Aaaah hadi ama yapabilirim. Sadece odaklan Ece. Tamam tamam. Ya zaten alt tarafı bir matematik sınavı ne olabilir ki? Evet evet en fazla kalırsın ve sevgili anne babandan bi ton azar işitirsin, hepsi bu. "Harika!"
Çalan telefon sesiyle irkildim. Ama nasıl olur. Onca aradan sonra beni nasıl arayabilir ki? Hayır açmayacağım. Peki ya önemli bir şeyse? Hayır açma Ece.
"Efendim Barlas"
"Ece b-ben sizin evin yakınlarındayım. Okuldan kaçtık ve bilirsin işte biraz içtim. Beni buradan alır mısın? Eve gidersem bu sefer annemden sağlam bi azar işiteceğim. Ve bunu istemiyorum."
"Hayır, ders çalışıyorum. Kapatmam gerek."
Telefonda konuşurken kalbimin hızla çarpmasına mani olamıyordum. Bir bardak su içip kaldığım yere dönmeye karar verdim. Evet Ece, hadi tekrar. Yaklaşık 15 dakika boyunca böyle geçti. Ve birden kapı çaldı. Kapıyı açtığımda gördüğüm manzaraya nedense şaşırmadım doğrusu. Barlas.
"Hoşgeldin yok mu?" Dedi ve gülümsedi.
"Hadi geç içeri, görmesinler." Dedim ve içeriye çektim.
Tanrım inanamıyorum. Yaklaşık 3 aydır görmüyorum ve hiç değişmemiş. Yamuk gülümsemesi bile değişmemiş. Her neyse sevgi patlaması yaşamanın sırası değil sanırım. Koltuğa oturduğunda bana döndü
"Özür dilerim Ece. Beni neden bu kadar seviyorsun ki? Ben bunu hak edecek ne yaptım?"
"Ahh Barlas. Bunun üzerinden onca zaman geçti. İçimde sana dair pek bişey kalmadı desem yeridir."
Bunu söylerken gözlerimin dolduğunu fark etmem uzun sürmedi. Gözlerini kapattı ve kafasını 'anladım' dermişçesine salladı. Kahve yapmak için ayağa kalktığımda kolumu tuttu ve beni tekrar oturttu.
"Gitme. Sadece yarım saat. Söz veriyorum gideceğim. Ama yanımda kal."
Kafasını göğsüme koydu ve gözlerini kapattı. O kadar masum ki. Evet biliyorum ona aşık değilim. Ama sevmiştim. Ben aşık olamam ki. En fazla severim. O da daha iyisini bulana kadar. Barlas'ta bana aşık değildi. Hatta sevmiyordu bile. Sadece yalnız kaldığında aklına gelen biriyim hepsi bu.
Kafasını yavaşça kaldırdı ve bir anda dudağını dudağıma yapıştırdı. Ahh hayır Ece hayır. Yapamazsın değil mi? Yapmamalısın. İleriye gitmesine izin verme. Ufak bir hamleyle altına aldığında nefesimi kontrol edemiyordum. Gülümsedi ve aynı hızla tişörtünü çıkarttı. Karşı koyamayacak kadar mükemmeldi.
3 AY SONRA
Ne bekliyordun ki Ece. Herhangi birisin işte onun için. Çalan telefonuma baktım. Bilge, merakla açtım.
"Ah tatlım gördün mü? Melisa ve Barlas birliktelermiş."
"Yaa evet canım. Çok yakışmışlar. Mutlu olsunlar."
Ya zaten içimde de bişey kalmamıştı. Yani sanırım. Her neyse giyinip çıksam iyi olacak. Yeni okulun ilk gününe geç kalmak istemem.
Dar blue jeansimi üstüne salaş beyaz tişörtümü ve deri ceketimi hızla giydim. Ve evden çıktım. Annem Arabada yeni okulumda yapmam ve yapmamam gereken şeyleri sıralıyor, bende sandviçimi yerken onu dinliyormuş gibi yapıyordum.
"İşte geldik! Sana dediklerimi unutma olur mu güzelliğim, seni seviyorum."
Annemi öpüp arabadan indim.
Evet işte bu! Şimdiden bir kaç tane yakışıklı çocuk gördüm. Bu okul harika olacak diye düşünüyorum. Ama önce bi kaç tane kız arkadaş edilmeliyim. Sonuçta bu işler tek başına olmaz.
Müdürün saçma sapan konuşmasını dinledikten sonra sınıflara çıktık. Hemen sınıfla çok yakın olduk. Ve yakın olacağım kız grubu belliydi bile. Zil çaldı ve ben çok açıkmıştım. Kızlarla beraber kantine indik. Ve inanamadım. Ya Allah'ım benim tanıdığım erkekleri sanırım bu çocuğun artıklarından falan yaratmış olmalısın. Bu ne böyle ya. Çocuk resmen mükemmel.
"Kızlar bakın şu çocuğu görüyor musunuz? İşte o benim. Gidip tanışayım"
Dememle Zeynep'in kolumu tutması bir oldu.
"Kızım sen delirdin mi? Bi sakin ol. Kim falan bi öğrenelim."
Kızlarda Zeynep'e hak verdi. Ama ne yapabilirim çocuğu görünce o kadar heyecanlandım ki, inanamazsınız.
Günler geçtikçe çocuğun bütün sosyal medya hesaplarını buldum. Adı Mert. Her yerden stalkladım. Eniştesinin teyzesini aldattığı kadının facebookunu bile buldum. Allah affetsin.
Ya acaba çocuğa enişten teyzeni aldatıyor canım benim üzülme senin için ağlayacak bir omuz her zaman var falan mı yazsam ne yapsam. "Çocuk sen kimsin be" demez mi? Ne demek sen kimsin ya. O kadar instagramdan beni takip ediyosun. Nası tanımazsın ya. Niye triplere girdim şuan anlamadım ama benim bu çocukla konuşmam lazım.
Çocuğu stalklarken uyuya kalmışım. Saat 8 ve benim 10 dakika önce evden çıkmam gerekiyordu. Hemen üstüme bişeyler geçirdim ve otobüs durağına koştum. Dersin başlamasına 10 dakika var. Hayatta yetişemem.Okulun kapısından girer girmez müdürle karşılaştık.
Yok bu ne sorumsuzlukmuş da yok dersin bitmesine 10 dakika kalmışta falan filan. Ya suç bende mi? Okula bu kadar yakışıklı öğrenci alırsan bende stalklarken uyuyakalırım yani ne var. Neyse kantine ineyim de kahvaltı yapayım bari diye düşünüyordum ki "değerli" müdürüm 2.derse kadar kantinde oturmamı söyledi.
Kantine indiğimde oradaydı. Allahım sabah sabah gözlerim bayram etti ya! Çok teşekkür ederim. Yanında uyuz arkadaşı olmasa daha da güzel olabilirdi ama. Neyse yani. İdare edicez artık. Masanın birine oturdum ve mükemmel çay ve tost ikilisinin keyfini çıkardım. Zil çaldı ve bizim kızlar sevinçle yanıma geldi. Almira gülümseyerek;
"Ya Eceeee, hani şu senin Mert var yaa....."
