Yine bir okul günüydü.Her gün onu okulda görmek içimi kıpır kıpır ettiriyordu.Onun sivri çene hatları beni benden alıyordu.Ne yazık ki onun tek hayranı ben değildim.Okuldaki diğer kızlar onu ilah derecesine çıkarmıştı.Yani azcık haklıydılar.Okul koridorunda yürürken çantamdan çıkarmak istediğim telefonumu almaya çalışıyordum.Aniden birine çarpmamla yere düşmem ve telefonun yerle birleşmesi bir olmuştu.Kafam gerçekten kaslı bir şeye çarpmıştı.Erkeklerden birinin
-Yavaş ol be kızım! dediğini duydum.Bu ses,gerçek miydi ?
Kafamı kaldırıp bakacağım sırada bana eğilmiş yardım edecek ola oğlanla tokuştuk.Bir darbe daha yemiş olmuştum.Çocuk kafasını tutmuş ve bana kalkmam için elini uzatıyordu.Bu Sehun'ların yanında takılan Xiumin'di.Kibar bir çocuktu.Daha önce sadece otobüste karşılaşmıştık.
-İyi misin?diye sordu.Kafamı Sehun'un olduğu taraftan zorla çevirip çocuğun yüzüne baktım.Evet anlamında başımı salladım.O sırada Sehun
-Min Seok iyimiş gördünmü hadi gidelim. demiş ve çocuğu sürüklemeye devam etmişti.Bense yaşadığım,gördüğüm olağan dışı manzarayı hazmetmeye çalışıyordum.Kendime geldiğimde ikinci ders saatiydi.
Öğlen arasında çatıya çıkıp biraz müzik dinlemek istemiştim.Kore'ye geldiğimden beri neredeyse hiç Türkçe şarkı dinlememiştim.Telefonumu almak için elimi cebime attığım sırada olmadığını fark ettim. Min Seok la çarpıştığım sırada düşmüş olmalıydı.Çatıdan inip çarpıştığımız yere gittim.Yerlere bakındım fakat yoktu.Nöbetçi öğrenciye sormuştum ve onu Min Seok un aldığını söylemişti.Üst kata onların sınıfa geldiğimde derin nefes aldım.Neden mi ?Sehun da bu sınıftaydı ve bu sınıfın önünden bir kere bile geçmemiştim.Sınıftan çıkan birine
-Min Seok içeride mi ?dedim.
-O arka bahçededir.dedi.Teşekkür edip arka bahçeye gitmek için okulun merdivenlerinden iniyordum.Karşıdan gelen Sehun u gördüğümde durmuştum.O nefes kesici gülüşü vardı ya.Güldüğünde kısılan gözleri.Onu izlerken arkadaşının suratını taklit ettiğini gördüm.Öyle komik olmuştu ki kahkahamı tutamamıştım.Aniden döndüğünde yanıma doğru geliyordu.Bunu fark ettiğimde merdivenlerden hızlıca inmeye başladım.Ayağım hızla indiğim yüzünden burkulmuştu ve Sehun hala peşimden geliyordu.En sonunda kolumdan tutunca durdurabilmişti beni.Ben neden çekiniyordum bu kadar.Beni beğenmemesinden mi?Yoksa ya onu sevdiğimi öğrenirse diye mi?
-Bana bak YabancI?Neye güldün sen öyle? dedi.Cevap vermeli miydim?Neden şuan ondan korkuyordum.O yakışıklı yüzünde oysa bir şey yoktu.
-Ya !Bana cevap verecek misin? dediğinde arkadan gelen Min Seok u görmemle 'Min Seok diye bağırdım.Kafasını kaldırdı ve bize baktı.Sehun'un boşluğundan yararlanarak merdivenlerden indim ve buruk ayağımla Min Seok'un yanına koştum.Son bir adım kala ayağımın acısı daha çok artmaya başlamıştı.Zaten 7 yaşıma kadar neremi tutup çekseniz çıkıyordu.-Yazar gerçekleri söylüyor-Yani anlayacağınız zayıf bir bünyem vardı.Son adımı attığımda düşmek üzereydim ki Min Seok son anda yakalamıştı beni.Ayağa kalkınca omzuna tutunup soluklandım.Çocuğa baktığımda kıpırdamadan duruyor ve bana bakıyordu.Kafasını çevirdi ve gökyüzüne bakmaya başladı.Elimi çektim ve arkada duran bir adet Sehun'a baktım.Bu tarafa bakıyordu.Min Seok
-Bir şey mi oldu?dedi
-Evet.Telefonum,sendeymiş.Sabah çarpıştığımızda düşürmüştüm.
-Bende almaya gelmeyeceksin sanmıştım.Telefonunu sana veririm ama ilk baş revire gözükmelisin.dedi
-Ne?Neden?
-Ayağını yere basmıyorsun.dedi ve o dediği an fark etmiştim.
-Oh !Tamam.dedim ve elimi uzattım ama o telefonu vermek yerine elimi tuttu ve omzuna attı.
-Yürüyemiyorsun -ADIN-.dedi ve tek ayağımdan yardım alarak yürümeye başladım.Gerçekten kibar biriydi.
Revire geldiğimizde hemşire odada yoktu.Yatağa oturduğumda dizilerdeki gibi sahne beklemiştim nedenini bilmeden ama sonuç gene hüsrandı.
-Şey ben pek bu işleri bilmem.Gidip hemşireyi bulayım.dedi.Başımı sallayarak onayladım.Aradan daha iki dakika geçmeden kapı açıldı ve Sehun içeri'Hemşire bana ağrı kesici ver diyerek girdi.Yüzümü önüme eğimiştim.Beni görmemesini istiyordum.
-Sen!O sun,değil mi?Şu Yabancı kız? dedi.
-Noldu ayağına? dedi.Cevap vermemek arasında kararsız kalmıştım.Utanma,heyecan,çekingenlik,korku ,sevinç hepsini bir arada yaşıyordum ve ne yapacağımı gerçekten bilmiyordum.
-Hey dilsiz misin?Pardon bunu merdivenlerde 'Min Seok' diye bağırdığında anlamıştım.dedi.O sırada kafamı kaldırdım.Birden geri çekildi.
-Merdivenlerden inerken oldu. dedim.
-Hemşire?dedi.
-Min Seok bulmaya gitti.dedim.Dolaplardan bir şey aldı ve sandalyeyi çekip yanıma oturdu.
-Ne yapıyorsun?dedim
-Ah şuan bana söylenmek yerine teşekkür etmelisin.dedi ve ayak bileğimden tuttu.Acısı fazlaydı ve tutması da cabası.Dudaklarımı ısırdım.Krem sürmesini,bandajla sarmasını izledim.Ah Allah'ım bu gerçek olamazdı.Onlarca kızın içinden benim ayağım.-Şuan random yazmamak için zor duruyorum.-Dudaklarımı serbest bıraktığımda ağzıma gelen kanla tatmin olmuştum.Kan beni rahatlatıyordu nedensizce.Yüzünü bana döndüğünde bakışlarının dudağıma gittiğini görmüştüm.Kısık olan gözlerini daha kısarak baktı.Dudaklarımı birbirine bastırmış ve kanı görmesini engellemek istemiştim ama dudaklarımı serbest bıraktığımda üst dudağıma da bulaşacağını biliyordum.
Kapı açıldığı sırada Min Seok içeri girmişti.
-Ben artık gideyim. deyip sandalyeden kalkmıştı Sehun.Min Seok'a göz kırpıp çıkmıştı.
-Ayağın?dedi
-Şey,Sehun halletti.dedim.Başını anladım anlamında salladı.Yanıma geldi ve önümde durdu.Gözleriyle yüzümü taradıktan sonra dudaklarımda takıldı. Kafasını tavana kaldırıp bir dakika bekledi.Masanın üstünde duran top pamuklardan alarak yanıma geldi.Benim hizamda eğilmiş ve elindeki pamuğu dudağıma bastırmıştı.Bir an için gözleri benimle buluştuğunda kafasını başka yöne çevirip doğrulmuştu.Pamuğu elime verip 'Üstlerde biraz daha kan var' dedi.Başımı salladım.
-Şey o zaman ben gidiyorum. dedi ve kapıdan çıktı.Aman Allah'ım kalbim neden bu kadar hızlı atıyordu?
Müdürün odasından izin alarak eve geçtim.Kendimi üst kattaki yatak odama zor atmıştım.Bugün olanları aklımdan geçirerek uykuya daldım.
