Gün doğmadan neler doğar

35 0 0
                                        

Aylardan mayıs ve yazın habercisi çiçekler açmıştı nihayet...
Sert kış geride kalmıştı, kuşların sesi etrafta yankılanıyordu...
Sedat bu ayın 20 sinde 21 ine basacakti..
Kendini içinden çıkamadığı duygulara kaptırmıştı...
Birini seviyordu ama buna kendini inandırmak ona zor geliyordu
Sevdiği kız, karşı komşuları ertan beyin kızı hazaldı...
Hazal 19 yaşında 1 65 boylarında kumral yeşil gözlü biriydi...
Sedat her akşam pencereden onların evine bakar off çeker bi sigara yakardı...
Korkuyordu konusmaktan ters bir tepki almaktan ya da utaniyordu...
Belkide hazal ona göre çok guzel biri olduğu için Kendini ona layık görmüyordu kim bilir...
Sedat liseyi bitireli 3 yıl olmuştu ve en büyük hayali polis olmaktı uzun boylu 80 kilolarında biriydi
2 3 senedir polisligi deniyor mulakatlarda eleniyordu bu onun canını çok sıkıyordu belkide hazala bu yüzden yaklaşamıyor du ona kendini bi meslek görev üstünde göstermek kendini böyle tanıtmak geçiyordu kalbinden...
Sabah saat 7 gibi sedat uyandi alarm çalıyordu kapattı ve elini yüzünü yıkayıp annesinin hazırladığı kahvaltıdan 3 4 lokma alıp kalkti sofradan ve yola koyuldu 2 senedir çalıştığı sirkete gidiyordu durağa geldi otobüs bekliyordu başını sağ tarafa çevirdi hazal ı gördü yüzünde uykusuzluk yerine bir tebessüm belirdi hazal galiba dershaneye gidiyordu otobüs geldi kalabalık sedat bindi otobüse hazalda arkasından bindi hazal sedatdan 1 durak sonra iniyordu sedat da her zaman yaptığı gibi hazalin indiği durakta indi hazali arkasından izledi ve o an ona seslenmek ve bütün duygularını haykırmak istedi ama cesaret edemedi hazali bir müddet izledikten sonra döndü ve işyerine 400 500 metre kadar yürüdü ve içeri girdi mesaisi başlamıştı ama sedat mesainin biran önce bitmesini akşam durakta hazali görmeyi hayal ediyor ve yaptığı isi unutuyordu...
Aksam saat 5 e gelmisti sedat heyacanli bir şekilde işyerinden ayrıldı ve durağa koştu hazalda dershaneden 5 gibi çıkıyordu sedatin amacı hazala yetismekti durağa vardi kimse yoktu görünüşe göre...
iclendi ve bi sigara yaktı. Otobüsün gelmesine yaklaşık 15 dk vardı
Hazal durağa daha yeni geliyordu sedat hazalı gördü ve sanki ilk kez görüp de aşık olmuş gibi heyacana kapıldı otobüs geldi hazal bindi arkasından da sedat...
Aynı durakta indiler hazal sedat dan önce indi yola koyuldu ama çantasından bi kağıt düşürdü. Sedat farketti kağıdı aldi. Baktı kağıt test kağıdı idi koştu ve hazal a yetişti...
"Bakarmısınız kağıdınızı düşürdünüz sanırım"
Hazal döndü ve. Tebessümle "aa çok sağolun ya bu kağıdın benim için ne kadar değerli oldugunu bilemezsiniz"
Sedat şaşırdı kafasında bir düşünceyle merak belirdi bu test kağıdı biri için ne kadar önemli olabilir ki diye geçirdi aklından...
Derken hazalin cümleleri ile sıçrar gibi oldu " siz zaten kağıda bakmışsınız sanırım ve aklınızdan geçiriyorsunuz dur test neden bu kadar önemli diye "
Sedat cevap verdi "doğru aklım dan geçmedi desem yalan olur peki neden önemli bu kağıt (test) sizin için?
" bu test ti bize matematik hocamız veriyor ve evde kesinlikle çözüp getirmemizi istiyor. Kayboldu gibi mazeretleri de kabul etmiyor.O yüzden. Bu kağıt önemli benim için...
Siz benim yarin yiyeceğim fircayida önlemiş oldunuz size ne kadar teşekkür etsem az, borcumu nasıl ödeyeceğim bilmiyorum"
"Ne borcu insanlık vazifemiz , kim olsa aynı seyi yapar " diyerek alçak gönüllü lüğünü belli etti hazala..
Bu tutum hazalinda hoşuna gitmişti çantasından bir kağıt kalem çıkardı ve telefon numarasını yazdı sedata uzattı.
Sedat çok şaşırmıştı "Bunu al burda telefomum yaziyor şimdi acilen eve gitmem gerekiyor mutlaka ara ama beni" sedatin dili tutulmuştu adeta...
Konusamadi sadece kafasını sallayabildi...
Hazalla ayrıldıktan sonra olayın şokunu üzerinden atamamışcasına düşüncelere daldı bu onun için bir fırsattı lakin ne yapacağını bilmiyordu evin yolunu unutmuş başka bir sokağa girdi dakikalarca etrafa boş boş bakarak yürüdü saat 7 ye geliyordu bir arabanın korna sesiyle kendine geldi etrafa baktı evinden çok uzak bir yere gelmisti. Sonra saate baktı 7 yi geçmişti döndü ve ilerde bi taksiye bindi 15 dk sonra eve varmıştı kapıyı çaldı. Annesi açtı kapıyı...
"Nerdesin sen oğlum saat kaç oldu ?"
"Anne işim biraz uzun sürdü ondan geç kaldım"
Baban içerde homurdanıp duruyor oğlum aramamışsında zaten"
Sedat içeri girdi selam verdi. Babası;
"Lan nerdesin sen. Neden haber vermiyorsun geç kalacağım diye!"
"Işim vardı"
"Başlatma lan işinden gücünden, yine nerelerdeydin kim bilir!"
"Neyse bi daha geç kalmam, anne benim karnım tok yorgunum odama geçicem"
"Oğlum birşeyler yeseydin olmaz böyle"
"Canım istemiyor neyse ben odama gidiyorum" sedat odasına gecti aklında hazal vardı birden yüzünde bir tebessüm belirdi.. Daha şimdiden hayallere dalmıştı.
Yarın tatildi sedat a ama kursu vardi sınavlar için...
Sedat bugün hiç olmadığı kadar mutluydu çünkü uzaktan bile bakmaya çekindiği kızın telefon numarasını almıştı... Telefonunu çıkardı kağıdı eline aldi ama kararsız kalmıştı şimdi aramak için uygun bir zaman mı diye..
Cesaretini topladı ve numarayı çevirdi
Kibar bir beyfendi edasına bürünerek;
"Alo Meraba"
"Merhaba"
"Tanıdınız mı beni?"
"Bugün telefonumu verdiğim kisi değil misiniz?"
"Ta kendisiyim, rahatsız etmiyorum umarım"
"Yoo ne rahatsızlığı bende müzik dinliyordum zaten. Kusura bakmayın daha tanışamadık isminiz neydi"
"Sedat benim ismim sizinki? Diye sordu ama zaten sedat biliyordu onun ismini belkide hayatta bildiği ona dair tek şeydi bu...
"Hazal benimde ismim...
Ee anlat biraz kendinden bahsetsene"
Sedat kısık bir ses tonuyla;
"Valla ne anlatıyım ben 21 yaşında lise mezunu hayali polislik olan şu anda hem bir şirkette çalışan. Hemde sınavlara hazırlanan sedat köksüz"
Hazal. Biraz neşeli bir sesle ;
"Ya sana otobiyografini anlat demedik biraz kendinden bahset dedik. Örneğin nelerden hoşlanırsın?
"Kitap okumaktan,yazmaktan şiir okumak tan vede yazmaktan müzik dinlenmek ten vede söylemekten futbol oynamaktan gibi gibi..."
"Oo sendede ne cevherler varmış maaşallah! demek şiirde yazıyorsun şair bey..."
Sedat yine tevazulu bir biçimde
"Ya aslında sadece yazarım iyimi yazarım kötümü onu bilmiyorum"
"okumayı çok isterdim doğrusu
Bende severim okumayı ama yazamam keşke yazabilsem"
"Sana yazdığım bir şiirimi okuyum istersen"
"Çok memnun olurum "
Sedat hemen şiir defterinden 54. Sayfayı açtı burda ona yazdığı bir şiir vardı. Zaten hepsini ona yazmıştı ama, bu içlerindeki en güzeliydi..
Sedat şair biri gibi hazala
"Hazırmısın" diye sordu
"Dinliyorum"
Ve sedatın dudaklarından döküldü mısralar.;
"Günler geçti Sevdim seni delicesine..
Kaptırdım sanki kendimi sevgi seline..
Hayal ettim taktım pırlantayı eline...
Rüyalarımda düşledim seni;
Benzettim sanki yanımda, dünyanın en güzel gelinine...
"Şimdi sözlerim anlaşılır gibi değil,
Ölümlü dünyada ölümsüzcesine...
Yalnız atan bu kalp bende degil,
Sadece sende;
Ve ben nefes aldığım sürece..."
"İnanamıyorum ne kadar güzel bunu gercekten sen mi yazdın?"
"Evet ben yazdım"
"Ya bu şiir şimdiye kadar okuduğum tüm şiirlerden daha güzel bence bırak polisligi şairliği seç"
Sedat gururlandı ama yine alçak gönüllü bir şekilde ;
"Yok canım abartma ben kim sairlik kim"
"Keşke benim yerimde olsanda kendi şiirini bi dinleseydin bana hak verirdin"
Sedat için den geçirdi keske yerinde degilde yanında olsam " derken hazalin sesiyle kendine geldi
"Alo sedat orda mısın iyi misin"
"İyiyim iyi sorun yok merak etme "
"Hmm tamam yaa sedat sey diyeceğim sonra konuşsak olurmu biraz uykum varda"
Sedat bu konuşmaların bitmesini hiç istemiyordu ama mecburen "tamam olur" dedi
Sedat yatağına uzanmış hayaller kurarken uyuyakaldı...
Saat 10 u gecmisti ama annesi sedatı biraz daha uyusun diye uyandırmamıştı..
Sedat kalktı saate baktı öğle vakti olmuştu..
Sedat telefonunu aradı yastığın altına bırakmıştı gece...
Arkadaşı ahmet 7 defa aramıştı...
Sedatın bugün kursu vardı...
Sedat aceleyle üstünü giydi annesi ne seslendi.
"Anne ben çıkıyorum akşam fazla gecikmem"
"Oğlum birşeyler ye de git olmaz öyle"
"Annem ben atıştırırım biseyler sen merak etme"
Deyip yola koyuldu sedat...
Otobüse binip arkadaşları ile her zaman gittiği bir cafeye  gidecekti
Orda Ahmetle buluşacaktı...
Ahmet sedatla aynı yaşta,sedatın liseye ilk başladığı sene tanıştığı birisiydi
Kardesi gibiydi,birbirlerinin dertlerini dinlerlerdi ve yalan söylemezlerdi birbirlerine asla...
Arkadaşlıkları nın bu kadar iyi olması
Sedatın hazalla konuştuğu şeyleri de Ahmete anlatması için gerekliydi çünkü bisey saklamazlardi iki kardeş aralarında...
Sedat otobüse bindi hava sıcaktı otobüste dolu olduğu için içerde nefes almak bir hayli zordu...
Sedat otobüse zorla binmisti çok doluydu ve şoför hala yolcu almaya çalışıyordu sedat şoföre;
"Yeter abi be 30 kişilik otobüse 150 kişi almak nedir yaa! "
Şoför sinirli bir şekilde döndü ve
"Sana mı soracağım kardesim kimi alıp almayacağımı,istemiyorsan binmezsin olur biter"
Sedat cok sinirlenmisti sesini daha çok yükseltti ve
"Ben polisi bi arayimda istersen ona anlat"
Sedat telefonunu çıkardı ve polisi aradı "Alo polis mi..he. Evet ya suan otobuseyim ve otobüs şoförü 30 kişilik otobüse 150 kişi almış mağduruz ve şoförden şikayetçiyiz..."
Peki efendim aracın plakası ve hangi hatta çalıştığını ve suan hangi istikamet te olduğunuzu söylerseniz size yardımcı olabiliriz
Sedat telefondaki polisin dediklerini söyledi ve aradan 20 dk gecmeden iki ekip otobüsü çevirdi ve. Mühürledi sedat için bu olay 1 saate mal olmuştu
Ama bi taraftan da çok pişmandı.
Hırsı uğruna bir şoförü işinden etmişti. Olay yerinden ayrılmadan bu işi düzeltmeye kadar verdi.
- memur bey ben sikayetimden vazgeçtim. Bu hattan otobüs  fazla sık geçmiyor o yüzden biraz kalabalık oluyor. Sofor beyin suçu yok oda emir kulu ben Sinirlenince birden böyle oldu iste.
-Demek böyle oldu. Çocuk oyuncağımı hemşerim bu?
- Memur bey özür dilerim benim suçum lütfen Affedin!
Sedat ın bu tutumu ve efendiliği polis memurunun hoşuna gitmişti.
-peki genç adam bu sefer senin hatrın için öyle olsun
-teşekkür ederim efendim çok sağolun
Kafeye geldiğin de orda bi ağaç buldu. Ağaç demişsem yani ağaç olan birisi ; Ahmet!
- Kardeş nerde Kaldın yaa saat kac oldu olum ders başlıcak
- Abartma oğlum ne dersi daha 3 saat var
- Kardes benim buraya geldigimde 5 saat vardi ama
- neyse dur sana ne anlatcam
Hani benimki vardi ya Hazal
-Ee nolmus hazala?
-numarasını aldim oooglum
- şaka yapıyorsun. Oglum ciddimisin lan sen ?
- ne sandın oğlum. Akşam konuştuk.
-kardesim bu çok iyi bi haber.
-ne iyisi oglum mükemmel lan mükemmel!
Ders saati gelmek üzereydi.
Doğru derse gittiler. Sedat bugün bi başka hevesle gidiyordu derse kim bilir onunla ilgili gerçekleri öğrendiğinde bu heves kalacak mıydı? Orası biraz şüpheli...

Sevda Denizi'nde Boğulmak Stories to obsess over. Discover now