Virajlı yollar beni her zaman korkutmuştur. Kulağımda kulaklıklarım sağa sola savrularak tenha yolda devam ediyorduk. Çok yorgundum ya da kendimi öyle hissediyordum.
Hafta sonu için ailemin yaşadığı İzmir'in şirin sahil kasabasına gitmiştim. Ailem genelde beni çok bunaltır ama arada kaçıp gitmek lazım. Finaller öncesiydi, saçma sapan bi ilişkiden yeni çıkmıştım ve kendimi inanılmaz kötü hissediyordum. Uzun zamandır hayatımda eksik olan birşeyler vardı. Bazen kendinizi odanıza kapatıp günlerce uyumak isteğiniz olmuştur. İşte o gün bu gün. Yorganı kafama kadar çekip sadece uyumak istiyordum. Ama bu ne yazık ki bu ben değilim. Düşündükçe en ufak sorunlar bile büyüyerek kocaman oluyorlar işte bu yüzden yüzüme irice bi gülümseme yerleştirip eşyalarımı acele toparlayıp ailemle vedalaşıp İzmir'e giden minibüsü yakalamak için koşturmaya başladım. İzmir beni kendime getirecek ilaç, benim en büyük antidepresanım.
Şu an ki mide bulantımın sebebi ya açlık ya da o lanet virajlar. Ya da ablamın sevgilisiyle plan yapması. İzmir de uzun yıllar yaşamama rağmen "Kutsal cumartesiyi" geçirmek için ne ablamı yanımda bulabildim ne de en yakın arkadaşlarımı. Herkes önceden plan yapmış ve benim kalacak yerim bile yok. 4 milyonluk İzmir'e beni sığdıramadılar resmen. İhtiyaç duyduğum zaman herkesin her zaman önemli işleri vardır.
İçimden İzmir'de ki herkese küfür ederek otogarda indim. Ne yapacağım konusunda en ufak bi fikrim bile yoktu. Denizli'ye dönsem sanırım evde kendimi yastıklara gömülü ağlarken bulacaktım. Ama kesin kararlıydım bu gece evlere kapanamazdım.
Akşam olmuştu ve ben otogarda bir saatimi boş boş oturarak ve düşünerek geçirdim. Telefon rehberime bakarken Serdar'ın mesajı resmen bana göz kırpmaya başladı.
"Yavru bu hafta sonu Ada'da olucam, Denizli'ye dönünce görüşelim"
Bu gece ki rota belli olmuştu artık: Kuşadası -keşkelerimin ve iyikilerimin şehri -
Okunma kaygısıyla yazmıyorum anlatım hatalarım veya düşük cümlelerim olduysa lütfen affedin ilk hikaye deneyimim.
YOU ARE READING
Bir Lubunyanın Gizli Defteri
Non-FictionAşk yaşanırken mi daha güzel ? Yoksa herşey bitince dönüp ardına baktığımızda güzel anıları görünce mi? Yarım kalmış bir aşkın hikayesi...
