Sabah alarmın sinir bozucu sesiyle uyandım. Ama gözlerimi açmadım, daha doğrusu açamadım. Okulun ilk haftasındaydık ve ben şimdiden okuldan sıkılmıştım. Gözlerimi açmadan komidinin üzerinde saati bulmaya çalıştım. Sonunda elime metal bir şey deydiğinde susmasını umarak elimle iterek alarmi yere düşürdüm. Cırtlak ses kesildiğinde rahatladım ve yastığıma sarıldım.
Ama annemin alarma taş çıkaracak sesi ve kapının gürültüyle açılıp "Tü seni doğurduğum güne" diye hayıflanmasından sonra bende gürültüyle yataktan düştüm. "Sanada günaydın annecim." diye homurdandım. "Off hadi kalk Nefes beni delirtme okula geç kalıyorsun. Ayy sen daha ordamısın hadi kalk..." annem bana söyenerek mutfağa giderken. Ben de yerden kalkıp homurdanarak banyoya gittim.
Rutin işlerimi hall edip tekrar odama geçtim. Annem mutfaktan yine "Çabuk ol! Geç kalıyosun" diye cırladığında eteğimi giyiyordum. Makyajla falan uğraşan bi insan olmadığım için kravatımı düzelttim ve saçlarımı tarayıp mutfağa gittim.
Annem babama çay doldururken beni fark edip bana döndü. "Sonunda kızım davetiye falan mı bekliyordun" annemin söylenmesini es geçip ablama 'Günaydın' deyip babamın yanağından öpüp "Günaydın babacım" deyip Şirince gülümsedim. Daha sonra ablama dönüp "Niye gitmiyorsun?" ablam üniversitede okuyodu ama üniversitesi İstanbul'da değildi. Ankara'da idi. Bu yüzden gidicekti. "Bu hafta gidicem zaten merak etme" diye homurdandı. "Aman git git. Seviyorum seni ya unutma, Ama yine de git. Yerimi daraltıyosun."
Son salamıda agzıma atıp masadan kalkıp her kesi öptüm. Daha sonra "Sizi seviyorum" diye cırlayıp. Kapının yanındakı çantamı alıp ayakkabılarımı giyip tam çıkacakken annemle babamın aynı anda "Kendine dikkat et. " diye bağırmalarını duydum. Bende onlar gibi "Tamam" diye bağırdım.
İndiğimde apartmanın önünde Yağmuru gördüm. Hatta sinirli bi Yağmuru gördüm. Yanına gidip "Günaydın sarı civciv'im." Yağmur bana sinirle bakıp "Nerdesin kızım sen ağaç oldum burda. Yani makyaj falan da yapmıyosun anlamıyorum ki neden bu kadar geç geliyosun ki..." Yağmur beni azarlarken bizde Azra'nın apartmanına gidiyoduk.
Ben, Yağmur ve Azra çocukluktan birlikte büyümuştük. Bir birimizden başka arkadaşımız yoktu. Hepimiz orta ailelerden geliyoduk. İçimizde en süslü olan Yağmur'du. Azra'da süslüydü, ama Yağmur kadar değil. Ben süslü falan diyildim canım. Hepimizin apartmanları bir birine yakındı ama okula en yakını Azralar'ın apartmanı idi. O yüzden oraya gidiyoduk. Özel okulda burslu olarak okuyorduk. Bu yıl lise sonduk. Özel okula da Azra'nın eniştesinin sayesinde gidiyorduk. Eniştesinin arkadaşı orda çalıştığı için gitmemiz kolaylaşmıştı.
Ben bunları düşünürken Azra'da apartmandan çıkıyordu zaten. Koşa koşa yanımıza gelip Yağmurla ortamıza girdi "Günaydın mavi göz ve sarı civciv" deyip Şirince sırıttı.
"Aman şunu yapma şirin oliyim derken itici oluyosun" Azra homurdanarak önüne döndü. Ben de pis bi şekilde sırıttım.
****************
Doyum olmayan! Gıybetimizden sonra sonunda okula gelmiştik. Özel okulda her kes para sıçtığından kimse okulu takmıyordu. Biz burslu olarak okuduğumuz için gerçekten okumak zorunda kalıyorduk. Ama inek öğrenci değildik işte anlarsınız ya göt korkusu diye bi şey var.
"Of yaa okullar daha yeni açıldı ama ben artık yoruldum ve sıkıldım" diye homurdandı Yağmur. "Haklısın sarı civciv" bu sefer Azra hüzünlü bi şekilde cevap verdi.
Ha birde biz kankalar olarak hobimiz konuşmaktı yani hepimiz gevezeydik. Kankalığın altın kurallarından sadece bi tanesi. Ben bunları düşünürken zaten sınıfa da gelmiştik. Ben Yağmurla aynı sırada oturuyorum. Ama Azra başka bi kızla oturuyordu.
YOU ARE READING
SADECE AŞK
Teen FictionSevmek güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, kendini bulmaktır. Aşktan korkmak mı, yoksa ona inanmamak mı...??? ©Tüm hakları saklıdır.
