Yeniden Doğuş

147 6 2
                                        

Kimseyi tanımıyorum.Aslında kendimi bile tanımıyorum.Buraya nasıl geldim, ben kimim bilmiyorum.Kafamın içinde büyük boşluklar var. Derin bir ağrı başımda geziyor.Bir şeyleri hatırlatmaya çalışıyorum, olmuyor.Başımdaki ağrı derinleşiyor gözlerim kararıyor. Vazgeçmiyorum tekrar deniyorum beynimi zorluyorum ama bu sefer ağrı dayanılmaz bir hal alıyor. Ayakta duracak gücü kendimde bulamıyorum.Yanımdaki korkuluğa tutunuyorum. Tekrar hatırlamaya denemeye çalışacağım sırada bir ses duyuyorum.
"Boşa deniyorsun hiç bir halta yaramıyor."
Arkamı dönmek istiyorum ona sormak istiyorum neden burada olduğumuzu ya da kendisinin de hiç bir şey hatırlayıp hatırlamadığını ama soramıyorum Arkamı dönemiyorum o gücü kendimde bulamıyorum.Belki de korkuyorum ondan ya da vereceği cevaplardan .

Yaklaşık 100 kişinin ortasındayım.Herkesin yüzünde aynı ifade var .Bilinmezlik korku merak.. Bazıları bağırıyor bazıları ise konuşmuyor benim gibi.Korku dolu gözlerle etrafı inceliyorum. Etraf birbirine karışmış şekilde herkes farklı bir şey söylüyor.Gözlerim kararıyor korkuluğa daha sıkı tutunuyorum.Birden herkes susuyor karşıma bakıyorum bir kişi herkes ona bakıyor.Ama o bizim gibi boş bakmıyor aksine bizim bilmediklerimizi hayatımızı biliyor gibi bakıyor.Çok rahat böyle olaylarla çok karşılaşıyor gibi.

"Hiç biriniz kim olduğunu bilmiyor öyle değil mi

Etraftan söylediklerini doğrulayan homurtular çıktı. Siyah giyinimli adamın yüzünde ise memnun olmuş bir ifade vardı.
"Şimdi size bir hikaye anlatacam

Siyah adam herkese baktı. Herkes ona bakıyordu. Bundan memnun olmuştu. Her seferinde bu hikayeyi anlatırdı ve karşısındaki genç ahmaklarda onu dinlerdi belki bir kurtuluş yolu bulma ümidiyle

"Bir zamanlar şirin mi şirin bir kuzu varmış. Tüm kuzular birlikteyken o dağ tepe gezermiş. Çoban onu sürekli uyarsa da kuzu onu hiç dinlememiş. Ve bir gün kurt onu kapmış.

Herkes birbirine anlamayan gözlerle bakıyordu. Ve o anda güçlü duran kişileri inceliyordu siyah adam ve çok korkanları . Çünkü en çok bu iki grupla uğraşmayı seviyordu. Siyah olanları karanlığında bitirmeyi beyaz olanlarıysa siyah yapmak.
İğrenç bir kahkahadan sonra devam etti siyah adam.

"İşte siz sürüden ayrılan kuzularsınız ve sizi kurt kaptı.
Kuzu bir daha geri dönemedi sizin de dönemeyeceğiniz gibi"

Etraftan bağırma sesleri geliyordu. Benimse tek hissettiğim boşluktu koca bir boşluk.Hiçbir zaman kim olduğumu öğrenemeyeceğim ailemi sevdiğim insanları yaşadıklarımı.

" En başta tek tek eğitimden geçeceksiniz. Sonra ise belli gruplar şeklinde. Benden size bir iyilik Esarette zekiler ayakta kalır .

Yine iğrenç bir şekilde güldü. Bir insan nasıl bu kadar iğrenç güler anlamıyordum.

"Bu arada korkularınıza ve hislerinize veda etmeyi unutmayın"

Bu ölümden de beterdi biz burda bir gün değil her gün ölücez hissetmeyerek duygularımızı yok sayarak.
Sizi ilk eğitceğimiz kişiyi söyleyip bırakacağım. Fazla yormayacağım ne de olsa yol yorgunusunuzdur.
Herkeste gözleri dolanırken gözleri birinde durdu.

İlk eğitilcek kişi Mavi"
Mavi bu kişinin kim olduğu hakkında bir fikrim olmazdı ta ki o adamın bana baktığını anlamasaydım.

"Ondan korktuğunu belli etme"
Yine o konuştu.ve ben yine ona dönüp bakamadım.O adamın sesi kulaklarımda çınladı. Korkularınızdan ve hislerinizden ayrılıncaya dek demişti.Ben ondan korkmuyodum ve bunu ona gösterme vakti gelmişti.Herkesten bir adım öne çıktım.O adamın gözünün içine baktım.Gözlerinde çok yoğun bir duygu vardı.Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Nefret ?
İntikam? Öfke?
Sanırım bu bakış öfkenin getirdiği nefretin ihtiyaç duyduğu intikam bakışıydı. Bu bakış tehlikeliydi yoluna çıkan herkesi harcayacağını belli eden bir .bakıştı
"Esarete hoşgeldin mavi"

ESARETWhere stories live. Discover now