Daha 4.dersteyiz ve ben sıkıldım. Yanımda Bulut, arka sıramızda Egemen ve Can uyuyorlar. Tarih hocamızın ninni gibi gelen sesine daha fazla dayanamadılar. Ne zaman konuşacak birini bulamazsam, yalnızlık saklandığım o küçük delikte buluyor beni. Ruhumdaki boşluklar beni yakalamayı başarıyor. Yine babamın yüzü düştü gözlerime, yine yankılandı kadife sesi kulaklarımda, yine o hiç unutamadığım anımız canlandı gözümde. 8 yaşındayken ben dolabımda canavar var sanıp korkup ağlamıştım. Babam hemen beni sakinleştirmeye çalıştı. Baktı ki hâlâ ağlıyorum. Girdi dolabıma vurdu, kaçırdı o canavarları. Sonrada geldi yatağıma asla seni korkutmayacaklar artık, rahat uyu Prensesim dedi. Bir buse kondurdu yanağıma. Sonra çıktı odadan. Birdaha dolaptaki canavarlar gelmedi. Kahramanımdı Babam. Kokusunu özlediğim anda ki burnumda oluşan sızının tarifi yok. Kolumu dürtükleyip Özgü diye sürekli ismimi tekrarlayan Bulut'un sesiyle irkildim. Neyin var, yine mi baban geldi aklına dedi. Boğazımda oluşan düğüm yüzünden yutkunmaya çalıştım. Yapamadım. Canım benim deyip kollarının arasına sakladı beni. Hep böyle yapardı. Böyleydik biz. 4 kişilik grup, kardeş, can dostu. Hepimizin ruhunda boşluklar vardı. O boşlukları birbirimizle, müziğimizle dolduruyorduk. Yavaş yavaş sıyrıldım Bulut'un kollarından. Tenefüste bara gidip akşam için prova yapalım mı dedim. Egemen ve Can'da kalkmış, uyku sersemliğiyle başlarını sallayıp onay verince zilin çalmasını bekledik. Bulut'la izin almaya Müdür'ün yanına gittik. Egemenle Can gitarlarını sırtlanmış benimkinide almış çıkış kapısında bekliyorlardı bizi. Beraber yürümeye başladık. Zaten bar pek uzak sayılmazdı. Suskunca yürüdük. Girdik bardan içeri. Dışarısı Güneş olduğu için gözlerimiz afalladı biraz. Barmenimiz Emre ve barmaidimiz Seda çok yakışan çiftti. Biz içeriye girince hemen yanımıza içeceklerle geldiler. Seda prova yapmanız çok hoşuma gidiyor sabırsızlıkla bekliyorum gelmenizi, akşam yoğunluktan sizinle ilgilenemiyorum dedi. Bulut iyi izle bizi o zaman başlıyoruz dedikten sonra yerini aldı. Hafifçe baterisinin davuluna sopayla dokundu. Can ile Egemen de sağımda ve solumda gitar tellerini okşadılar. Bende elime gitarımı aldım, bir yudum içeceğimden aldım ve yavaş yavaş Cem Adrian'ın Şeker Prens Tuz Kral şarkısının nağmeleri döküldü ağzımdan.
"Bak fırtına geliyor.
Dinle rüzgarın sesini
Sen daha ateşsin,
Bense böyle kül.
Bizi dağıtıp savuracak."
YOU ARE READING
SOLUKSUZ
Teen FictionŞarkılara neden parça deniliyor biliyor musun Yosun Yeşilim. Çünkü en ihtiyaç duyduğun anda notalarıyla ruhunun boşluklarını tamamlıyor. Eli gitarın üstünde başlıyor çalmaya. Tüm dünyanın sesini bastırmak istercesine sert ve güçlü. Bir yukarı bir...
