Zil sesi ile yataktan sıçramam bir oldu,bu ses bile beni korkutur oldu.Bitmek bilmeyen kabuslarım yine beni yalnız bırakmamıştı.Kendimi bu denli kötü ve suçlu hissetmem doğal mıydı?Yoksa çok mu yükleniyorum zayıf düşmüş bu bedenime...Kendime işkence etmek hoşuma gider olmuş.Bu denli yoğun duyguları daha önce hiç hissetmemiştim.Acaba yok yaaa ben mazoşist mi oldum?Tövbe tövbe ne diyorum ben ya....
İzin günüm yarın bitiyor ve ben yarın sanki ilk iş günümmüş gibi korkmaya başladım.Dur dur ben şimdi kendi kendime mi konuşuyorum, delirdim.Kendimi nasıl hissetmeliyim ki bütün arkadaşlarım hemde hepsi benim beceriksizliğim yüzünden öldü.Ağlamamak için kendimi zor tuttum.Bu ruh halinden çıkmalıyım.Dışarı çıkayım evet ya neden daha önce düşünemedim ki, gitmekten mutlu olduğum yere gideyim sakin sakin çayımı yudumlayıp kitabımı okuyayım.Aslında sırf o mekana yakın diye tuttuğum evime baktım da ne kadar da yalnızlık kokuyor.Evim -"en son kimi misafir ettin?"
sende haklısın yalnızlık benim seçimim.......Hazırdım ve evimden çok da uzak olmayan simitevine doğru yol aldım.Kafam yerde kaldırım taşlarını sayıyordum.Birden bir sertlik hissettim "eyvah!" birine çarptım.Kafamı kaldırmaya utandım ve "özür dilerim"diyerek hemen simitevine girdim.O kadar sık geliyordum ki buraya garsonlarla bir nevi arkadaş olmuştuk.Bir ses çınladı kulaklarımda;
-Mehtap abla....
kafamı bir kaldırdım benim ufaklık koşarak yanıma geliyor.Özlemişim ben de neredeyse bir ay oldu buraya gelmeyeli ,benim ufaklığı görmeyeli....Evet yaklaştı ve sarıldı ne de sıkı sarıldı ,gören yıllardır görmediği ablasıyım sanır.Garibimin benden başka kimsesi yok ki zaten neden bunları düşünüyorum ki anın tadını çıkarmalıyım bende sarıldım sıkıca ufaklığa, bana hissettirdiği o sıcaklık ne de güzeldi.
-Mercan kız görmeyeli ne de güzelleşmişsin.
-Yalakalığı bırak da hesap ver çabuk,benden habersiz nerelerdeydin?Bana hep haber verirdin.
Ufaklığın durmak bilmeyen soruları arasına çocukluk arkadaşım olan Arzu'nun sesi girdi.İşte mutluluk bu bir yanımda hiç kimsenin hissettiremediği sıcaklığı hissettiren ufaklık diğer tarafda da beni dinleyen ve anlayan yegane dostum biriciğim ARZU...
-Mercan izin ver de bir soluklansın Mehtap ablan sonra hesap sorarız tamam mı?Sen şimdi git bize iki tane çay kap gel.
-Tamam patron.
Ufaklık kendiyle beraber taşıdığı sıcaklığı da alıp yanımdan uzaklaşırken beni tebessüm ettirmeyi yine başarmıştı.Öyle bir "Patron" deyişi var ki normalde Arzu kendisine patron denmesinden hiç haz etmeyen biri ama Mercan söyleyince o da istem dışı tebessüm ediyor.Halbuki kaç kere bana patron deme demişti ama ufaklığın kafası biraz sert olduğundan hala söylüyor.Biliyorum ki Arzu içten kızıyor ama o da benim gibi kıyamıyor ona...
-Gelgelelim sana, anlat bakalım.
-Arzu bugün kendimi hiç iyi hissetmiyorum.Buraya da nefes alabilmek için geldim.Bugünlük beni mazur gör ve soru sorma olur mu?
-Tamam anlaşılmıştır.Ben neyse de ufaklığa ne diyeceksin.Seni rahat bırakacağını sanıyorsan yanılıyorsun.Tam bir aydır senin nerde olduğunu soruyor ondan...
-Onu bana bırak.
-Mehtap abla buyur çayın açık ve iki şeker,patron açık ve şekersiz afiyet olsun.
İçeceğim çay değilde herhalde ufaklığın muhabbeti beni ısıtacaktı.Şimdi başlar hesap sormaya, ne söylemeliyim ki.Nasıl söylerim ona tam hatırlayamadığım bir sebepten ötürü ekibimi kaybettiğimi....Hele bir de Cenk abisini duyarsa belki o bile benimle artık konuşmak istemez.Bana belli etmemeye çalışsa da Cenk'e gizliden gizliye aşıktı.Anlamıyordum hem Cenk'e aşıktı hem de benle onu birbirimize yakıştırırdı.Aslında ben de farkındaydım Mercan da ,Cenk benden hoşlanıyordu ama hayatıma bir başkasını almaya hazır değildim.Neler düşünüyorum ben böyle... Mercan ben sana nasıl Cenk abinin öldüğünü ve bütün suçlunun da ben olduğumu söyleyeceğim.Mercan hayat sana yeterince acımasız davrandı bir de ben ilk aşkının öldüğünü söylersem bu sana haksızlık olur.Bilmesen olmaz mı? bilme zaten unutacaksın daha yaşın ne ki senin, başka aşklar seni bekliyor öğrenme ufaklık ,öğrenme bari bunu öğrenme...
-Patron ben gidiyim şimdi siz konuşun sonra ben konuşayım olur mu?
-Mercan otur benim bazı acil işlerim var gidip onları halledeyim.Sen şimdi konuş sonra ben tamam mı?
-Teşekkür ederim Arzu abla ya biliyorum bak kesin acil işin yok.Bir aydır söyleniyorum ya susayım diye önceliği bana veriyorsun kralsın be!
İkimizi de gülme tuttu şu kızın sokak ağzı ile konuşması yok mu!Koca bir aydan sonra gülmeyi başarmıştım aslında bu benim başarım değil ya ufaklık sağolsun.Kırmızı iş önlüğü ile karşıma geçip oturdu.Saydırmasını bekliyorum ama bir sessizlik bu normal değil.Söze benim mi başlamamı bekliyor acaba?Anlatmak istemiyorum desem anlayacak mı beni?
-Anlatmak istemezsen anlarım seni ama susma Mehtap abla sen susunca kendimi yalnız hissediyorum.
Bu cümleler benim ufaklıklığın dudaklarından mı boşaldı.Bir ayda büyüdü,olgunlaştı olamazdı ya ama rahatladım.Artık daha rahat konuşabilir hissettim kendimi...
-Mercan anlayışın için teşekkürler canım açıkcası hiçbir şekilde geçen bu bir aydan bahsetmek istemiyorum.
İçimi bir korku kapladı aniden ya "Cenk abi nasıl" diye sorarsa ne yapacaktım.Bu sorunun cevabını bilmiyorum ki nasıl...Ben bile yeni hastaneden çıktım kimse de bir bilgi vermedi ki sadece müdür geldi o da bir şey demeden hemen çıkmak zorunda kaldı.Hayata yeniden gözlerimi açmak beni bir nebze rahatlatsa da ya ölen ekip arkadaşlarım demeden edemedim.
-Sen bilirsin.Eeee nasılsın?
Bu mu yani Mercan'ın tepkisi "sen bilirsin" bu kesin hasta yoksa ben yokken bu kıza bir şey mi yaptılar.Bu benim hırçın aksi ufaklık mı?
-İyi olmaya çalışıyorum sen nasılsın?
-Ben mi,ben nasılım açıklayayım.Ben iyiye yakın kötüyüm,seni merak etmekten iyiye yakın kötüyüm işte,ne aradın ne mesaj attın insan demez mi benim bir ufaklık var beni merak eder, ya hani beni aramadın Arzu ablayı niye aramıyorsun ,hadi aramadın biz aradık niye açmıyorsun?????????
İşte benim ufaklık zaten çok dayandı.Artık arkama yaslanıp Mercanı gönül rahatlığı ile dinleyebilirim.Sonunda normale döndü de çayımı yudumlamaya başladım.Huzurum bu benim galiba önümde çay karşımda hesap soran bir arkadaş...Yaşı küçük olsa da arkadaşım o benim,arkadaşlıkta yaş sınırı yokmuş bunu bana Mercan öğretti.
GELECEK BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE...
YOU ARE READING
KAYIP
General FictionKAYIP: Yavru Vatana gönderilen TÜRK Polislerin üstlendiği dava da hiçbir şey normal gitmemektedir. Ana karakterin psikolojik rahatsızlıkları + Davanın zorlukları + Ekibin sırları Ne ararsanız bulacağınız bir kurgudur.
