Sol yanım

178 17 34
                                        

"Ben ölüyor muyum?" Dayanamazdım, gözlerimi kapattım. Zaten çıkmayan bir sesle nasıl cevap verebilirdim ki? Üstelik cevabı da bilmiyordum. Cevabı bilmemek en çok şu zamanda koyuyordu. "Benimle konuş sevgilim! Bana bak ..." Baktım. "Sonra özlersin sesimi." Ardından, aldığı tedavilerin yorgunluğu ile gülümsedi. Cevap vermediğimi görünce avucuma bir kağıt tutuşturdu. "Bu ne şimdi?" dedim çıkmayan sesimle. "Son yaklaşıyor, bu da son sözüm. Kendime sıkça söylesem de, son zamanlarda sana söyleyemediğim kelimeler sevgilim." Kağıdı sinirle buruşturup attım. Kalan gücüyle, kağıdı atmamı düzgün bir hareket olarak bulmamış gibi kafasını olumsuzca salladı. Bağırdım. "Sen ölmeyeceksin!"

Ertesi gün gözlerimi refakatçi koltuğunda açtım. Son zamanlarda olandan bir farkı yoktu. Yalandı. O gün yanımda o yoktu. Gözümü açtığımda karşımda ilk gördüğüm olmamıştı. Ve benim bunu fark etmem zaman aldı. Ani hareketlerle yerimden kalktım. Gitmiş -götürülmüş- olabileceği her yere baktım. En son, bilmem kaçıncı tedavi odasının içinden birisinde buldum onu. Doktor ile konuşuyorlardı. Oturmaya artık hali olmayan sevgilim, yine uzanıyordu. Benimle birlikte bir sessizlik oldu. Bakışları bana takıldı. "Sakin ol sevgilim, henüz buradayım." dedi. "Korktum." Güzel güzel gülümsedi. "Korkma."

Yine gün geçti. Yine korkuyla uyandım o odada. Dünkünün aynısı olmuştu. Bu sefer endişe etmedim. Herhangi tedavi odalarından birisinde olabilirler diye, kendimi yormadan hepsine baktım. O yoktu. Benim de bir söze ihtiyacım yoktu. Duymama gerek yoktu. En son baktığım odadan çıkarken doktoru ile göz göze geldim. Kafamı öylesine hareketlerle salladım. Suratımda kabullenme, içimde kabullenememe ile yürüdüm. Doktor, sessizliğime arkamdan şaşırmış olmalıydı. Son zamanlarımızın geçtiği odaya girdim. İzin vermediğim halde, gözümden bir yaş aktı. Sinirle sildim. Biliyordum, biliyorduk. Son buydu. Ağlarsam üzülebilirdi o yüzden boğazımın yanmasını yeğledim. Uyuyup uyandığım, gözlerindeki umudun sönüşüne şahit olduğum o koltuğa oturdum.

Bilmediğim kadar saat yatağına baktım. Hayır, ağlamadım. Acıyan gözlerimi yataktan ayırdığımda, gözüme yerde sürünen bir kağıt ilişti. Onun hastalığı bana geçmiş gibi ağır ağır hareket ederek aldım. Güzel el yazısına baktım.

"Seni seviyorum, sol yanım."

SOLWhere stories live. Discover now