gözlerim çoktan dolmuştu. Evet benim için çok geç kaldı.Fazla geç... Ama Can'ın da ona ihtiyacı yok.Ben ve annem ona yeteriz. ''Onun sana ihtiyacı olduğunu nereden çıkardın? Hiç birimizin sana ihtiyacı yok. Ve evet çok geç kaldın!''
''Eğer affedersen sana babalık yapmam için çok geç değil.''
''Çok geç değil mi? Ciddi misin? Kendimi korumayı, 'benim babam senin babanı döver' demek yerine 'seni döverim' demeyi öğrendiğimden, seni öldü olarak kabul ettiğimden beri çok geç. '' Sesimin çatlamasını ,dolan gözlerimi saklamak için daha çok bağırıyordum. Son beş yıldır hiç ağlamadım ve içimde volkan misali patlayan öfkemi, nefretimi,Bu nefretle yaşadığım her saniye için akmayı bekleyen göz yaşlarımı nasıl tutacağıma dair hiçbir fikrim yoktu .Yüzünü görmek ,sesini duymak yeterince can yakıcıydı zaten. Yokluğuna alışmışken neden geri dönüyor? Neden şimdi! Canımızı yakmaktan zevk mi alıyor bu adam? Eğer öyleyse karşıma çıkmasına gerek yok ki... Yokluğu acıtıyor, varlığı acıtıyor. Yanına yaklaşıp kolundan tuttuğum gibi dışarı sürükledim. Ne bağırıp duran müdürü ne de sel olup taşmış göz yaşlarımı umursuyordum. Kapıyı açıp dışarı doğru itekledim . Kapının önü öğrenci ve öğretmenle dolmuştu. Zilin çaldığını duymamışım bile.Hepsinin meraklı bakışları bize döndü ve koridorda ki uğultu bir anda kesildi. Karşımda ki adam pişmanlık dolu gözlerini üzerime diktiğinde bulunduğumuz yeri, çevremizdekileri çoktan unutmuştum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tek Bölümlük Hikayeler
Genel Kurgu'Yazarlar Kulübü' adı altında ki ALTI kişilik WhatsApp gurubunda birbirlerinde kilometrelerce uzakta olan kızçelerin yazdığı denemeleri ve kısa hikayeleri bulundurur. *Beraber güldüğünü değilde, beraber ağladığını unutmuyor insan.*
