1

18 1 1
                                        

Jack uykusundan telefon sesiyle uyanıyor. Arayan Jessica.

-Efendim?
-Jack, planlar değişti. Senin bize verdiğin görevde komutan Parker adında birini yakalayacakmışız ama o bu sabah ölü bulundu.

Jack şimdi tamamen uykusundan uyanmış Jessica'yı pür dikkat dinliyordu.

-O zaman asıl adam...

İkisi aynı anda:

-Profesör White.

Jack hemen kalkıp giyinmeye başladı. Yanındaki çıplak kıza baktı. En fazla 23 yaşındaydı. Telefonun yanına 2 yüzlük bıraktı ve otelden çıktı. Yürürken telefondan Jess'i arıyordu. Jessica'ya her zaman Jess derdi.

-Jess, sen ve Derek o profesörü alın. Ben ve Eric de başkanın izini süreceğiz.
-Peki.

Jack yürürken cebinden gözlüğünü çıkardı ve taktı. Bu gözlükler onun arkadaki gözleriydi.*

Jack'in sayısız iyi özelliği vardı ama bunlardan belki de en iyisi yüzüne baktığınızda hiçbir şey anlamazdınız. Hiçbir duygu belirtisi yoktu. Hiçbir zaman.

%#€#%#€#€##

Jess ve Derek üniversite girişinin yanındaki küçük binaya yaklaştılar. Kapıda bekleyen kimse yoktu. Burdan içeri daldılar. Hastane gibi kokan bu yerde sadece bilgisayarlar vardı. Jess birden elini kaldırdı ve Derek'e dur işareti yaptı. Ardından elleriyle ona pencereden girmesini, kendisinin de kapıdan içeri gireceğini söyledi.

Silahı elinde sımsıkı tutarken kapıyı ayağıyla kırdı ve içeri daldı. Genişçe bir masa üzerinde uzanmış bir kız ve Profesör White olduğunu tahmin ettiği kişi, kızın kollarını masanın yanındaki korkuluklara zorla bağlamaya çalışıyordu.

Kız bu boşluktan yararlanarak Profesörün hayalarına bir tekme attı ve kurtuldu. O sırada içeriye pencereden dalan Derek girdi. Kız etrafına bakıyordu. Profesör ise kendinden emin bir şekilde bekliyordu.

Jess konuşmaya başladı:

-Profesör White bizimle gelmek zorundasınız. Lütfen zorluk çıkarmayın.
-Sizinle geleyim de bana işkence yapın, size bildiğim herşeyi anlatayım sonra da kafama sıkın öyle mi?

Daha kimse birşey anlamadan Profesör silahını çıkardı. İlk farkeden Jess oldu ve onun koluna doğru uzandı. Silah patladı ve ama yaralanan ne Jess ne de Profesör idi. Uzun bir boğuşma olmadı. Profesör kendini vurmayı başarmıştı. Yutaktan beyne.

Derek ve Jess engel olmaya çalıştıysa da yetişemediler. Derek koskoca masaya bir tekme savurdu ve lanetler yağdırmaya başladı.
İlk sıkılan kurşunun oradaki kıza isabet ettiğini de saniyeler sonra anladılar. Kızın kolunu sıyırmıştı.

Jess kızın öteki kolundan tutup kalkmasına yardım etti ve

-Bizimle geliyorsun, dedi.

Tuhaf hiç itiraz etmedi.

Arabaya bindiler. Arabayı Derek kullanıyordu. Jess ve o kız arkada oturmuşlardı. Kız hiç konuşmuyordu. Sadece arabadan dışarıyı seyrediyordu. Kolundan akan kan sanki hiç umrunda değildi.

Derek aynadan kızı inceledi. Tipik bir üniversiteliydi. Saçları bir erkeğinki kadar kısa ve maviye boyanmıştı. Üzerinde şu son zamanlar moda olan (hatta aynısı Miley Cyrus da olan) yırtık tişörtlerden ve kot şortlardan giyinmişti. Ve yarım bot. Kıkırdak küpe ve başında hızma vardı. Zayıftı. Çelimsiz denemez ama zayıftı işte. Boyu kısaydı. 1.68 falan vardı.

Evet takımın analizcisi Derek idi. Jess yardımcı Eric ise hacker'dı. Jack zaten takım lideri.

Jess çantasından sakinleştirici çıkardı. Kız hiç direnmedi. Ve kısa bir süre sonra uykuya daldı. Kolunu temizledi Jess.

%#€#%€#€#%#%#€#€

Jack New York sokağında yürüyordu. İleride Eric'in arabasını farketti. Derken biri ayağından yakaldı Jack'in. Eli silahına doğru gitti. Ama ayağını tutanın sadece bir dilenci olduğunu gördü. Israrla elindeki orkideleri satın almasını istiyordu. Sonunda aldı ve tam parayı uzatırken dilenci kolundan tutup kendine çekti. Jack'ın kulağına şunları fısıldadı.

-Sonunda buldun. Sonunda buldun. Hem de en zekisini.

Anlam vermeden oradan uzaklaşan Jack çicekleri arabanın arka koltuğuna attı ve şoför koltuğunun yanına oturdu..

Eric anlamsız gülüşlerinden birini yapıyordu.

-O da neydi öyle?

Jack, Eric'in bu sorusunu duymazlıktan gelerek:

-Öbürlerinden haber var mı?
-Ha evet var. Tam içeri girdiklerinde profesör işi pişirecekmis...

Jack'in telefonu çalıyor. Arayan Jess:

-Profesör intihar etti ve asistanı olduğunu tahmin ettiğimiz kızı alabildik yalnızca.
-Tamam. Siz onu üsse götürün biz de geliyoruz.

-Eric gidelim.
-Nereye süreyim?
-Las Vegas'a gidiyoruz. Havaalaına gidelim uçağımız bizi bekliyor.
-Aslında son zamanlar böyle bir yeri ziyaret etmeyi çok istiyordum. Yani işime tabi devam edeceğim ama eğlenceli bir yerde...

Yol boyunca bu konuşma böyle devam etti.






You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Feb 04, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SON VURUŞWhere stories live. Discover now