¶ ZS-1 "Siyah'ın Varlığı"

22 2 0
                                        

Pera : Sevdiğim Kadın

SİYAH'IN VARLIĞI

Şans yolunda yürürken, ayağı takılıp düşen bir tek ben miydim acaba? Bu konuda cevapsız kalanların arasındayım, biliyorum. Peki ya... İkinci bir şans için koşulan yokuşta yuvarlanan var mı? Ah! Yine mi cevapsız sorular sordum?

Galiba.

Aslında siz de haklısınız. Hiç şanssız olmadığınız için belki de, bu yolları ve yokuşları bilmiyorsunuz. Ama ben bu yokuşlardan yuvarlana yuvarlana, yollardan düşe kalka bu günlere geldim. Şimdi siz diyeceksiniz ki...

"Bu kız ne yaşamış da bu kadar makale yapıyor?"

Ben 18 yaşımdan sonra yapacaklarımın listesini hazırlarken, önüme siyah bir liste daha eklendi. Artı bir de çocuk. Pardon, iki çocuk. Bu siyah listenin başında, tecavüzün olduğunu ben nereden bilebilirdim ki? Bedenim acı çekerken, ruhuma da işleneceğini nereden bileyim? Ya da ıssız bir sokağın benim çığlıklarımla lanetlenmesi, benim suçum muydu?

Koca bir HAYIR. Bu suç, tecavüzcünün suçu!

Konuya yavaş yavaş ışık tutuyorum. Aydınlanın Şanslı Benciller.

Kara liste daha 19 yaşımda aydınlığımı karartırken, bir de karanlığı bana bir ışık tutmuştu. Sanki ışığı hayatımda barındırmaz isem, cehennem bana kendini gösterecekti. Ama ben cehennemden ölesiye korkan bir kızdım. Hatta ben korkak bir kızdım. Bazen de babam sırf bu yüzden, bana 'Saf Korkak' derdi.

"Tek korktuğun, Allah olsun kızım. Sadece ondan kork."

"Ama baba ben çok korkuyorum."

"Kork o zaman kızım. Korku insanları güçlendirir. Sen saf kork. Saf ol. Şeytan olma. Sen sen ol. Çünkü cennet, seni sen diye kabul edecek. Sana kendini gösterecek. Sana, senin gibi olduğunu öğretecek."

"Cennet nasıl bir yer ki baba? Sen hiç gittin mi ki?"

"Aynaya bak kızım, görürsün cennetini."

Ben cenneti neden göremiyorum o zaman baba? Neden aynada, tecavüze uğramış bir zavallıyı görüyorum? Ya da tecavüzcünün çocuğunu...

Bir insan, yaşamını bir kitaba dökse ve başına yaşadığı kötü bir olayı yazsa diyelim. O sayfayı oradan yırtsan, diğer sayfalarda o günden hep izler kalır. Kendini hatırlatır. Benim ki de böyle birşey. Onun çocuğu, onu bana hatırlatan tek şey. Ama yine de onu, karanlığıma ışık tutan bir melek gibi seviyorum.

Göz kapaklarım uykuya ihanet ederek açılmaya başladığında, beyaz bir duvarla karşılaştım. Ardından burnuma haince sinen hastane kokusu, ciğerlerime yol aldı. Etrafımdan gelen fısıldaşmalar, yerini sessizliğe aldığında, kolumda bir el hissettim. Hemen sonra görüş açıma Eda girince, derin bir nefes aldım.

Zifr-i SiyahWhere stories live. Discover now