Sonunda eve varıp yatağımla aşk yaşayabilme şansına kavuşabilmişken lanet olası telefonumun sesi kulaklarıma doldu. Arayan kim diye telefonun ekranına bakarken dışarıda yağmur yağdığını gördüm. Nefret ediyorum ıslak havalardan. Yağmur güzel şey aslında, ama hayallerdeyken daha güzel orada kalsın.
Felsefede Nihilizm'i aşmak diye bir şey vardır. Bu nereden geldi aklıma inanın hiç bilmiyorum.. Latince nihil yani hiç sözcüğünden türeyen Nihilizm; her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olması diye kısa bir şekilde açıklanabilir.(yazar olmayan felsefe bilgisini konuşturdu kskdkd) İşte Nihilizm denen zat bu. Nietzsche'ye göre ise Nihilizm aşılması gereken bir şeydir, Nihilizm'i aşmak üst insana giden adımlardan biridir.. Nereden geldim ben buraya? Tamam susuyorum!
Ekrana baktığımda Validemin haftalık rutin kontrolünü yapmak için aradığını düşünerek telefonu açtım.
"Efendim valide sultan!"
"Oğlum neredesin sen, hiç arayıp sormuyorsun?"
'E anne dakika başı sen arıyorsun zaten' demek istedim o an, tabi göt yemedi..
"Anneciğim biliyorsun üniversite işleri, öğrenciler falan kafamı kaşıyacak vakit bulamıyorum. Yoksa sen benim aklımdan çıkar mısın hiç?"
"Bilmem mi hiç çıkmam (!)"
"Ama anne ya.."
"Tamam tamam benim işim var şimdi kapatıyorum, hele bir arama bak ne oluyor o zaman görürsün ama anneyi."
"Tamam anneciğim Allaha emanet ol"
Sanırım her hafta aynı konuşmayı yaşıyoruz annemle. Haklı kadın ama benim de işim başımdan aşkın. Her zaman yaptığım gibi neyse bir ara ararım diyip telefonu attım bir kenara.
Bu yaşa geldim ama hala daha çocuk gibi bir ruhum var; bir şarkı açıp kıçımı başımı sallıyorum evde, ayak kokulu Doritos ( @&€&#) ve elmalı freşa ile kafayı buluyorum. Kendi kendime edebiyat yapmalarım falan, tuhaf biriyim. Ne yalan söyleyeyim iyiyim böyle. Kendi halimde yaşayıp gidiyorum.
Üstüme bir şeyler alıp evden çıkmaya karar verdim. Dışarıda yağmur yağıyor olması beni engelleyemez. Bugün yatış günü, istediğimi yaparım arkadaş! Bari Melih'i arayayım da beraber bir şeyler yapalım. Bu arada Melih ikizim, evet pırlanta gibi de bir ikizim var. Birbirimizi çok severiz, aslında aynı evde kalıyoruz ama bir haftalığına ofisinde sabahlaması gerekiyor. Mimar da kendisi işleri yoğunmuş eve geldiğinde sabah altıydı ilk gün. Sonra orada kalmaya karar verdi. Neyse ki bugün bitiyor yoğun şeysileri jdjfj Telefonu çıkartıp Melihi arayayım bari
"Neredesin oğlum! Çok sıkıldım haydi gel bir şeyler yapalım."
"Tamam benim de işim bitti zaten"
"Sahildeyim her zaman ki yerde haberin olsun" diyip kapattım telefonu, muhtemelen bütün sülaleme sövmüştür. Sahilde biraz yürüdüm Melih gelene kadar. Her zaman gezdiğimiz bir yer var, kayalıkların arasında pek de ıssız bi yer. Oturdum kayalıklara denizi izlemeye başladım. Tanrının verdiği en güzel hediyelerden biri, sonsuz bir mavilik. Ah mimarımız da gelmiş!
"Selam felsefik" diyip atladı boynuma. E ben ağabeyim sonuçta! Tamam aramızda iki dakika gibi kısa bir süre olabilir ama ben büyüğüm Allah Allah kdjd
"Selam mimar, gel otur özledim seni"
"Ben de ya bitti işler şükür"
"Yıllar geçmiş gibi sanki lan jdjdj"
"Aynen ya gel bir daha sarılayım jejc" her fırsatta da sarılır beyefendi, ben de severim kardeşime sarılmayı. Ne de olsa kan çekiyor jjfjc
Bayağı bir oturduk denizin karşısında bir denize bakıyoruz bir birbirimize. Sonunda kalktık eve doğru yürümeye başladık. Canım patates kızartması çekti ama Melih'e söylesem kızar şimdi, rejimde imiş beyefendi!! Neyse ki bu tür şeyleri pek saklayamıyorum hemen anlıyor bir şeyler sakladığımı.
"Çıkar ağznında ki baklayı felsefik"
"Ha? Şey ee.. Ne dedin?" ne söylediğimi ben bile anlamamıştım. Hep böyle oluyor, Allah bilir suratım kıpkırmızı olmuştur.
"Hadi söyle ne istedi canın gene"
"Bir an önce eve gidelim"
"İyi aman söyleme sen jdjjcjd"
Eve vardığımızda Melih duşa girdi ben de yatağıma uzandım..
YOU ARE READING
Merih
Teen FictionYapayalnız, kimsesiz, duygusuz, soğuk görünen biri. İnsanların önyargılarının içinde kaybolmaktan kendini alıkoyamayan, aslında kendi dünyasında 'beyaz' biri Merih. Siyahı kalbinde bulundurmayan biri.
