İğne atsam düşmeyecek kadar kalabalık bir sokakta yürüyorum. O kadar insan olmasına karşın ben hala kendimi yapayalnız hissediyordum. Dalı kırılmış bir ağacı andırıyordu ruh halim. Dondurmasını düşürmüş bir küçük çocuk gibi ağlamak, bağırmak, haykırmak istiyordum. Ama yapmadım, yapamadım.
...
Bir anda içime kadar işleyip, yüreğimi ısıtan bir el omzumda beliriverdi. Ürktüm ve arkama döndüm fakat kimse gözükmüyordu. Telaşla bir o yana bir bu yana koşan insanlar, alışveriş merkezlerinde ki vitrinlere hayranlıkla bakan kadınlar, gördüğü her şeyi isteyip mızmızlanan çocuklar, sevgilisiyle dolaşanlar, ailesini yemeğe çıkarmış babaları göz ardı edersek, kimse yoktu tabii.
Aldırmadım, küçük bir şaka, oyun veya yanlışlık olduğunu düşünüp kalabalığın içinden sıyrılmak için tüm gücümü harcadım. Garaja geldim ve büyük bir bekleyişimin ardından otobüs de gelmişti. Muavine biletimi göstermemin ardından bana oturacağım kısmı gösterdi. Kısa bir zaman sonra evime gelmiştim. İlk iş olarak her zaman ki gibi mutfağa gittim ve kendime bir kahve yaptım. Daha sonra da bu üstümde ki rahatsız kıyafetlerden kurtulmak için kendimi odama attım. Kahve mi de aldım ve her zaman ki gibi pencere kenarında ki kırmızı, eski olmasına karşı oldukça rahat koltuğa oturdum ve tüm olanları düşünmeye başladım. Altı senedir düşünüyordum. Onca zaman geçmesine karşın ne düşündüğümü bile bilmiyordum aslında.
...
Uçmak isteyen fakat kanadı kırılmış bir kuş gibiydi ruh halim. Kahvemi yudumlamamla birlikte kaşlarım çatıldı ve yüz hatlarım değişik bir hale büründü. Soğumuştu, tıpkı kalbim gibi. Kalbimden daha sıcaktı en azından, buz tutmamıştı. Ben, bu düşünceler arasında boğuşurken zilin çaldığını duymamış olacağım ki kapının arkasında ki kişi bu sefer kapıyı yumrukladı. Hemen bulunduğum yerden kalktım ve kapıya doğru, aldırmadan, usul usul yürümeye başladım. Kapı kolunu aşağı indirmemle birlikte ayağımın ucunda duran notu görmem bir oldu. Hafif eğildim, ve uzun kollarım sayesinde notu hemencecik elime aldım. Bir andan notu incelerken bir yandan da ayağımla siyah, çelik kapıyı ittim. Az önce kalktığım yere tekrardan oturdum ve notu incelemeye başladım. Not, siyah bir kağıt üstüne yazılmasından dolayı olacak ki yazısı sönük duruyordu. Zor da olsa okumayı başarmıştım. Notta yazanlar şöyle idi :
"Elimi omzunda hisset. Bekle, sabırlı ol, endişelenme. Geleceğim, en yakın zamanda. Ve sen bana seni anlatacaksın. Bıkmadan, usanmadan. Ben ise gözlerim kapalı, hikayeni sonuna kadar dinleyeceğim"
Merhabalar !
İlk olarak okuduğunuz için sizlere çok ama çok teşekkür ederim. Bu ilk bölüm. Nasıl hissediyorsunuz? Beğendiniz mi ? Yorumlarınızı benim gibi acemi bir yazarcıktan esirgemezsiniz inşallah. Evet, farkındayım bu bölüm biraz (!) kısa oldu . Tabii ki de bundan sonra ki bölümler böyle kısa olmayacak. İlk bölüm olduğu için böyle oldu. Tekrardan teşekkürler. :) :) :)
Bu arada kapağımı yapan gerçekEl'e çok ama çok teşekkür ediyorum.
YOU ARE READING
İZ
Mystery / ThrillerArkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve her şeyi bir yana bırakıp düşünün. Yalnızca düşünün. ... İğne atsan düşmeyecek kadar kalabalık olan bir sokakta yürüyorsunuz. Bir anda içinize kadar işleyip, yüreğinizi ısıtan bir el omzunuzda b...
