Sabahın erken saatlerinde kalkmış ve yürüyüşe çıkmıştım. İzmir'in o muhteşem havasını içime her çekişimde daha çok nefret ediyordum İstanbul'dan. Annem sayesinde zorla İstanbul'a taşınmak zorunda kalıyordum ve elimden hiç birşey gelmiyordu . İzmir'i , arkadaşlarımı , yaptığımız motor yarışlarını , Deniz kıyısında saatlerce oturup düşünmeyi ve en önemlisi , babamı burda , bu toprakta yalnız bırakmak istemiyordum. O mezarda tek başına yatarken ben onu burada kimsesiz bırakmak istemiyordum. Annemde istemezdi ama sonuçta bir karar almış ve bana sormamıştı . Bana hiç birşey söylemeden gizlice herşeyi ayarlamış kafasına koymuştu gitmeyi . Onun bu yaptığını affetmezken annemle haftalardır konuşmuyordum ve konuşmayıda düşünmüyordum doğrusu .
*
Biraz daha sahilde vakit geçirdikten sonra eve gittim . Kapıyı açarak eve girdim. İzmir'deki evimiz müstakil olmakla birlikte anılarımın olduğu harika bir bahçeye sahipti . Kapıdan girdikten sonra annemi gördüm , kahvaltısını yaparken bana neşeli bir sesle
" Günaydın kızım hadi gel kahvaltı yap" dedi ben gözlerimi devirerek merdivene yönelmiştim ki annem ısrar etmeye devam etti
" Yeter artık bu inadın ,gel de kahvaltı yap " derken ısrarcıydı ben sinirden dişlerimi sıkarken onu üzmemek için yoğun bir çaba harcıyordum
" Bak anne ne kalbini kırmak istiyorum ne de şu önünde duran tabakları o yüzden beni rahat Bırakta hayatımda mahvolmamış dakikalarımı yaşıyayım " dedim sesim olduğundan yüksek çıkarken adeta öfkemi kusuyordum . Annem susmuş bana bakarken şaşırmıştı doğrusu. daha fazla oyalanmadan odama çıktım ve kapımı kilitledim . Annemle aramızdaki gerginlik büyürken sinirden birşeyleri devirmeyi de ihmal etmemiştim . Soğuk bir duşun beni kendime getireceği için hemen üstümdekilerden kurtuldum ve suyun altına girdim . Odamın içinde kendime ayit banyo olması galiba evin En sevdiğim özelliklerinden biriydi. Duşun ardından dolabımın karşısına geçtim ve üzerime siyah kot şort ve siyah tshirt giydim . Siyaha adeta tapan biri olduğum için her zaman benim rengim olmuştu . Ne kadar siyahı sevsemde odamın bütün mobilyaları beyaz ve ahşaptı . Eskitilmiş desenli çift kişilik yatağım odamın ortasında duruyordu . Karşı köşede dolabım onu yanında ise banyo yer alıyordu . Cam kenarında beyaz perdeler yer alırken camın önünde de uzun bir tek kişilik koltuk vardı . Bu koltuktan hiç kalkmadığım sadece kitap okuduğum günler vardı . Son olarak koltuğun karşısında kitaplığım ve küçük masam yer alıyordu . Kitaplığın her satırı ayrı ayrı dolarken alt taraflarda kitaplara Dv' diler eşlik ediyordu.
*
Hazır olunca telefonumu elime aldım . Bfflerim Enes ve Leyla ' yı aradıktan sonra sırt çantamla kapıya yürüdüm . Enes ile ortaokulda tanışıp herzaman özenilen arkadaşlardan olmuştuk . Enes mavi gözlü ve siyah saçlı okulun en çekici çocuğu denilenebilecek türden biriydi. Leyla ise kahverengi saçlı ve kahverengi gözlü güzelliğiyle yakıp kavuran ilkokul arkadaşım ve en iyi sırdaşımdı. Onlar benim herşeyim iken hiçbir neden yokken hepsini kaybediyorum diye öfkem aynı hızla artıyordu. Anneme alırdırmadan kapıdan çıktım ve her zaman buluştuğumuz kafeye gittim . 10 dk' lık yolun ardından yemek yemediğim için baya halsiz hissediyordum . Enes'leri beklerken bende siparişimi vermiş ve hızla gelmesi için dua etmiştim. Geldiğimiz mekanda sessizlik hakimdi burayı sevmemin en büyük sebebi de buydu açıkçası . Mor sümbüller ve beyaz masalar ayrı bir uyum içinde insanı rahatlatıyor , huzur veriyordu. Siparişlerimin gelmesiyle görüş açımda bizimkiler belirmişti. Bana doğru gelirlerken yüzlerinde umutsuzluk vardı ve ben umutsuzluktan nefret ederdim . Yerine oturur oturmaz Enes yine homurdanmaya başlamıştı
" Yine mi evde kahvaltı yapmadın sizin bu gerginlik ne olucak bilmiyorum valla kanka " dedi ben iştahla yemeğimi yerken son lokmamı da bitirdim ve söze girdim
"O gerginlik öyle güzel yerlere giderdiki siz bile şaşardınız annem o kararları vermeden önce düşünecekti" dedim adeta tıslayarak .nedense sinirli bir halde konuşup arkadaşlarımı kırıyordum hatamı çok geçmeden farkedince hemen
"Özür dilerim " dedim ve olanları anlattım . Leyla ve Enes anlayışla bana bakarken bir anda ağlamaya başladım . Neden bilmiyordum fakat ağlıyordum. Ağlamak herkese normal gelen bir eylem olsada benim sıfatımda öyle bir kelime yoktu en azından babam öldükten sonra böyleydi. Enes ve Leyla şaşkınca bana bakarken onlarda duygusallaşmıştı
" sizi kaybedemem " dedim titrek sesimle onlar ise aynı anda
" Öyle birşey ölene kadar olmayacak " dediler .
*
Akşama kadar oturup dertleşmiş ve yerlere yatana kadar gülmüştük . Kim isterdiki böyle günler geçirmek yerine bilmediği bir şehirde yalnız başına günlerini heba etmeyi , içimdeki öfke yine aynı hızla katlanırken sonunda eve gelmiştim . Hızla odama çıkıp kapımı kapatmıştım . Biraz müzik dinledikten sonra İzmir'deki son gecemi Latin' de geçirmek istedim. Latin çok ünlü ve nezih bir bardı . Bazen Oray'a gider sahne alırdım, müzik dinlemeyi ve söylemeyi çok sevdiğim için bu bar en iyisiydi. Hızla Enes ve Leyla'ya haber vermiş ve dolabıma yönelmiştim . File çorap ve deri şort giyerek üstüme de şık siyah bluzumu geçirdim hava sıcak olduğu için üzerime birşey almazken yazlık botlarımı ayağıma giydim.Makyaj masama oturur oturmaz hemen kapatıcı Eyeliner ve rimel uyguladım. Dudaklarımı patlatmak için kan kırmızı bir ruj seçtim ve saçlarımı maşa yaptım. Hazır olduğumda paramı ve telefonumu çantama yerleştirdim ardından aşşağıya indim. Annem
" nereye gidiyorsun" dedi sert bir sesle ben ise direk
" Latine " dedim ve arkama bakmadan evden ayrıldım.
Bölüm sonu . Umarım kitabın ilk bölümü hoşunuza gitmiştir . Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum yeni bölümler ne kadar oy gelirse o kadar hızlı gelir . Birdahaki bölümde görüşmek üzere bütün okuyuculara Sevgilerimle .
YOU ARE READING
Üvey abi müsvettesi
Teen Fictionİzmir'de yaşayan damla annesinin verdiği kararla zorla İstanbul'a taşınır. Arkadaşlarından ve herşeyinden ayrıldığı yetmiyormuş gibi annesi bir Adamla evlenir ve kızını üvey baba ve üvey abi müsvettesi ile yaşamak zorunda bırakır.
