Medya : Kumsal Esen
Bir sonbahar sabahı , yağmur damlaları masmavi denize bakan penceremden süzülürken , tatlı uykumdan alarmımın sesiyle uyandım. Lavaboya doğru yarı uyanık gözlerle ilerlerken bir yandan da dolabımdan siyah pantolon ve üstüne salaş bir tişört alıp yüzümü yıkamaya koyuldum. Mutfağa doğru ilerleyip kahvaltı masasından ağızıma birkaç zeytin atıp tam çıkacaktım ki annemin sesiyle irkildim.
"Yağmur yağdığını görmüyor musun ?Üstüne hırkanı al."
"Tamam anne alıyorum." diye bağırdıktan sonra koşar adımlarla 5 dakika sonra gelecek olan minibüs için durağa doğru ilerledim.
Minibüse binerken aklıma bugün sınavım olduğu geldi. Kelebek sistemi denilen saçmalık yüzünden nerde sınava gireceğime bakmak için telefonumdan galeriyi açtım. Tam o sırada minibüsün okuldan uzaklaştığını farkedip telaşlı bir ses tonuyla , "Mü-müsait bi yerde inebilir miyim? dedikten sonra okula doğru ilerledim ve 11-F sınıfını aramaya koyuldum. Hayır yani bu sınıfa gidebilmek için illa 3 kat çıkmam mı gerekiyor diye kendi kendime konuşarak sınıfa girdim. Sırama oturup beklemeye başladım. Tam o sırada yanıma bir çocuk oturdu. Dikkatli baktığımda bütün kızların tapılası gözlerle baktığı okulun popüler çocuğu olduğunu farkettim. Neyse ki o kızlardan değildim...
Ders notlarıma son bir kez okumaya koyulduğum sırada bana doğru uzanan bir el hissetim.
"Selam , ben Uzay Bayraktar." Hayır yani tanışmasak olmuyor mu? Elimi boş gözlerle uzatarak,
"Bende Kumsal Esen."
"Tanıştığıma memnun oldum Kumsal."
"Bende Uzay."
"Hangi sınava gireceksin?"
"Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi."
"Bende Edebiyat, sana dinde kopya veririm , ahahaha." Birincisi hangi sınava gireceğini sorduk mu? İkincisi kopya verirmiş , hıh komik olduğunu falan mı zannediyor bu !. Alaycı bir ses tonuyla,
"Tabi verirsin." diyip önüme döndüm. Bu kendini bilmişle konuşmaya dalmış olduğumdan hocanın gelip kağıtları dağıtmaya başladığını farketmemişim bile.
"Sınav başladı!" diye gürleyen hocayı duyar duymaz gerekli yerleri doldurup sınavıma başladım.
Sınav başladıktan 15 dakika sonra hocanın yankılanan sesi odaklandığım sınavdan başımı ani bir şekilde kaldırmama sebep oldu.
"Uzay Bayraktar , hemen arka sıraya geç." Acaba ne olmuştu? , kopya mı çekiyordu?. Beynimde yankılanan seslere "Susun artık " komutu verip bitirdiğim sınav kağıdımı götürmek için ayağa kalktım. Uzay'ın sırasının yanından geçerken bomboş kağıdı gözüme çarptı. Birkaç bildiğimi düşündüğüm sorunun cevabını sessizce fısıldayıp , yerime geçtim. Bunu neden yapmıştım? , çalışsaydı... Kendi kendime konuşuyordum gene , insanlar beni deli zannedecekti. Neyse ki bu sefer susmamı hocanın "Sınav bitti , çıkabilirsiniz." demesi sağladı. Sınıftan çıkıp koridorda ilerlediğim sırada , omzumda bir el hissettim...
Merhaba arkadaşlar , ilk hikayemle sizlerleyim. Bu hikayenin benim için yeri çok ayrı , umarım beğenirsiniz. :)
YOU ARE READING
SAPLANTI
Teen FictionGözlerimden yaşlar süzülürken Hande'nin çığlığıyla irkildim. "Yeter artık Kumsal , anla bu aşk değil , saplantı."
