Biraz başını eğ, şimdi gülümse, mükemmel fotoğraflarını yarın burdan alabilirsin" dedim karşımda şirince gülümseyen kıza. Evet ben bir sokak fotoğrafçısıyım, hobi olarak yaptığım bu işten azda olsa para kazanıyorum. Parklarda, caddelerde, deniz kenarlarında, arkadaşlarımın okullarında fotoğraf çekiyorum. Ben kim miyim? Ben Bulut Poyraz. Hayır ben bir kızım ve biliyorum bulut bir erkek ismi. Ismimin hikayesini daha sonra anlatırım. Saatin sekiz olduğunu görünce, çantamı sırtıma taktım ve parkın çıkışına doğru ilerlemeye başladım. Bisikletimin kilidini açıp bindim. Bisiklete binmeyi seviyorum, otobüs ve taksilere nazaran daha kullanışlı bir araç. Tıkış tıkış otobüslerde ezilmek yerine yada taksilere trafiğe takılmak yerine, bisiklete binmeyi tercih ediyorum. Yokuştan hızla inerken frenlerin tutmadığını anlamak bir kaç saniyemi almıştı. Önüme çıkan araba ile frenlerin tutmadığına bir kez daha lanet savurdum.
Hızla arabaya çarpmamla sert bir şekilde asfalt zemine yapıştım. Kırılan fotoğraf makinem için daha sonra üzülecektim. Arabasından inen genç arabasında ki çiziklere baktıktan sonra, hızla bana dönüp kolumdan tutarak kaldırdı. Ne kadar kibar ama.
"Yaptığını beğendin mi? Seni aptal kaç para bu araba senin haberin var mı?"
diye bağırdı. Kolumu sertçe çekip işaret parmağımı göğsüne bastırdım.
"Aptal sensin gerizekali, ben senin üç kuruşluk araban yüzünden ölüyordum be ve emin ol arabanda ki çizikler umrumda bile değil."
deyip. Arkamı döndüm tam gidecekken gözümün kararması ile olduğum yerde durdum. Tek hatırladığım dizlerimin üzerine çöktüğümdü. Gerisi karanlık.
^****^
Gözlerimi açamasamda etrafımda ki seslerden hastanede olduğum belliydi. Doktor sandığım kişinin
"Başına aldığı darbeden dolayı geçici bir hafıza kaybı olabilir"
dediğini duydum. Gözlerimi yavaş yavaş açmaya çalıştım. Ama sanki yüz tonluk ağırlık koymuşlar da kaldırmamı bekliyorlarmış gibi hissediyordum. Gözlerimi araladığım da tahmin ettiğim gibi hastanedeyidim. Beyaz duvarlar ve etrafınız da uyanmanızı bekleyen insanlar, bu tablo sizi mutlu eder. Boş bir odada gözünüzü açmakta vardı sonuçta. Gözlerimi tam olarak açtığımda doktor ve bana çarpan çocuk vardı karşımda.Doktorun "iyi misiniz?" sorusuna başımı olumlu anlamda salladım. Doktor bir kaç şey anlattıktan sonra odadan çıktı. Sadece ikimiz kalmıştık hafif uzun saçları, sanki kalemle çizilmiş gibi olan kaşları, biçimli yüzü ile sempatik ve tatlı bir tipi vardı. Hani derler ya başka zaman da, başka bir yerde karşılaşsaydık aşık olurdum diye öyle biri. Ama şuan durumumuz bundan çok farklı. Bana yaklaşarak sandalyeye oturdu.
"Iyisin bir şeyin yok, bana öfke ile baktığını düşünürsek hafıza kaybında yok" dedi bay buzdan şato
Ona sadece bakmakla yetindim. Bir şey söylemeyeceğimi anladığında tekrar konuşmaya başladı.
"Beyin kanaması riskin var iki üç gün hastane de kalacaksın. Nerden çıktın karşıma bide seninle uğraşıyorum."
Hah adam bakar körmüş dağılın. Ben çıkmışım karşısına biri ona kendisinin benim karşıma çıktığını söylesin.
"Bana bak birincisi ben senin karşına değil, sen benim karşıma çıktın. Ikincisi istediğin zaman gidebilirsin."
diye tısladım. Kafamı camdan tarafa çevirip gözlerimi kapattım. Bakalım bizimkilere ne diyecektim.
***
Merhaba ilk hikayem daha öncede bir kaç deneyimim oldu. Hatalarimi söylerseniz düzeltmeye çalışırım tanıtım olduğu için kısa yazdım. Begenizseniz daha uzun yazabilirim ☺☺☺😍😍😙😙😙
YOU ARE READING
GÜLÜMSE ÇEKİYORUM
Teen FictionHiç gülmeyen birini güldürmeye çalıştınız mı? Bu tıpkı çöle kar yağması kadar imkansızdı. Tek bir gülüş için herşeyi yapan bir genç kız. Ve değer bilmeyip hayatının mutluluğunu geri çeviren bir genç adam. Sizce kız adamı güldürmek için neler yapac...
