Su yine arkadaşlarıyla geçirdiği bir geceden sabah 7 civarı eve gider. Henüz lise 3 öğrencisi olmasına rağmen çok fazla gece hayatının içindedir. Sokağın başında sigarasını ağzından aldı yere hızlıca attı ve siyah yeni aldığı botlarıyla iki ayak hareketiyle söndürdü. Eve doğru yaklaştığında bileğinden siyah üzeri mor tokasını aldı ve uzun kahverengi ve gür hafif bakımsız ve dünden kalma saçlarını toplamaya başlarken evin önünde polis arabalarını fark etti. Hızlıca saçını at kuyruğu yaptı ve hızlı adımlarla eve doğru ilerledi. Evin önündeki kalabalık yüzünden eve giremedi. Paniklemeye başladı ve kalabalığı itmeye çalışırken bir yandan da anne ve babasına sesleniyordu. İçeriden yavaş yavaş polislerle birlikte ambulans görevlileri dışarı iki sedye çıkardı. Su' da ki panik korkuya dönüşmüştü. Su davranışlarıyla polislerin dikkatini çekti. Bir polis sert ama hafif bir tonla konuşmaya başladı. '' sen kimsin küçük hanım? '' dedi elini omzuna koyarken. Hafif korkulu ses tonuyla '' burası benim evim'' der. Olayı anlayan polis memuru Su ile karakola geçer. Polis memuru Su ile konuşmaya başlar ; '' dün gece 4 buçuk 5 civarı silah sesi ihbarı aldık hemen yola çıktık ama gittiğimizde zanlılar ortada yoktu bizde komşulardan bilgi almaya çalıştık, silah sesinden başka bir bilgileri yoktu. Çok üzgünüm evlat ama anne ve babanı kaybettik. (Su yutkunmaya çalıştı çok nadir ağlayan Su ağlamaya başladı) Maalesef katil zanlılarını bulamadık. Arayabileceğimiz bir aile büyüğün var mı? '' Su konuşamaz bile yutkunmaya çalışırken ağzından bir kelime çıkar '' Toprak''.
Bu sırada Toprak garsonluk vardiyasını bitirmiş. Devletin gizli kurumunda çalıştığı büroya geçer. Ofise girer girmez müdürü odasına gelmesini söyler. Bunun iyi işaret olmadığını anlayan Toprak endişeli ve çatık kaşlı bir şekilde hızlıca asansöre biner. Asansör aynasında kendine bakarken kız kardeşinin seçtiği saç rengine uzun uzun bakar. Koyu gri ve omuzlarında ki saçlarını kulağının arkasına atar. Asansörden inince hiçbir şeye dikkat etmeden müdür Okan' ın odasına girer. Müdür üzgün ve kısık ses tonuyla konuşmaya başlar '' samsun ' dan haber var '' Toprak müdürün lafını keser ve '' Su' ya kardeşime bir şey mi oldu? '' müdür bir süre durakladıktan sonra Toprak ile göz göze gelir. '' annen ile baban dün gece vurulmuşlar , çok üzgünüm.''
Toprak çatık kaşlarla konuşmaya başlar '' eğer haber size geldiyse bizim işlerle bir ilgisi var demektir, kim yapmış ? ''
'' kesin bir bilgi yok ama bu sene içinde yakaladığınız kişilerle bir ilgisi olduğunu düşünüyorum''
Toprak öfkeli bir şekilde müdürün odasından çıkar. Ondan önce haberi olan ekip arkadaşları onu teselli etmeye ve sakinleştirmeye çalışır. Etrafındakilerin konuşmasına dikkat veremeyen Toprak'ın aklı kardeşindedir. Hemen binadan ayrılır ve yan sokak da ki boşluğa gider. Eline telefonu alır ama bir türlü Su' yu arıyamaz. Tam o sırada telefonu çalar. '' Su arıyor'' hemen telefonu açar. Ağlamaklı ses tonuyla Su konuşmaya başlar '' abla ! annem ve babam , onlar ... onlar ölmüşler '' Su ağlamaya başlayınca Toprak devam eder '' biliyorum bende şimdi öğrendim hemen eve geliyorum merak etme '' Su ağlamayı keser ve '' hayır gelme! Ben Ankara ' ya biletimi aldım o eve giremedim bile eşyaları Eren benim için topladı. Yarın sabah orda olurum.''
Ablasıyla konuştuktan sonra Su telefonu yavaşça cebine koyarak Eren'le konuşmak için odadan çıkmak için kapıya doğru ilerler tam o sırada Eren gelir. '' ne oldu ? ablanla konuştun mu ? '' diye sorar Eren. Su kafasını sallar ve '' evet otobüsün kalkmasına 1 saat var şimdi çıksak iyi olur. Bu arada sizde beklememe izin verdiğin için teşekkür ederim.''
Bu sırada Toprak eve gider. Ne yapacağını bilmez bir şekilde koltuğa oturur. 2 yıl önce kaybettiği arkadaşı Seda hariç daha önce sevdiği birini hiç kaybetmemişti. Ama bu defa farklıydı ağlamak yerine susuyor, bağırıp çağırmak yerine midesi bulanıyormuş gibi kendini hasta hissediyordu. Daha fazla psikolojik yorgunluğa dayanamadı ve erkenden yatağa girdi. Tam olarak uyumasa bile rüyasında anne ve babasını gördü. Tıpkı kendininki gibi yeşil gözleri olan annesi, sert gözükse de çok iyi kalpli olan babasını ve evden ayrılırken onlara sarılışını , okulu bıraktığında anlayışla karşılamalarını, evden uzak olmasının onları üzdüğü halde hiçbir şey dememişlerdi.
Eren'in annesi Su ve Eren'i otogarın girişine kadar arabayla bırakmıştı. Annesi Eren'e bakarak ''siz içeride vedalaşın ben seni burada bekliyorum'' dedi. Eren bavulu Su' yun elinden aldı. Bineceği otobüsün önünde durdular. Eren içinden (şimdi ona hoşlandığımı söylemeliyim) diye düşündü çünkü eğer giderse bir daha görüşmeleri çok zordu. Su Eren'e sarıldı ve ''en yakın arkadaşım olduğun için teşekkür ederim'' dedi ve ondan hoşlandığı zamanları düşündü ama bunun bir veda olduğunu biliyordu. Bir daha buraya gelemezdi. Eren'de karşılık vererek '' bana bakan mavi gözlerini özleyeceğim'' dedi. Su saatine baktı hava kararmaya başlamıştı. Otobüse bindi. Camdan Eren'e el salladı. Eren otobüsün kalkmasını beklerken demediği şeyler için pişman oldu ama yanlış vakit olduğunu biliyordu. Su yerine oturdu kulaklığını taktı ve 'red - perfect life' dinlemeye başladı. Eren' in orda beklediğinden haberi olmadan gözlerini yumdu ve otobüsün hareket ettiğini hissetti. Bütün yol boyunca ailesini düşünmeye başladı. Elleri hala titriyor ve başının ağrısını göğsünde ki sancıyla unutmuştu. Bir süre sonra uykuya daldı.
DU LIEST GERADE
Toprak ve Su
Aktuelle LiteraturSu;lise 3 öğrencisidir ve biraz asi ama zeki bir genç kızdır. Toprak;en yakın arkadaşının ölümünün ardından üniversiteyi bırakma durmuna gelicek sırlar edinir. Sırlarını saklamak içinde garson olarak çalışır. Birgün Su eve gelince anne ve babasının...
