1.Bölüm Zehirli Sarmaşık

128K 3.5K 685
                                    

Kitap olacağı için sadece ilk beş bölüm yayında ❤️


Geldiğim mezarlıktan ayrılırken, attığım birkaç adımdan sonra dönüp arkamda bıraktığım anneme ve babama baktığımda yanağıma düşen yaşları silmek için elimi kaldıracak gücü bulamadım. Geçmiyordu acıları, bitmiyordu içimde ki özlemleri. Kaç gece ağlayarak sabahlamıştım. Belki diyorum, belki biraz olsun kokularını alırım diye topraklarını kokluyorum ama olmuyor. Kaç yaşında olursam olayım onlara muhtacım işte; seslerine, kokularına, sevgilerine, kızım demelerine. Zamanla acın geçecek demişlerdi, ne geçen bir acım var ne de geri gelen annem ve babam.  Dalgın dalgın yürümeye devam ettiğim sırada kulaklarımı dolduran korkunç bir fren sesiyle durdum. Arabadan inen yaşlı adam kendisinden beklenmeyecek şekilde bana doğru öfkeyle gelirken nefesim kesildi. Eğer tam zamanında arabayı durdurmayı başarmasaydı, ölmüş olabilirdim. Yaşadığım korkudan dolayı elim ayağım titriyordu. Kalbim hızla atarken bağıran adamın gür sesi ile irkildim. Ne yapacağımı bilemiyordum, tanımadığım adam ise söylenerek bana doğru geliyordu. Kendime gelmem gerektiğini biliyordum ve hızlı olmalıydım yoksa adamın neler yapacağını kestiremiyordum. Adamın bir kez daha öfkeli sesini duymamla koşarak uzaklaşmaya başladım.
Nefes nefese konağın kapısından içeri girdiğimde istemeden de olsa dikkatleri üzerime çekmiştim. Avlunun ortasında ellerini arkadan bağlamış burnundan soluyan amcamla göz göze geldiğimde içimi kaplayan korkuyla olduğum yere çivilendim. Bir şeylerin ters gittiğini anladım ve mezarlık dönüşü yaşadıklarımı anlatmayı başka zamana erteledim. Büyük adımlar ile tam karşımda duran amcamın öfkesi biraz daha artmış olacak ki omuzlarımı sıktı. Gözlerini gözlerimden bir saniye olsun çekmedi. Dolan gözleri ile ne anlatmak istediğini anlamak istemiyordum. Kalbimi kaplayan korku dumanı başımı döndürüyor, ayaklarımı yerden kesiyordu. Bu bakışlar bana yıllar öncesini hatırlattı. Babamın öldüğünü söylediğinde de böyle bakmıştı bana. Soru soracak gücü kendimde bulamadığım için sadece bekledim. Amcam, canını sıkan şeyi söylemeden hemen önce derin bir nefes aldı.

“Kan davası bitsin dediler. O adamın oğlu da seninle evlenmek istediğini söyledi.”

Omuzlarımı sıkan güçlü eller iki yana düştü. İçimden bir şey kopup gitti. Ruhum çekilmişti sanki artık amcamın dediklerini duymuyordum bile. Ödeyeceğim bedeller bitmiyordu. Gözümden düşmeyi bekleyen yaşları zorlukla geri göndermeyi başardım. Amcam onu dinlemediğimi anlamış olacak ki koluma dokunup konuşmasına devam etti, beni her söylediğiyle çıkmaza sürüklediğini bilmeden.

“Kübra, kızım Allah şahidimdir elimizden hiçbir şey gelmiyor, para verelim dedik ama inatla kabul etmediler. Eğer sen evlenmem dersen, kaçar gideriz bu Urfa’dan.”

Amcamın dediğiyle canım daha çok yandı. Benim için bu yaşlı haliyle kaçmaktan bahsediyordu. Bana baba olmak için çırpınan bu adamın hakkını ödeyemezdim. Kimsesiz kaldığımda yanımda olmuştu. Evin evimdir demişti. Beni öz kızı gibi sevip saymıştı ve ben benim için yaptığı iyiliklere karşılık onu memleketinden uzak düşürüp hanesini dağıtamazdım, buna hakkım yoktu; ona karşı olan borcumu ödeme sırası artık bendeydi. Kendimle olan konuşmama bir son vererek amcamın elini tuttum.
“E…evlenirim.” dediğimde canımdan can giderken, boğazıma yapışan gizli ele engel olamıyordum. Gözlerim duvar dibinde ellerini yumruk yapmış olan Selim’le kesiştiği an bir damla yaş daha akıp gitti. Ağladığımı görmesiyle bana doğru döndü, başımı önüme eğip hızla odama koştum. Arkamdan kapattığım kapıya bedenimi yaslarken ayakta daha fazla durmayı başaramadım. Sevdiğim adamı arkamda bırakmam çok zor olacaktı. Birbirimize söz vermişken, ayrılmayacağımıza dair yeminler etmişken nasıl dayanacaktım bu ayrılığa? Nasıl elveda derdim ki? Nasıl, ‘ben gidiyorum, kendine iyi bak’ derdim, nasıl kendi hayatına başkasını al derdim? Dilim söylese gözlerim inkâr ederdi, aklım söylese kalbim. Aşkı, sevgiyi onunla öğrenmiştim ben. Kimi seversem seveyim hayat benden onu koparıyordu. Sessizce yaşlarımı akıtırken çalan kapıyla elimin tersiyle gözyaşlarımı silip ayağa kalktım. Kapıyı açtığımda karşımda yengem duruyordu. İçeriye gelmesi için kapıdan çekildim. İkimiz de yatağın kenarına oturduk. İçimde kopan kıyametin birazını da olsa kızarmış gözlerim yansıtıyordu. Birkaç kez ne diyeceğini bilememiş olacak ki sustu yengem. Daha sonra elini dizime koyup üzgün gözlerle konuşmaya başladı.

Tutsak Gelin (Kitap Oluyor)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin