SS Tanıtım

30 2 0
                                        

Hissizleşmek kadar kötü birşey varsa o  taşınmaktır. Evet yeni evimize yerleştik bile. Annemin seslenişi üzerine pembe duvarlı, tam güneş alan, geniş ve odayı baştan aşağı camla kaplayan yerden yani benim odam olacak tiksinç dört duvarlı yerden kendimi nasıl attım bilmiyorum. Evet sevmediğim için kasıtlı yapılmıştı bu oda. Sonra Azra neden ailesiyle yaşamak istemiyor.  Bunları boşvererek daha doğrusu her zaman ki gibi geceye erteleyerek aşağı kata annemin yanına indim.

"Efendim? "
Annem bana dönerek ;
"Kardeşini parka götür kızım. "

Hayır desem susmayacağını itiraz istemeyen bakışlarından anladım. Ve sadece başımı sallamakla yetindim. 
Gözüm Mete'yi aradı. Ama görünürde yoktu.

"Nerede senin o bilmiş oğlun? "

"Kendi odasına bakmaya çıkmıştı en son.  "
Tam gidiyordum ki..

"Odanı nasıl buldun?"
Ah. Azra,sakin.

"Im.  Sence?"

Yine aynı konu konuşulacağı için annem başlamadan benimle odası karşı karşıya olan beyefendinin odasına çıktım.  Kapısı kapalıydı. Direk dalış yaparak;

"Ayakkabılarını giyinmen için 5 dakikan var ki çok bile, kapıda bekliyorum hızlı ol. "

Odasını incelemeye bile gerek duymamıştım. Zaten arabalı yatağını görmem yeterli olmuştu.  Tam da onun istediği gibi. Odama girdim, altımda siyah pantolon üzerimde kırmızı rambo atlet vardı onun da üstüne bir beyaz hırka geçirip çıktım. Boynum fazla açıktaydı daha doğrusu şu gerdanlık denen kısmı açıktaydı.   Açık giyinen bir kızım kendi kafama göre takılıyorum. Zaten evden okula okul çıkışı mutlaka sahil daha sonra yine ev.  Soğuk hava da ince bir üstle çıkmışlığım var. Ya da sıcak hava da kazakla. Dışarı ne kadar sıcak-soğuk olsun, içim ya ateş basıyor ya da buz kesiyor.  Düşüncelerime o anki ruh halime göre vücut ısım değişiyor.  Odamdan çıkarken telefonumu elime aldım.  Saat 15.53. Neredeyse 4 olmuş.  Ben aynaya dalmış kendi kendime düşünüyordum belki sesli belki sessiz. Aşağıya inmeden odama son bir kez göz attım.  Bu renk biran önce çıkmalıydı duvardan. Merdivenlerden inerken Mete' nin daha yeni ayakkabısını giyindiğini gördüm.  Kim bilir daha beş dakika bile olmamıştır.  Ben o düşünceleri saniyelere sığdırmışken. Çünkü Mete 'nin odasından çıktıktan sonra kapı sesi duymuştum.  Söz konusu parktı. Mete ve park? Geç kalmak? İmkansız.

Yolda gelirken görmüştüm,  park vardı buralarda. Yolculuk yaparken camdan dışarıya seyrederim hep. Parkı gördüğümde şaşırdım, gereğinden fazla kalabalıktı. İnceleyecek halim yoktu ki insanları incelemekten ve incelenmekten hoşlanmam. 

Yine aklıma gelmişti. Biran başım dönünce banklardan birine oturdum hemen. Mete çoktan dalmıştı oyununa. Gelelim bana. Şuan 17 yaşımdayım. Bundan bir sene önce ben lise 2 deyken çocukluğumdan beri samimi olduğum bir kız kardeşim vardı.  Arkadaş da değil kardeşim o benim. Annesi hiç bir yere çıkmasına izin vermiyordu. Benim de huyum evden çıkmam en fazla deniz kenarı.  Zaten ne olduysa deniz de oldu. Aklıma gelmesiyle titredim.  Sudan, erkeklerden (babam da dahil) korkmamın güvenememin sebebiydi bu. Beril..
Hep erkeklerle samimiydi. Eğleniyor kafa dağıtıyorum derdi. Bir gün bir çocukla gördüm onu. Değişik biriydi. Fazla psikopat bir tipi vardı. Katil gibiydi. Hissettim.  Bu çocuk da birşey var uzak dur dedim . Dinlemedi, onu kıskandığımı bile düşünmüştü belki de. Ne oldu ne bitti pek hatırlamasamda deniz kenarında zorla çekiştirildiğini ve... ve itildiğini hatırlıyorum. Kesik kesik. Ama biliyorum işte.  O hep sudan korkardı.  Bense çok severdim.  O uzgunken hep uçurum kenarına giderdi yüksek olsun yeter derdi ben suya bakarım.  Yüksek den çok korkardım. Salıncak yüksekliğinde bile. Salıncağa binip aglamadığım yoktur.  Sallananmasından yükselmekten.. korkardim hâlâ da öyle.  Korkuyorum.  Uzaktan görmüştüm itildiğini.  Elime nasıl telefonu alıp ambulansı aradım bilmiyorum.  Yaklaşamadım. Uzaktım ona. Ambulans geldi, gittim peşinden.  Yalvardım.  Babama Yalvardım.  Kurtar onu baba. Olmadı. Öldü.  Beril öldü.  Sıra arkadaşım.  Kardeşim. Öldü.  Babam sevmezdi zaten onu. Kötü örnek oluyor uzak dur derdi. Bilerek yaptı kurtarmadı. O günden sonra baba bile diyemiyorum yüzüne.  Deli bu kız.  Babası nı suçluyor. Baban yapmaz. Herkes bunu dedi. Yaptı ya biliyorum.  Aslında evet biliyorum.  Suçlu benim onu kurtarabilirdim ama o anlık şokla şu korkulu rüyamdi adeta gidemedim.  Babam doktor.  Ne doktor ama. En fazla arkadaşı öldü kendi kendine triplere girmiş diyebilirsiniz ama birini kaybetmek kolay değil. Yok. Her gün yüzünü gördüğün insanı birde senin için değerliyse bir daha göremeyecek olmak.. Babam la aram kötü. Çünkü Beril le sık görüşemiyorduk. Evler de evet ama dışarı da böyle bir imkanımız çok yoktu. Okulda zaten berabersiniz dışarıya ne gerek var derdi hep babam.  Beril sayesinde kolay kolay birine güvenmemem gerektiğini de anlamıştım. Neredeyse her sevgilisiyle ileriye gidiyordu. Bense bunu sadece evleneceğim adamla olmasını istediğimi söylediğimde gülmüştü. "Sen her sevgilinle evlenme hayalleri kuran kızlardan olma, hoş sevgili de yapmazsın sen." Bu dediğine de ben gülmüştüm. Güvenmezdim. Okulda ilgimi çeken biri olmuştu, bana benden hoşlandığını söylemişti.  Ben inanmadığım için direk kestirip atmıştım. Sevsem bile seni seviyorum diyemem ki ben kimseye. Beril bana örnek olamazdı. Ben zaten en başından çizmiştim sınırımı. Beril yaşıyor olsaydı şuan evde olurdum. Alıştım artık. Sadece üzerinden 1 sene geçti hatta doğmasına bir hafta kaldı.  Kendimi suçlamaktansa babamı suçluyorum. Herkesi iyileştiyor. Canlarını kurtarıyor ama benim arkadaşımı kurtaramadı.
Sanırım bu da benim kaçış yolum suçu babama atıyorum.

Kendime gelmemi sağlayan parkda ki o gürültüye rağmen gelen çığlık çığlığa ağlama sesi. Mete ve bir kız yerde. Kız ağlıyor.  Yanlarına gittim.  Kızın kolu morarmıştı..  Salıncak çarptı anlaşılan.  Kucağıma aldım,  gözüm annesini ya da babasını aradı.  Karşıma yaşıtım gibi görünen bir çocuk belirdi. Yüzüne bakmadan kucağıma almasını izledim. Birşey demeden Mete yi kucağıma aldım.  Banka yöneldim.
" Yine Beril abla için mi ağlıyorsun?" Güldüm.  Sarıldım.
" Bu kadar yeter gidelim artık. "

Ayağı kalktım, az önce ki çocuk geldi. Şimdi inceliyorum da. Fazla yakışıklı ydı çocuk.  Neyse dedim kendi kendime.  Ve onun da benden farksız olduğunu gördüm.  Beni inceliyordu.  Yalandan öksürdüm.  Kendine gelince
"Kardeşimi kaldırdığın için teşekkür edemedim, Sağol" başımı salladım.arkamı dönmüş giderken "Eviniz buralarda olmalı bırakabilirim ?" Sorar gibi yüzüme baktı.  Fazla inceliyordu. Rahatsız edici bir şekilde. 
"Gerek yok dediğin gibi buralarda zaten. "
Mete elimi bırakıp kızın elini tuttu. Parka doğru koştular. Genç elini uzattı.
"İsmim Yağız bu arada."
Nerden çıktı şimdi bu ismim fazlı? Terslesem de olmaz. Fazla etkileyici bir çocuk, normalde olsa terslerdim neden böyle oldum. Boş bulundum tabi çünkü ağladım ağlıcam durumdayım ve biran önce eve gitmem lazım.
"Kusura bakma, gitmem gerek."
Biran afalladığını farkettim.
Mete 'ye seslendim. Mete gelince elini tuttum eve doğru yürümeye başladım.  Yarın şu yeni okul zırvalığı vardı birde..

Vous avez atteint le dernier des chapitres publiés.

⏰ Dernière mise à jour : Apr 09, 2016 ⏰

Ajoutez cette histoire à votre Bibliothèque pour être informé des nouveaux chapitres !

Sende SevebilirsinOù les histoires vivent. Découvrez maintenant