☁1.bölüm☁

68 1 2
                                        

Okulun ilk gününden cezaya kalmak zorunda mıydım?Evet doğru duydunuz okulun ilk gününden cezaya kalan Mira Sayer! Cezaya kalmanın nasıl bir duygu olduğunu biliyorum ancak ilk günden cezaya kalamam ben! Tüm suç Hayal ve bendeydi aslında. Biz bulaşmıştık Sera ve Derin'e. Seralar ile geçen seneden beri kavga ediyoruz ama uzun boylu kavgalar değil. Laf atıyoruz. Ama emin olun iki tarafta iyi kalpli. Bugün ilk ders bittikten sonra Deniz ve Mete'yi bekliyorduk. Kantine inmişlerdi. Sonra canımız sıkıldı ve Derin'e biraz laf attık. Sonra Sera girdi işin içine. Zaten okulda kavgaya meraklı tarafındayız. Bizden önce Tuğçe ve çetesi var tabii. Sonra biz kırıcı sözler ve biraz argo ile kavga edince hoca bizi cezaya bırakmak zorunda kaldı. Okul çıkışı alt kattaki kütüphanede bir saat geçirecektik. Özel okul saçmalıklarından bir tanesi bu. Son dersin bitmesini istemiyordum. O kızlar ile bir saat daha geçiremezdim. Zil çaldı ve Hayal yanıma geldi.
"Gitmiyor muyuz?" dedi. Gözlerimi devirip gitmek istemediğimi belli ederek başımı sıranın üstüne koydum.
"Herkes dışarı! Siz ikiniz? Ceza da olmanız gerekmiyor mu!" bize bağıran hocaya dönüp ufak bir bakış attım ardından Hayal'in kolunu tutup çektim. Tüm hocalardan nefret ediyorum. Bir tek beden hocasını seviyordum. O da az birşey. Kütüphaneye indiğimiz de Sera ve Derin oturmuş telefonları ile oynuyordu. Onlara uzak olan bir masaya geçtik.
"Hayır! Onların yanına!!" dedi Fen hocamız. Ben oflayarak masaya oturdum. Hayal ise normal bir şekilde oturdu. Ben de elime telefonumu aldım. Sonra mesaj geldi bana.

Gönderen : Hayal
Sohbet açar mısın? Ben onlar ile arkadaş olmaya çalışmak istiyorum...

Niye istiyorduki bu? Klavyeyi açıp yazmaya başladım.

Gönderilen : Hayal
Konuş canım benim. Ben konuşmıyacağım.

Dedim net bir şekilde. Sonra bana baktı ardından karşımızda oturan ikiliye döndü.

"En sevdiğiniz aktivite ne?" dedi. Cidden bunu sormak zorundamıydı. Çünkü en sevdiğim konu spor ve aktiviteler. Ve bunu biliyor olması beni daha da sinirlendirdi. Sera cevap vermek istedi:
"Ben voleybol oynamayı ve alışveriş yapmayı çok seviyorum." dedi. Bunlar benim sevdiğim aktiveteler arasındaydı. Hayal bunu da biliyor olsa gerek. O herkes hakkında birşeyler biliyor. Sera hakkında bile. Ama ben spor olarak voleyboll dışında-
"Aslında futbol ve basketbol oynamayıda çok seviyorum ancak bir kız olarak o ikisini oynamak erkeklere göre saçma ve sadece kendi kendime oynuyorum." dedi ve ağızım bir karış açıldı. Bu kız ile ortak yönümüzün çok olması garip değil mi? Resmen cümlemi o tamamlamıştı. Hayal bana pis pis sırıtırken bende telefonumla oynuyorum süsü vermeye çalışıyorum. Sonra Derin ile sohbet açtı. Sera beni izliyordu ve buna adım gibi eminim.
"Sen?" dedi Sera kafası ile beni işaret ederek. Ben cevap verme gereği duymadım ve telefonum ile oynamaya devam ettim.
"O da senin sevdiğin aktivitelerin hepsini seviyor. Hatta bir gün maç mı yapsak?" dedi Hayal. Derin gülümseyerek cevap verdi. Buda yetmiyormuş gibi birde maç yapacaktık onlarla. Ben zaten bitek bizimkilere bile zor söylemiştim futbol ile ilgilendiğimi. Hayal gitti bu aptallara pat diye söyledi. Bittin kızım sen!

🌈🌈🌈

Hala çalmaya devam eden telefonumu aldım ve ekranına bakmadan kulağıma götürdüm.
"Efendim?" dedim telefonda ki kişiye.
"Kapıda sayılırım. Hazır mısın?" dedi Deniz. Ama ben daha uyanmamıştım bile.
"E-evet iniyorum şimdi sen az bekle ufak bir işim var!" dedim yalan söyleyerek. Eğer yalan söylemeseydim beni bırakıp olula gidecekti ve ben o kapıdan içeri tek başıma girip ceza hakkında birşeyler dinlemek istemiyorum. Yanımızda Deniz ve Mete varken bize fazla soru sormadıkları için kavgalardan sonra birkaç gün onların dibinden ayrılmıyoruz. Hemen odamda ki küçük banyoya girerek yüzümü yıkadım. Yeniden odama gelip dolabımın önünde durdum ve elime ilk gelen şeyi giydim. Okulumuzun tek mantıklı yanı ise serbest gitmemizdi. Saçımı açık bırakıp odadan çıktım. Annemler henüz uyanmamış. Adını henüz bilmediğim ve işe yeni girdiğini tahmin ettiğim kadın kahvaltıyı hazırlıyordu.
"Ben okula gidiyorum annemlere söylerseniz sevinirim!" dedim ve çıktım. Deniz ağaç olmuş gibi duruyor. Bence fazla bekletmemiştim. Bu kadar hızlı hazırlanmak benim için bir rekor zaten.
"Nerede kaldın?" dedi Deniz. Kafamı ona çevirmeden.
"Sana da günaydın!!" dedim. Gülümseyerek o da bana selam verdi.
"Anlat!" dedi Deniz.
"Neyi?"
"Dün ne oldu ayrıntılı bir şekilde anlatıyorsun. Hayal fazla birşey..." dedi ve dudağını ısırdı. Pot kırmıştı. Aptal Hayal hemen gidip anlatmıştı. Herşeyi detay vererek anlattım.
"Sanırım arkadaş olduk onlarla..." dedim yüzümü buruşturarak.
"Galiba bizde onların erkekleriyle arkadaş olduk..." dedi Deniz.
"Hangileri?" dedim yüzümü ona çevirerek.
"Ege ve Can işte. Dün Mete ile top oynuyorduk. Geldiler, konuştular falan. İyi çocuklar ama. Sanırım bundan sonra onlarda bizim aramızda güzelim. En azından biz böyle düşünüyoruz. Ege ile konuşacağız yani. Sizin için bir sorun olur mu?" dedi. Ne kadar çok konuştu bu böyle. Kısa kısa anlatsa daha iyi olurdu çünkü hem benim kulağıma hem de onun çenesine yazık.
"Hayır! Çete de benim gibi biri daha olması iyi olur açıkçası!" dedim buruk gülümseme ile. Sıkıntısız bir okul günü diliyorum.

Merhaba arkadaşlar. Bu kitabı arkadaşım Burcu ile yazıyorum.
İyi okumalar...

İnstagram. burcu__keskin__
İnstagram. doga_doganay_
Snapchat. doga-doganayiss

Dolu Dolu YaşaWhere stories live. Discover now