~ SAHİL ~

83 6 2
                                        

Bölüm şarkısı: Summertime sadness                               "Summertime sadness" ...ve son nota evet işte bu kadardı.Şarkıyı bitirebilmemin verdiği mutlulukla küçük bir tebessüm ettim.Ama kapı alacaklı gibi çaldığı an bu küçük tebessüm tuzla buz oldu.Ve hep yaptığım gibi ruhsuzluk maskemi taktım.
"Girebilir miyim Hira?"ah evet bu  benim canım abimin sesiydi."Tabikide girebilirsin abi" diye seslendim. Kapı yavaşça açılıp kapandı.Ve abim piyano koltuğuma -yani yanıma - oturdu.Koluma dokunup;
"Nasılsın prensesim?"dedi.Ona küçük bir tebessüm gönderdim ve şakayla karışık olarak ;
"İyiyim Selim Bey ya sizler nasılsınız?" dedim.Oda bu söylediklerime küçük bir kahkaha atıp ;
"İyiyim Hira Hanım sizi dışarı hava almaya çıkarmaya geldim.Deniz kokusunu özlemişsindir değil mi?" dedi.
"Evet abi çok özledim ama kokusunu değil rengini"dedim.
"Biliyorum abim "dedi Bende o anlık sinir ile ayağa kalkıp
" Biliyor musun ? Biliyorsun bravo sana abi ben en sevdiğim rengi göremiyorum ben denizi ,gökyüzünü ,ayları,mevsimleri unuttum.Saat kaç bilmiyorum .Gecem - gündüzüm yok.Yıldızlara bakamıyorum .Hergün dünyayı ısıtan güneş bir beni ısıtmıyor.Ben annemi özledim.Onu getirin,ANNEEE" diye feryat figan bağırdım.
Abim ise sessizce duruyordu.Bu davranışı daha da sinirlenmeme neden oldu. Bu sefer ezbere bildiğim masaya yaklaşıp var gücümle vazoyu yere fırlattım ve bağırarak
"ANNNEEE" dedim. Hıçkırıklarım boğazımda düğümler oluşturmuştu. Konuşamıyordum bile...
"Sakin ol bitanem onlar gelemez , biliyorsun bunları söyletme bana "dedi. Sesinden ağladığını seziyordum.Duvarlara tutunarak piyanoma yaklaşmaya çalıştım. Piyano tabureme oturdum ve ellerimi abimin suratına yaklaştırdım. Suratını ellediğimde yaşlardan dolayı ıslaktı. Nazikçe suratını silip ,yanaklarını öptüm.Ağlamam azalmıştı ama hala devam ediyordu. Oda benim gözyaşlarımı silip bana sarıldı.
Bende ona duygu patlamasının verdiği pişmanlıkla sımsıkı sarıldım. Ve odayı inletebilecek derecede olan hıçkırığımı koy verdim. Biraz daha sarıldık birbirimize ...
"Hira hadi hazırlan hava almaya gidiyoruz."dedi. Benden ayrılıp ayağa kalktı ve adım sesleri uzaklaştı ardından da kapının kapanma sesi geldi. Bende duvarlara tutunarak dolabıma ilerlemeye çalıştım. Dolabımda çoğunlukla lacivert renk kullanırım yani dadım öyle alırdı bana. Şu an burada yoktu. Amerikaya kızının doğumuna gitmişti. İki ay sonra gelicekti. Abim ve dadımın anlattığı kadarıyla sarışın ve yeşil gözlü bir kızdım. Bu yüzden hep mavi ve yeşil tonlarını giydirirlerdi bana. Yakışırmışta fakat ben göremediğim için bilmiyordum. Neysee...
Dolaptan güç bela bir elbise aldım ve zorlukla giydim. Saçlarım o kadar uzun değildi. Omuzlarımdan 2 karış fazla uzundu. Ezbere bildiğim masaya gidip engelli çubuğumu aldım. Kapıya ilerleyip açtım. Evimiz merdivenli olduğu için beni zorluyordu ama evimizi seviyordum. Daha ikinci merdivende abim koluma girip bana  aşağıya inmemde yardımcı oldu. Aşağıya inince abim beni koltuğa oturttu ve
"Saçlarını örmemi ister misin?"dedi. Olumlu anlamda kafamı salladım. Annem istanbulun en iyi kuaförlerindendi. Ama o bildiğiniz rüküş mahalle kenarında olan kuaförler gibi değildi. Her zaman doğalığa önem veren bir kadın olmuştu canım annem. Ben böyle annemi düşünürken abim benim saçımı örmüştü ve bileğime uzanıp bileklik gibi kullandığım tokamı aldı. Ucuna bağladı ve beni ensemden öptü. Ensemden gıdıklandığımı bir tek abim bilirdi.
"Abi dur gıdıklanıyorum." dedim. Yıllardır atmak istediğim kahkahamı serbest bıraktım. Abim ise
"Hadi canım kalk artık gidelim."dedi ve elimi tuttu. Ondan destek alarak ayağa kalktım. Beraber kapıya kadar ilerledik fakat abim gene öküzlüğünü yapıp ;
"Dur hira hırka alalım. Hasta olucaksın o kumaş parçasıyla zaten"dedi. Sanırım içeriye doğru seslendi.
"Aysel  hemen hiraya hırka getir." sert erkeksi sesi ile...
Beş dakika sonra abim beni kendisine çekip hırkamı kollarımdan geçirdi ve örgümü sağ omzuma koydu.
"Hazırız hadi gidelim güzelim." dedi ve kapıyı açıp dışarıya çıktık. Biraz daha yürüdük ve abim beni arabaya bindirdi. Emniyet kemerimi bağlayıp kapımı kapadı.
Beş dakika sonra abimde bindi. Arabayı normal bir hızda sürmeye başladı. Tahminimce yarım saat sonra abim arabayı durdurdu.
"Abi geldik mi?" dedim. Oda bana şefkat dolu sesi ile
"Evet canımın içi " dedi. İlk kendisi inip sonrada benim kapımı açıp kolunu uzattı. Engelli çubuğumu alıp abimin koluna girdim. Deniz kokusunu burnuma gelince istemsizce dudaklarımda bir sırıtma oluştu. Biraz yürüdük ve sanırım bir banka oturduk.
"Abicim ,ben sigara akmaya gidiyorum.İstediğin bir şey var mı ?" dedi.Bende korkuyla
"Abi ne olur gitme beni bırakma ya bana bir şey olursa "dedim. Abim de bana sarıldı.
"Korkma güzelim market arkamızda hemen gelicem. Sen burada bekle beni tamam mı ?" dedi. Ben ise el mahkum kabul ettim. Olumlu anlamda kafamı sallayınca abim yanağımı öpüp gitti. Martıların sesleri kulaklarımı dolduruyordu. Hafifçe gülümsedim. Taki yanımda bir hareketlenme olunca bu gülümseme yerini telaşa bıraktı.
"Abi sen misin?" dedim.
"Hayır şahmeran ben senin kaderinim" dedi ve dudağımın kenarını öpüp gitti...
-------------------------------------------------------------
Arkadaşlar bu benim ilk kitabım umarım beğenirsiniz yorum ve beğenilerinizi lütfen eksik etmeyin bu bölümü canım arkadaşlarım Semiha Korkmaz,Elanur Akyüz ve civcivim Ceren Matur 'a ithaf ediyorum.

Has llegado al final de las partes publicadas.

⏰ Última actualización: Apr 01, 2016 ⏰

¡Añade esta historia a tu biblioteca para recibir notificaciones sobre nuevas partes!

~KÖR PİYANİST~Donde viven las historias. Descúbrelo ahora