Kurban

9 1 0
                                        

Soğuk bir kış günüydü. Eda 8. sınıfa gidiyordu. Sabah kalktığında kendini halsiz hissediyordu. Okula gitmek istemiyordu ama annesi onu göndermek için adeta can atıyordu. Sırf annesi kızmasın diye okula gitmeye karar verdi. Çantasını akşamdan hazırlamıştı, hazırlanıp dışarıda servisi beklemeye başladı. Servis o gün biraz gecikmişti. Sonunda servis geldi ve Eda servise bindi. Servis şöförü kısa boylu pos bıyıklı üstünde eski kahverengi bir ceket vardı ikide bir esneyip duruyordu. Eda o günün ödevini yapmamıştı ve kara kara düşünüyordu. İngilizce hocası aynı zamanda okul müdürüydü ve çok sinirli bir tipti. Okula vardığında saçlarını toplamadığından dolayı zemin katta öğretmen tutmuştu. Azarı işitti ve yukarı çıktı. Tam içeri girecekti ki bir de ne görsün iki arkadaşı kavga etmiş kan revan içinde yerde yatıyorlar. Olayın şaşkınlığını atamamıştı Eda...
Hemen öğretmene haber vermek istemişti ki o arada bir öğretmen geldi ve ikisinide müdürün odasına götürdü.
Neyse ki başka olay olmamıştı o gün.
Akşam olmuş hava kararmaya başlamış ve içine bir hüzün çökmüş ağlamaklı olmuştu. Bu son dersti nasıl olsa eve gidecekti. Ama eve gitmemeye karar verdi . İçindeki bu hüznü durdurmadan eve gitmek istemiyordu ve sonunda okulun son zili çaldı. Herkes koşarak servislere hücum etti. Eda ise her zamankinden farklı olarak ağır adımlarla dışarıya çıktı ve servisin gidişini düşünceli bir şekilde izledi.
Okulun etrafındaki ormanlık alanda bir gezi yapmaya karar verdi. Başladı yürümeye ağaçların arasından geçti kuşların ötüşünü dinledi bunun sonucunda biraz yorulmuş ve bir hayli de acıkmıştı. Bir an ayağına birşey takıldığını hissetti kendini yerde buldu ayağı taşa takılmış ve düşmüştü gözleri kapalı bir şekilde kıvranıyor bir yandan da kanayan kafasını tutuyordu. Gözlerini açtı ve güç bela kafasını kaldırdı. Nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu adını unutmuştu ayağa kalktı başı dönüyordu ayakkabısı yırtılmıştı nereye gideceğini bilmiyordu. Geldiği yolu hatırlamaya çalıştı ama kafası aşırı derecede ağrıyordu. Oracıkta bayıldı.
Kendine geldiğinde bir kulübedeydi bir amca ormanda onu bulmuş ve o küçük kulübeye getirmişti. Yattığı yerden doğruldu adama baktı ve ben neredeyim dedi. Amca ismini sordu. İsmini hatırlayamadı. Amca polisi aramıştı Eda bundan korkmuş ve bir yolunu bulup kulübeden kaçmayı başarmıştı. Ormanlık alandan çıkıp yola koyuldu ama nereye gideceğini bilmiyordu.
Hilal (Eda'nın annesi) olaydan haberdar olmuş telaşlı bir şekilde hemen ormandaki o kulübeye geldi.
Amca oradaki polislere durumu izah ediyordu Eda'nın birden ortadan kaybolduğunu söyledi. Annesi bir anda fenalaştı ama hastanelik bir durumu yoktu kendine gelmeye çalıştı.
Eda dan iki gün haber alınamadı.
Eda cebindeki parasıyla o iki günü bir şekilde karnını doyurarak geçirdi.
Eda polis merkezine gitmeye karar verdi. Birkaç kişiye sorarak yerini buldu ve emniyete gidip durumu anlatmaya çalıştı.
Annesini çağırdılar annesi geldiğinde Eda onu tanımamıştı. Hemen bir hastaneye yatırdılar doktor durumunun ciddi olduğunu ve Eda'nın beyin travması geçirdiğini söyledi.
İki aya yakın bir süre hastanede tedavi görecekti.
Bir gece hastaneden bir tıkırtı geldi ışıklar kapalıydı.
Eda dolaptaki bir malzemenin yere düştüğünü sandı kalktı ve telefonun flaşını açtı ışığı yakmak için gidiyordu ki birden karşısında o amcayı gördü korktu çığlık attı fakat çoktan karnına bıçağı yemişti. Nefesi kesildi hayatı gözünün önünden film şeridi şeklinde geçti. Oracıkta yığıldı ve son nefesini verdi.
O katil mahkeme karşısına çıkarıldı annesi ağlamaktan perişan olmuştu.
O adama 12 yıl 4 ay hapis cezası verildi.
Annesi hergün kızının mezarına gidiyordu. Eşi beş yıl önce vefat etmişti şimdi tek başına yapayalnız kalmıştı bir kızı vardı onu da kaybetmişti.
Annesi ayağa kalktı ve sessiz sedasız bir şekilde ev doğru gitmek için yola koyuldu.
SON

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Apr 06, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Öldüren PusuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin