Güne güzel başlamanın tek yolu bol köpüklü bir duş almaktır, her pazar Aylin abla balkonunu yıkar, aslında farkında bile olmadan bende nasiplenirim bundan. Aylin ablayı çok iyi tanırım, o her nekadar beni tanımıyor olsada.
İki günde bir çöpün kenarına poşetle kurumuş ekmeği bırakır benimde sütüm olursa içine doğrar yoksa suyla güzel bir yemek yerim hep duacısıyımdır.
Ha bu arada bu yazdıklarımı yanlış anlamayın ben hayatımdan memnunum helede dünyanın farklı yerlerindeki bir yudum suya muhtaç küçük çocukları düşündükçe elimdeki kuru ekmeğe öylesine sarılıyorumki anlatamam.
Her nekadar evsiz olsamda boş yatmak ve dilenmek iyi birşey değil, helede elin ayağın tutuyorsa.
Sabahları 7:30 gibi çöp kamyonu gelir onun sesi ile her yeni ve dolu güne uyanırım, keskin bir bıçağım var herşeyim diyebilirim çünkü beni sokaktaki hırsızdan, yüzümdeki sakaldan, kafamdaki saçtan her daim korumuştur.
Spor yapmayı çok severim çocukluktan beridir hayatımın yarısını oluşturuyor diyebilirim. Bu bilgi birikimini birazda değerlendiriyorum, üst mahalledeki belediyenin spor salonunu temizlemek şartıyla günde 1 saat orda diğer gençlerle birlikte spor yapıyoruz. Bağzen kendilerini nasıl savunacaklarını öğretiyorum onlara. Bu temizliğin karşılığında birde arta kalan yemekleri bana veriyorlar, hemde sıcak yemek bunlar haa öyle kuru ekmeğe benzemez. Bağzen bir kap çıkıyor bağzen ise bir tencereden daha fazla, benim gibi sokakta kalan abilerim var mahalle civarında hep arttığında onlara götürüyorum yemeği. Sağolsun Ayhan abi bana güvenip yemek tenceresini emanet ediyor, bende yemek bitince elimdeki imkanlarla yıkayıp geri veriyorum. Biliyorum onlar tekrar yıkıyorlar ama olsun saygısızlık etmek istemem.
Burasının neresi olduğunu yazılarımın sonuna doğru söyliyeceğim fakat şimdilik sahil şehri olduğunu bilmeniz yeterli. Bana bağzen çok dinç ve zeki diyorlar bir oltam var zamanında çöpten bulup tamir etmiştim kalem kadar ama baya sağlamdır haa bu oltayla 1 kiloluk çupra çektim ben neyse bolca balık yediğim için diye sanıyorum. Canım nezaman sıkılsa defterimi kalemimi birde çöpten bulduğum yem olacak şeyleri alır balığa giderim. Oltamı suya atar başlarım yazmaya gönlümden ne gelirse bağzen espiri bağzen hiddet.
Genelde iki günde bir balığa giderim genelde fazladan tuttuğum balıkları süt ekmek karşılığı satarım bağzense az da olsa para verirler. Size birşey diyeyimmi çok fazla param olsa bence hayatı bukadar doyasıya yaşıyamazdım bence daha 22 yaşındayım ama emekli olmuş yazlığında keyif çatan amcalar gibiyim. Aramızda kalsın bağzı arkadaşlarım daha sokakta kaldığımı bile bilmiyorlar helede bana sorduklarında benim evim her yer diyorum nekadarda özgürsün diyen var, karavanın mı var diyen bile var.
Her neyse size biraz insanlardan bahsedeyim, emin olun gerçek insanların kim olduğunu biliyorum artık, normalde insanlar sevecendir, saygılıdır birbirlerine ama söz konusu bizler olunca nasıl oluyorsa bir sohbetten bile uzak kalıyorlar. Ben hep meraklı birisi olmuşumdur herşeyi sorarım ve bilgili insanlardan alabildiğim kadar bilgi almaya çalışırım çünkü insan cebinin nekadar değil zihninin nekadar dolu olduğu zenginliğini gösterir. Genelde hep biriyle konuşmak istediğimde yakınına oturur onu çaktırmadan izlerim acaba ne yapıyor diye, yaptıkları davranışa görede konuşmak için konu bulurum, çoğu cevap bile vermeden ordan gidiyor ama olsun bu beni asla vazgeçiremez. Bağzen çok iyi niyetli insanlarla da karşılaşıyorum, genelde ya çocuk yada yaşlı insanlar oluyor çünkü çocuklar masumdur insan ayırmazlar yaşlılar ise mahkumdur insan ayıracak adam bulamazlar.
En çok sevdiğim insan tipi ise parkta kitap yada gazete okuyan gençlerdir, bence asıl geleceğimiz onlar çünkü yaşıtlarının yaptığı saçmalıklardan uzak ve amaçları bellidir, insanlığa faydalı olmak. Ben onlarla çok nadir konuşurum çünkü hiç bozmak istemem okumalarını. Bir genç var 17 yaşlarında her cumartesi gelir gazetesini okur yanında süt de getirir biraz kaba süt koyar ve yere bırakır okuması bitincede gazeteyi düzgün bir şekilde çöpe atmadan köşesine koyar, bir gün dayanamayıp yanına gittim ve konuşmak istedim biraz havadan bahsettik güneşten doğadan ve merak ettiğim şeyleri sorduğumda şöyle cevaplı; Sütü içipte bir kısmını hayvanlar için bırakıyorsun dediğimde şöyle cevap aldım ''Ben aslında paylaşmayı hiç bilmezdim bana bir kitap öğretti bunu'' peki gazeteyi her seferinde çöpün içine değilde kenarına neden koyuyorsun dediğimde ise '' Bilgi paylaşılmadıkça tamamen öğrenildi sayılmaz'' dedi. Çok garip bir gençti mantıklı konuşuyordu ve bilgili olduğu aşikardı.
Bugün oldukça yoğun geçti kendimden bahsettim bildiğim birkaç şeyi anlattım yarın yeni bir gün ve yazılacak çok şey var görüşürüz.
Devamı Sonra...p
YOU ARE READING
Ali'nin Günlüğü
Non-FictionÖlmüş olduğuna inandığım bir evsiz dostumun günlüğü. Bu günlük esrarengiz olaylar, duygusal ve trajedi içeriyor. Yakında size bambaşka bir hayat anlatıcam.
