Telefondan çıkan alarm sesiyle uyandım. Neydi? Bu şimdi, bugün cumartesi değilmiydi? Ah! Doğru ya alarmı kapatmayı unutmuştum. İçerden bir ses geldi. Bu Miray'ın sesiydi.
Miray benim kuzenim. Aynı üniversiteyi kazanmıştık ve İzmir'e taşınıp kendi evimize çıkmıştık.
Alarmı kapattıktan sonra tekrar kafamı koydum. Çok yorgun olduğum için direk uyuya kalmıştım.
Tekrardan çıkan alarm sesiyle uyandım. Allah kahretsin bu alarmı. Işık hızında koşarak alarmı kapattım.
Bu sefer Miray bağırmakla kalmayıp koşarak yanıma geldi. Önce elindeki yastıkla bana vurmaya başladı. O etki etmeyince beni gıdıklamaya başladı. Çok gıdıklanan biri olarak baya etki etmişti bana bu.
Beni yataktan itip kendi yattı benim yatağıma. Ve yastıkta olan agzıyla beni kahvaltı hazırlamaya yolladı. O kadar gıdıklanmadan sonra uyku felan kalmamıştı.
Kalkıp mutfağa gittim. Tamam öğrenci eviydik ama dolabımız ful doluydu. Babalarımız sağolsun.
Kalktık yumurta kaynattım. Ekmeklerin üzerlerine tek tek yağ sürdüm. İsteyen üzerine istediği şeyi sürebilecekti.
Ben bunları hazırladıktan yarım saat sonra Miray da kalktı. Masayı görünce gözleri fal taşı gibi şaşırdı. "Oo bence hemen yumulmalıyız" dedi. Hafif tebessüm ettikten sonra ben de oturdum.
Kahvaltı ettikten sonra aradan aradan kaçmaya çalışırken seslendi. Masayı toplamayı kendine bırakacagımı anlamıştı.
Kahkaha attıktan sonra birlikte topladık.
Bugün Miray'la alışveriş yapmak için dışarı çıkıcaktık. Miray yüzücü atleti giyip üzerine kareli bir gömlek giydi. Altınada siyah renk beyaz çizgili bir adidas giydi.
Ben ise kot gömlek giyip altına bir sort giydim. Altına ten rengi çorabı giyip spor ayakkabısını ayağıma geçirdim.Dedim ya yaz sezonu açılıyordu. İkimiz de sırt çantası takıp çıktık.
Okuldan arkadaşımız Ada'nın önerdiği butiğe gittik. Butiğin içi bembeyaz döşenmiş ve büyük beyaz abajular duvara montalanmıştı.
Ben hayranlıkla bakıp içeriye girerken başka bir çocukta aynı anda girmeye çalıştı.
Ve çarpıştık. Bu çocuğu-çocuk demekte mantıksız oluyordu ama- tanımıyordum. Fakat bizim okulda görmüştüm.
Askeri yeşil tişört altınada siyah bir pantolon giymişti. Taktığı kolyeyide tişörtünün içine geçirmişti.Cidden Çok yakışıklıydı.
Çarpınca sarsılmıştım. Tabi o kaslar bende de olaydı bende onu sarsardım. Kollarından tutup beni kendine çekti düşmemem için. Göz göze geldik.
Çarpar çarpmaz benden özür diledi. Kendimi toparlayıp yok sorun değil diyip doğruldum. Sonra bize yol verdi. Mirayla birlikte içeri geçtik.
Her kıyafet deneyip dışarı çıktığımda o çocuk bana bakıyordu. Bir elbise giyip kabin den dışarı çıktım. Miray'a nasıl olduğunu sordum.
Daha deminki çocuk yanıma gelerek "Bence bu çok yakışmış bunu kesin almalısın" dedi.
Sonra güldü. Allah'ım Gülünce çok tatlı oluyordu. Amann! Ne diyordum ben böyle tanımadığım insanlar için. "Diğerleri gibi.." diyede eklemeyi unutmadı. Neydi bu şimdi bir iltifat mıydı?
Yanıma yaklaştı ve elini uzattı. "Ben Toprak" dedi. Hiç yüz vermeden kabine geri döndüm.
Tamam yakışıklı olabilirdi ama her yakışıklıya elimi verecek değildim dimi.
Denediklerimden birkaçını alıp çıktık. Bizden biraz önce de o çıkmıştı. Eve giderken saat 17:30 civarıydı. Şimdi bir de eve gidip yemek yapma derdi vardı.
Miray beni anlamış gibi "Melis dışarıda yiyelim mi? Şimdi eve gidip yemek derdimiz de olmaz hem" dedi. Bende "Hadi gel şurda yemek yiyelim" dedim.
Kafeye geçince kimi göreyim...
Merabalar herkese bu benim ilk hikayem. Yani ilk deneyimim. Hatalarım çok var fakat yavaş yavaş düzelteceğim. Multi deki kız Meli. Bu bölümü canımın içi olan Görkem ve Ummuhan'a ithaf ediyorum hepinizi öpüyorum.
YOU ARE READING
HIRSIZ
Teen FictionBir insan nasıl sadece kendisini korumak için görevlendirilmiş birine aşık olabilir. Tabiki de haberi yoksa. Üniversiteyi evlerinden uzak bir yeri kazanan iki kuzen. Birinin babası kızları çok merak ediyor. Peki onları korumak için ne yapıyor dersin...
