Şiddetle başlayan hazlar,
Şiddetle son bulurlar.
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan,
Ateş ve barut gibi... -William Shakespeare
---
Beril'den
Yüksek sesli müzik kafamda yankılanırken Derin'e doğru kahkahamı savurup bir bardağı daha bitirdim. Birden gelen bir cesaretle Derin'in kolundan tuttum ve dans pistine doğru çekiştirdim. Kalabalığın arasına kendimi ritme verirken görevlinin gezdirdiği tepsiden iki shot bardağı alıp birini Derin'e uzattım.
Aynı anda bardakları kafamıza dikerken bunun kaçıncı bardağım olduğunu düşünüyordum. Yavaş yavaş sarhoş olmaya başlıyordum ve durmam gerekiyordu. Derin'in yanına yaklaşıp durmamız gerektiğini söyleyecektim ki tökezleyip yüz üstü yere düştüm. Düştüğümü gören Derin, büyük bir kahkaha attı o da üstüme atladı. Benden daha çok içmişti. Onun kendini yere atmasıyla duramayıp bende bir kahkaha patlattım.
Pistteki diğer kafası güzel insanlar bizi görünce onlarda yerlere atlamaya başladı. Ben bu görüntüye daha çok kahkaha atarken Derin yerden destek aldı ve kalkmaya çalıştı fakat kahkahaların eşliğinde bu zor oluyordu.
Sırtımdaki ağırlık tamamen yok olunca Derin'in kalktığını anladım. Ellerimden destek alıp popomun üstüne oturdum. Derin'i gördüğümde bir adamın kollarındaydı. Bu görüntüye de kahkaha atarken kollarımdan yukarı çekildim. Telaşla beni kaldıran kişinin boynuna kollarımı doladım ve onunda belimden tutuğunu hissettim. Kafamı yukarı kaldırıp "Ah, herneyse!" dedim ve dolanan garsondan bir bardak daha alıp kafama diktim.
---
Başımdaki ağrı ile gözlerimi açtım. Belimde bir ağırlık vardı. Kafamı çevirdiğimde bunun kaslı bir kol olduğunu gördüm. Ah, hayır! Düşündüğüm şey olmuş olamazdı. Bekaretimi tanımadığım bir adama vermiş olamazdım. İlk seferimi hatırlamıyor olmazdım.
Emin olmak istercesine yorganı kaldırdım ve çarşafa baktım. Bacağımın biraz kenarında bir kan lekesi vardı. Benden bağımsız bir şekilde gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Belimin üzerindeki eli üzerimden çektim ve yatağa oturdum. Düşündüğüm şey olmuştu. Bekaretimi tanımadığım bir adama vermiştim, üstelik hatırlamıyordum!
Yerlere kıyafetler öylece fırlatılmıştı. Güçlükle ayağa kalktım. Bacaklarım titriyordu. Yerden iç çamaşırlarımı aldım ve yavaşça giydim. Sürekli burnumu çekiyor, istesem de hızlı olamıyordum. Duvar dibinde duran kırmızı elbisemi elime aldım. Düne dair hatırladığım son şey yere düştüğümde güçlü bir kolun beni kaldırmasıydı ve büyük ihtimalle o güçlü kolların sahibi şu anda orda yatıyordu.
Elbiseyi de üstüme geçirdikten sonra ayakkabılarımın tekini aramaya başladım. Biri yatağın dibinde duruyordu fakat öbürü görünürde yoktu. Göz yaşlarım görüşümü bulanıklaştırıyordu. Daha fazla dayanamayıp tekrar yatağa oturdum. Gözlerimi kapatıp tekrardan burnumu çektim. Sakinleşmem ve burdan çıkmam gerekiyordu fakat olmuyordu. Ellerimle saç diplerimi sıktım ve istemsizce hıçkırdım. Şaçımdaki ellerimi hareket ettirip yüzümü kapattım. Ağlamaktan başka çağrem yoktu, olan olmuştu. Zamanı geriye almazdım. Ama artık ağlamanın da bir anlamı yoktu. Derin bir nefes aldım ve ellerimi yüzümden çekerken gözümdeki yaşları sildim.
Tekrar ayağa kalkacaktım ki arkamdan "Sonunda sesini kesmene sevindim." Diye bir ses yükseldi. Gözlerim şaşkınlıkla açıldı ve arkama baktım. Yataktaki adam göz kapaklarını hafif aralamış, zümrüt yeşili gözleriyle bana küçümseyen bakışlar atıyordu. Şaşkın bakışlarım yerini öfkeye bıraktı. Hızla yataktan kalktım. Ne denirdi ki? İlk önce biriyle yatıyor sonra zırlıyordum. Vericek bir cevabım yoktu. Fakat sinirli bakışlarmı onun üzerinden alamıyordum.
YOU ARE READING
ADSIZ
ActionAdsız. Eski türkçede parasız, kişiliksiz anlamına gelir. Parasız iki kız kişiliksiz iki adamla bir araya gelirse ne olur? --- Alev alev yanan iki çift gözle baş başaydık. Rüzgar eline geçirdiği şarap şişesini duvara fırlatıp "Delirdiniz mi siz!" Di...
