Üniversite Günlüğü

46 6 0
                                        

Saat 03.20 / 11 Mayıs Perşembe

Şuan ders çalışmaktan sıkılıp buraya yazmaya başlayan üniversite ögrencisi hayal etmeniz gerek.
Zihninizi biraz zorlayın.
Iki sandalye arasında bacaklarını Yavuz Sultan Selim köprüsü ayakları gibi kıvrımlı bir şekilde uzatmış oturuyor.
Saçları 12-13 cm civarlarında, önüne düşmüş, sol gözünü kapatıyor. Diğeri de kanlanmış.
Yüzü hiçbir anlam ifade etmiyor.
Omuzları üzerinde ki kafası sanırım 30 kg civari bir ağırlıkta.
Öyle hissediyor.
Hissedin ...
Berbat bi ruh hali.

03.30

Finaller yaklaşıyor.
Devrilmesi gereken tamıtamına 7 ders var.
Hepsi de birbirinden çetrefilli..
Bi ara uyuyakaldım.
Kafamı kaldırdığımda 3 dakika geçmişti. (03.27 - 03.30)
Neydi bu 3 dakikayı bu kadar değerli kılan?
Henüz başımı koyduğumda uyumamıştım.
Hatta yarı uyanık bir vaziyette de değildim.
Sanki ben kafamı oraya koyduğumda zaman durmuş gibiydi.
Anlamsızdı ...

Saat 19.50 / 12 mayıs Çarşamba

Metrodayım.
Vezneciler metro istasyonuna inerken okuduğum sayfayı bulmaya çalışıyorum.
Haliç'e geldik.
"Next station is Golden Horn" ..
Sırtımı Eyüp tarafina vermişim, karşımda Topkapı Sarayı'nın ağaçları arasından yükselen Adalet Kulesi ..
Evet evet şimdi hatırladım.
'Adalet' kısmında kalmıştım, 47. sayfa ..
Elimde rulo şeklinde duran kitabı duzeltip hemen 47. sayfayı açtım.
Aynı zamanda az önce yaşadığım şey bi "dejavu" muydu? diye düşünürken etraf bir anda karanlığa büründü.
Haliç'e doğru gelirken duyduğum anons şimdi de bir arızayı haber veriyordu yolculara.
"Aracımız teknik sebeplerden dolayı arızalanmıştır. 3 dakika boyunca sakin bir şekilde beklemenizi rica ediyoruz."
Her yer karanlık .. Muazzam bi sessizlik.
Zihnim hemen verilen anonsa yoğunlaşıyor.
Neden 3 dakika ?

Saate bakabilmek için cebimden telefonu çıkarıyorum.
"Saat 19.47" ..
"Nasıl olur? Metroya bindiğimde saat 19.50 idi. Şimdi ise 3 dakika gerideyiz. Neler oluyor?"
Kendi kendime "Bu da neyin nesi?" diye sızlanırken bi yandan da korktuğumu hissediyordum.
Ellerim titremeye başladı.
Telefonun flashını açıp etrafa bakacaktım.
Ama korkuyordum.
Yaklaşık 1 dakika geçmişti. Garip bir şekilde metro içerisinden en ufak bi ses dahi gelmiyordu.
Bir nefes sesi dahi ..
Kendi içimde ki mücadeleyi kazandıktan sonra flashı açmamla donakalmam bir oldu.
Içimde bir titreme hissettim..
Kalbimden pompalanan kanı ayak parmak uçlarımda ki kılcal damarlarda bile hissediyordum..

Etrafta kimse yoktu.
Metroya bindiğimde karşımda oturan iri göbekli elinde tesbihi olan amca nereye gitmisti?
Flashı sağa sola çevirdim titrek ellerle.
Makinist kabinine kadar olan kısmı boydan boya gorebiliyordum.
Metro bomboştu.
Şimdi napıcaktım?



You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 12, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Sevgili GünlükStories to obsess over. Discover now