1.Bölüm

30 2 1
                                        

"Ya Burak! Saçmalamayı kes!"

Biyoloji dersinin sonlarındaydık. Bir numaralı kankam Burak, bana bir bahane bulup dersten çıkmamızı söyledi. Ancak notlarım kötü olduğu için derse odaklanmayı ve iyi not almayı kendime daha uygun görmüştüm.

"Arkadaşım..." dedim ve yeniden nefes alıp"notlarımı düzeltmem gerekiyor." diye devam ettim. Burak da buna karşılık gözlerini devirdi.

"Ciddi olamazsın."

"Gayet ciddiyim, neyse... Önüne dön!" Bunu söylememle birlikte Burak, nefesini kuvvetli bir şekilde dışarıya savurdu. Ben de kalemimi elime alıp bir şeyler karaladığım defterime bakarak konuyu anlamaya çalıştım ama başaramadım.

Biraz sonra teneffüs zili çaldı ve herkes kurtulmuşçasına sınıftan dışarı çıktı. Ben defterime yazdıklarımdan bir şey anlamayınca mayışmış bir şekilde gözlerimi kapadım. Birinin beni dürtmesiyle birlikte aniden irkildim ve bu şahsa baktım.

Yağmur...Okulun popülaritesinde olan bir kız. Ayrıca Burak'ın sevdiği kişi... Zaten okula başlayalı 2,5 ay olmuştu. Lise 1 benim için tam bir kâbustu ama Burak için farklıydı... Yağmur Burak'ın platonik aşkıydı.

"Efendim?"

"Bize biraz izin verebilir misin?" dediğinde etrafa bakıp "Kime?" dedim. Şaşırarak "Burak ve bana." dedi. Arkama döndüğümde köşedeki bir sırada olan Burak'ı gördüm. Telefonla ilgilenmeyi kesmişti ve bizi izliyordu. Gözlerini Yağmur'dan ayırmadan bize yaklaştı. Ben "Tamam." deyip dışarıya çıktım. Şimdi nereye gidecektim?

Aklıma bugün iki sınıfın yapacağı basketbol maçı gelince dâhiyane fikrimi uygulamaya karar verip bahçeye yöneldim. Koridorda el ele yürüyen erkek ve kızları görünce gözlerimi devirdim ve önüme baktım. Karşımda gördüğüm silüet gözlüklü, diş telleri olan -ağzı açık yürüdüğü için görebildim- aşırı zayıf ve cılız bir çocuğa aitti. Boyu uzundu ama güçsüz görünüyordu ve böyleleri çok çirkin bir görüntü yayardı.

O an bu çocuğu okulda hiç görmediğimi ve yeni geldiğini fark ettim. Bir an yardımcı olmayı düşündüm ama aklıma maç gelince bu fikrimden vazgeçtim. Yanından geçerken çocuğun gözleri beni delip geçiyordu. Ben de fark etmemiş gibi yaptım ve merdivenlerden indim. Bu okulda o çocukla dalga geçeceklerini düşününce güldüm ve bahçeye geldim. Sahanın etrafı bir hayli kalabalıktı. Ben iki elimle tellere dokunurken başka bir el omzuma dokundu. Yüzümü o şahsa çevirdim ve karşımda keyfi gayet yerinde olan Burak'ı gördüm.

"Sen hayırdır? Niye gülüyorsun?"

"Yağmur'la çıkıyoruz da ondan." dediğinde şaşırmadan edemedim.

"Ciddi misin?"

"Hiç olmadığım kadar." deyince yüzüme biraz ciddi, biraz da mutlu bir ifade yerleştirdim.

"Senin adına sevindim."

"Teşekkürler."

Harika! En yakın arkadaşım okulun popüler kızlarından biriyle çıkıyordu ve ben onun üzülme riskini aklımdan çıkaramıyordum. Ayrıca Burak, benimle vakit geçirmektense Yağmur'u tercih edecekti. Yani bu açıkça Burak'la eskisi kadar yakın olamayacağımız anlamına geliyordu.

Ders zili çalmıştı ve herkes ilk devresi sona eren maçı izlemeyi bırakıp sınıflarına gidiyorlardı. Burak ve ben de kendi sınıfımıza gidiyorduk. Herkes sınıfa yeni yeni giriyordu ve ben içeride bakın kimi gördüm?

Merdivendeki çocuğu...Demek ki bizim sınıfa gelmişti. En arka sıralardan boş olanına oturmuştu ve kimsenin dikkati onda değildi. Ben de ona baka baka sırama doğru ilerledim. Biraz sonra hoca geldi ve herkes ayağa kalktı. Hoca 'oturun' deyince tüm sınıf oturdu ve kitaplarını çıkarmaya başladı. Derse başlamadan önce yoklama alınacaktı ve hoca herkesin adını sıraya göre söylemeye başlayacakken kapı çaldı. İçeriye nöbetçi öğrenci girdi. Elinde bir kağıt vardı.

Has llegado al final de las partes publicadas.

⏰ Última actualización: Aug 01, 2016 ⏰

¡Añade esta historia a tu biblioteca para recibir notificaciones sobre nuevas partes!

Sen Ve BenDonde viven las historias. Descúbrelo ahora