-1-

29 0 0
                                        

     Bugün de her zamanki gibi evdeki işlerden sıyrılıp kızların  yanına gidiyordum. Neredeyse her gün buluşup gıybetin dibine vururduk. Genellikle onların başlarından olaylar geçerdi. Olay derken sevgiliden ayrılma yada biriyle çıkma.  Pek öyle işlerle uğraşmıyordum yada bana öyle şeyler denk gelmiyordu. Ben genellikle sokaktaki çocuklarla futbol oynardım yada sus savaşı yapardım. 

''Bugün çok güzel olacak. Çünküsü  11.sınıftan Zorbey beni bu akşamki doğum gününe davet etti. 'Yanına birkaç arkadaş getirebilirsin.'dedi.Çocuğu bir görseniz içiniz gider ama fazla gitmesin o benim tamam mı?'' dedi ve hayallere daldı. ''Belki size de birilerini buluruz ha?'' diye de ekledi.

''Aman Ece beni biliyorsun şuana kadar kimseyle sevgili olmamış biriyim benden bir şey beklemeyin ama Helen'i bilmem.''dedim Helen'e  şirince sırıtarak.

''İnşallah diyeceğim de benim kısmetim kapalı be kardeş.''dedi dudağını büzerek.    

''Siz az daha sallanın. Akşama doğum günü var diyorum. Siz hala yatakta kıçınızı yayın. Kalkın hadi ne giyeceğimize karar verelim.''dedi Ece. Helen kalkmıştı. Ben hala yatıyordum. ''Hadi Deniz ya. Saat 4 ve doğum günü 6'da. Hazırlanmamız lazım.''dedi 

    ''Ben gelmesem olmaz mı? Biliyorsunuz sevmiyorum böyle ortamları ama dediğiniz gibi taş çocuklar  varsa bir düşünürüm.'' dedim.

''Biraz daha düşünürsen düşünecek bir şey daha kazanırsın. Kalk artık''bağırdı bana.

''Ne bağırıyorsunuz parmak kadar çocuğa ya?'' dedim şirince dudağımı büzerek.Sinirli bakınca ''Tamam abla. Reis sensin.''dedim alayla. Gülüşmeye başlayıp kıyafet bakmaya başladık.

Ece çok iyi birisiydi. Sırlarımı, başımdan geçenleri kısacası her şeyimi ona anlatırdım ve buna Helen'de dahildi. Ece erkeklerden daha fenaydı. Hatta birkaç çocuğa çıkma teklifi bile etmişti. Helen bir erkeğe çıkma teklifi etmezdi ama bir erkek çıkma teklifi ettiyse hemen bize gelir durumu değerlendirirdik. Ona göre de sevgili olurlardı. 

Ben çok dikkat çeken bir kız değildim.  En fazla dört beş tane çıkma teklifi gelmişti. Hepsini de reddetmiştim. Sevmediğim biriyle yapamazdım. Ece bana çok kızıyordu. 'En azından bir kere dene.' diyordu ama ben istemiyordum. 

Bir saate hepimiz hazırdık. Ben mavi, eteği kloş bir elbise giymiştim. Ece mor, Helen ise sarı elbise giymişlerdi.

''Of Ece ya! Kerhaneden kaçmışa benzedim resmen.  Zorbey seni çağırdı beni değil.'' dedim.

''Kısmetini açmaya çalışıyorum. Ne istiyorsun? Hem Zorbey'in çok taş arkadaşları var. Bir çetesi var mübarek hepsi kastan oluşmuşlar.'' dedi heyecanlı bir şekilde. ''Hem çok bir şey sürmedim. Bir eyeliner, bir rimel, bir allık, bir parlatıcı. Ne var bunda?'' diye ekledi. 

''Allah'tan çok şey sürmemişsin. Bide sürseydin ne olurdu acaba?'' 

''Of be Deniz. Çok güzel oldun işte. Ne sızlanıyorsun?'' diye kızdı Helen.  ''Ne yapayım sevmiyorum süsü püsü ama hakkınızı yemeyeyim.  Gerçekten çok güzel olmuşum.'' dedim. Helen saçıma maşayla dalga verirken Ece'de makyajımı yapmıştı. Parfüm sıktıktan sonra ayakkabılarımızı giyinmeye başladık. Annem gideceğimizi bilmiyordu fakat Ece'nin annesi sağ olsun annemden izin almıştı. Üçümüzün anneleri de bizim gibi çok yakınlardı. Her gün birbirlerine giderlerdi. Kahve falı bakarlardı. Bir kere bende baktırayım dedim baktırmaz olaydım. Her yer hayvanat bahçesi mübarek. Ondan sonra bir daha da istemedim.

''Akşam görüşürüz annecim.'' dedi Ece annesinin yanağını öperken.

''İyi eğlenceler kızım. Çok geç kalmayın. Ha bu arada sarhoş olmayın. Geçen sefer ne olduğunu gördük.'' dedi Seher teyze. Seher teyzenin geçen sefer dediği bir hafta önceydi. Ece ve ben Helenlere gitmiştik. Evde kimse olamayınca bizimkiler gitmiş bira, şarap falan almışlardı. Bunların ikisi kafayı bulunca Ece sokaktaki direklerde direk dansı yapmıştı. Helen de evden mikrofon alıp 'Sizi gidi sürtükler. Kocalarınızı aldattığınızı biliyorum. Annemlerin günü sağ olsun. Ha bu arada Cevriye teyzenin kocası yatarken Cevriye teyzeye götünü dönüp öyle yatıyormuş. Zuahahhaa.'demişti. Mikrofonu nereden bulduğunu söyleyeyim. Helen'in babası muhtarlık için aday olmuştu. Her gün mahallede gezer 'Oylarınızı bana verin' diye bağırıyordu. Ece ve Helen'in halleri çok  komik olsa da annelerimiz bize çok kızmıştı. Ben içmemiştim yine de annem bana  kızmıştı. Yani birkaç kadeh içmiş olabilirim ama sarhoş olacak kadar değil.  Bir hafta görüşmeme cezası almıştık. Şimdi ise doğum gününe gidip bunun acısını çıkaracaktık.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 23, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

BALStories to obsess over. Discover now